ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile vardığı yeni nükleer anlaşma, Tel Aviv yönetiminde şok etkisi yarattı. Analistlere göre anlaşma, İsrail’in İran’a yönelik savaş hedeflerinin hiçbirini gerçekleştirmiyor ve ülkeyi her açıdan daha zor bir duruma sokuyor. Trump’ın Tahran’la diplomatik bir mutabakata varması, İsrail’in son yıllarda İran’a karşı yürüttüğü baskı ve tehdit politikasını baltalarken, bölgesel güç dengelerini de yeniden şekillendiriyor.
Anlaşmanın İsrail’e Etkileri
İsrailli güvenlik uzmanlarına göre anlaşma, İran’ın nükleer programını kısıtlamakta yetersiz kalırken, Tahran’a ekonomik rahatlama sağlıyor. İsrail, uzun süredir İran’ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını engellemek için ABD’nin askeri seçeneği masada tutmasını istiyordu. Ancak Trump’ın anlaşması, yaptırımların hafifletilmesi karşılığında İran’ın uranyum zenginleştirmesini sınırlıyor; bu da İsrail’in “sıfır zenginleştirme” talebini karşılamıyor. Ayrıca, anlaşma İran’ın balistik füze programına veya bölgedeki vekil güçlere (Hizbullah, Husiler) yönelik herhangi bir kısıtlama getirmiyor. Uzmanlar, İsrail’in kuzey sınırında Hizbullah tehdidinin arttığı bir dönemde, bu anlaşmanın İran’a daha fazla mali kaynak sağlayacağını ve bunun da vekil güçlere aktarılacağını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşma, Ortadoğu’da yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, anlaşmayı ihtiyatla karşılarken; İran’ın nükleer programına ilişkin endişelerini koruyor. Rusya ve Çin ise anlaşmayı memnuniyetle karşılayarak bölgede nüfuz alanlarını genişletme fırsatı arıyor. ABD’nin bu hamlesi, Avrupa’da da farklı yankı buluyor; Almanya ve Fransa, anlaşmanın şeffaflık ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Öte yandan, İsrail’in anlaşmaya verdiği tepki, ABD-İsrail ilişkilerinde yeni bir gerilim yaratabilir. Netanyahu yönetimi, Trump yönetimine baskı yaparak anlaşmayı sulandırmaya veya ek protokoller eklemeye çalışabilir. Ancak Beyaz Saray’ın İran’la doğrudan müzakereleri tercih etmesi, İsrail’in geleneksel veto gücünü zayıflatıyor. Bu gelişme, aynı zamanda bölgede İran’a yakınlaşan ülkelerin elini güçlendirirken, İsrail-Suudi Arabistan normalleşme sürecini de olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump’ın İran anlaşması, Türkiye için karmaşık sonuçlar doğuruyor. Bir yandan anlaşma, İran’a uygulanan yaptırımların hafiflemesiyle Türkiye’nin enerji ticaretini ve ekonomik iş birliğini artırabilir. Türkiye, doğalgaz ve petrol ithalatında İran’a bağımlı olduğu için bu durum kısa vadede avantajlı görünüyor. Ancak diğer yandan, İran’ın bölgesel nüfuzunun artması, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki çıkarlarıyla çatışabilir. İran destekli grupların güçlenmesi, Ankara’nın terörle mücadele ve sınır güvenliği politikalarını zora sokabilir. Ayrıca, ABD-İsrail hattında yaşanan gerilim, Türkiye’nin NATO ve Batı ittifakı içindeki konumunu da etkileyebilir. Ankara’nın bu yeni denklemde dengeli bir politika izlemesi, hem ekonomik kazanımları korumak hem de güvenlik risklerini yönetmek açısından kritik önem taşıyor.