ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile imzaladığı anlaşma, Tahran yönetimine Hürmüz Boğazı üzerinde söz sahibi olma imkanı tanıdı. İran, bu anlaşmayı kendisine verilmiş bir yetki olarak yorumlarken, dünya enerji arzının can damarı olan bu stratejik su yolunda askeri güç kullanarak hakimiyetini pekiştiriyor. Uzmanlar, Trump'ın müzakere masasında elde ettiği kazanımların, İran'ın bölgedeki agresif tutumu karşısında yetersiz kaldığını belirtiyor.
Anlaşmanın Ardındaki Stratejik Hata
Trump yönetimi, 2018'de nükleer anlaşmadan çekildikten sonra İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikası izlemiş, ancak 2020'de imzalanan yeni anlaşmayla Tahran'a Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinde ortak sorumluluk vermişti. Anlaşma metninde 'ortak deniz güvenliği' vurgusu yapılırken, İran, bu ifadeyi kendi çıkarları doğrultusunda yorumlayarak boğazda geçiş kurallarını tek taraflı belirlemeye başladı.
İran Devrim Muhafızları, anlaşma sonrası boğazda düzenlediği tatbikatlarla bölgedeki askeri varlığını artırdı. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, küresel petrol arzının yaklaşık %20'si Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Tahran'ın bu geçişleri denetleme girişimleri, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere Körfez ülkelerinde ciddi endişe yarattı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin anlaşma sonrası bölgedeki deniz varlığını azaltması, İran'a stratejik bir avantaj sağladı. Beşinci Filo'nun bölgedeki faaliyetlerini azaltması, Tahran'ı cesaretlendiren en önemli faktör oldu. İran, son aylarda ticari gemilere yönelik artan müdahaleleriyle, uluslararası deniz hukukunu ihlal ettiği gerekçesiyle eleştiriliyor.
Petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar, İran'ın boğazdaki hakimiyet iddiasıyla doğrudan ilişkili. Ortadoğu'da artan tansiyon, küresel enerji piyasalarında belirsizlik yaratırken, Avrupa Birliği ve Asya ülkeleri alternatif enerji yolları arayışlarını hızlandırdı. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut durumun sürdürülemez olduğunu ve yeni bir krize yol açabileceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. İran'ın boğazdaki artan hakimiyeti, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından risk oluşturuyor. Ayrıca, Türkiye'nin Hazar petrollerini Batı pazarlarına taşıma stratejisi, İran'ın bölgesel güç iddialarıyla çelişiyor. Ankara, bu gelişmeleri yakından izlerken, hem İran hem de Körfez ülkeleriyle dengeli bir politika yürütmek durumunda. Boğazdaki krizin derinleşmesi, Türkiye'yi enerji maliyetleri ve arz güvenliği konusunda daha hassas hale getirecektir.