G7 zirvesinin kapanışında elindeki kâğıdı sıkıca tutan Trump, İran’la yaptığı ‘anlaşmadan’ övgüyle bahsederken aslında tam tersini kanıtlıyordu. Uzun süredir nükleer müzakerelerin çıkmazda olduğu Süveyş’ten Biarritz’e taşınan bu sözde başarı hikâyesi, başkanın kendi kafa karışıklığını ve baskı altındaki pozisyonunu gün yüzüne çıkardı. Ne var ki Trump’ın bu gösterisi, aslında Washington’un Tahran’a yönelik politikalarındaki kırılmaları ve bölgesel dengeleri etkileyecek bir belirsizliği de beraberinde getirdi.
Zirve Sahneleri ve Trump’ın Çelişkileri
Anlaşmanın maddeleri masadayken Trump bir yandan ‘tarihi bir adım’ diyerek kendini kutluyor, diğer yandan bu anlaşmanın ‘yetersiz’ olduğunu ima ediyordu. Basın önünde elindeki notlara sık sık bakan başkan, aslında ekibinin hazırladığı konuşma metnini okuyordu. Metinde yer alan ‘İran’ın iyi niyeti’ ifadesinin hemen ardından ‘ama onlara güvenmiyorum’ cümlesi geliyordu. Bu çelişki, G7 liderlerinin birçoğunda şaşkınlık yarattı. Öyle ki Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un arabuluculuk çabaları bile bu kafa karışıklığını gidermeye yetmedi.
Trump’ın kapanış konuşmasında İran rejimi hakkında ‘değişim sinyali veriyorlar’ ifadesi, aslında ABD’nin iç tartışmalarını da ele veriyordu. Zira haftalardır Beyaz Saray’da İran’a yönelik yaptırım mı yoksa müzakere masası mı kararı alınamıyor. Bu kararsızlık Trump’ın zirvede ‘anlaşma imzalayacağız’ demesine rağmen aynı cümle içinde ‘ama imzalamayabiliriz de’ eklemesiyle daha da netleşti.
Bölgesel Dengeler ve Küresel Yansımalar
Trump’ın bu tutumu, Orta Doğu’daki güç dengesi üzerinde doğrudan etki yaratacak. İran’a yönelik net olmayan politika, Suudi Arabistan ve İsrail gibi bölgesel aktörleri rahatsız ederken, Körfez’deki askeri varlığın artırılması yönündeki talepleri de güçlendiriyor. Öte yandan Avrupa ülkeleri, nükleer anlaşmayı kurtarmak için yoğun diplomatik çaba harcarken, Trump’ın bu belirsizliği onları da zorluyor. Zirvede konuşan Avrupalı diplomatlar, ‘bir gün anlaşma var, ertesi gün yok’ şeklinde özetlenen bu yaklaşımın güvenilirliği zedelediğini ifade ettiler.
Ortadoğu’da tansiyon yükselirken, Trump’ın kapanıştaki sözleri bölgeyi daha da karmaşık bir hale getirdi. ‘İran’la savaş istemiyoruz’ diyen başkan, hemen ardından ‘ama her seçenek masada’ eklemesi yaparak askeri müdahale ihtimalini canlı tuttu. Bu yüzden Basra Körfezi’ndeki tanker krizleri ve Husi saldırıları gibi olayların ardından tarafların tutumları daha da önem kazanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’la hem enerji hem de güvenlik alanında kritik bağlara sahip. Trump’ın bu belirsiz politikası, Türkiye’nin hem İran’la ticari ilişkilerini hem de Suriye ve Irak’taki iş birliğini doğrudan etkileyebilir. ABD’nin net bir çizgi çizememesi, Türkiye’nin Rusya ve İran’la denge politikasını sürdürmesini zorlaştırabilir. Ayrıca Türkiye’nin enerji arzının önemli bir kısmını oluşturan İran doğalgazı, olası bir krizde alternatif kaynak arayışını hızlandırabilir. Bu nedenle Türk diplomasisi, hem ABD hem de İran’la temaslarını artırarak olası bir çatışma durumunda arabulucu rolü üstlenmeye hazırlanıyor.