ABD Başkanı Donald Trump, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, İran'a yönelik yenilenen ABD askeri kampanyasının 'çok uzun sürmeyeceğini' belirtti. Bu açıklama, Tahran ile Washington arasında Temmuz ayından bu yana yaşanan en büyük ateş değişiminin hemen ardından geldi. Trump, Oval Ofis'te gazetecilere yaptığı kısa açıklamada, 'Bakalım ne olacak. Uzun sürmeyecek' ifadelerini kullandı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, operasyonun kapsamı ve hedefleri hakkında ayrıntı verilmezken, bölgedeki gerginliğin arttığı gözlemleniyor.
Gelişmenin Arka Planı: Artan Gerilim ve Askeri Hamleler
ABD ile İran arasındaki gerilim, özellikle 2020 yılının başında ABD'nin İranlı General Kasım Süleymani'yi Bağdat'ta düzenlediği hava saldırısıyla öldürmesinin ardından tırmanmıştı. İran'ın misilleme olarak Irak'taki Ayn el-Esad hava üssüne düzenlediği balistik füze saldırıları, iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti. Son günlerde yaşanan çatışma ise, Basra Körfezi'nde ABD savaş gemilerine yönelik tacizkar yaklaşımlar ve İran destekli milislerin ABD hedeflerine yönelik saldırıları sonrası başladı. ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri, son çatışmada İran'ın deniz kuvvetlerine ait gemilerin ABD Donanması'na ait gemilere ateş açtığını, ABD'nin de karşılık verdiğini doğruladı. Olayda ölen ya da yaralanan olmadığı bildirildi.
Uzmanlar, Trump'ın 'uzun sürmeyecek' sözlerinin, sınırlı bir askeri operasyona işaret ettiğini ancak bunun bir tırmanma riski taşıdığını belirtiyor. Stratejik düşünce kuruluşu RAND Corporation analistlerinden James Dobbins, 'ABD, İran'a karşı geniş çaplı bir savaş istemiyor. Ancak sınırlı bir operasyon bile yanlış hesaplamalar nedeniyle kontrol edilemez bir çatışmaya dönüşebilir' değerlendirmesinde bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Petrol Piyasaları ve Uluslararası Tepkiler
İki ülke arasındaki gerginlik, dünya petrol piyasalarını da etkiledi. Brent petrolün varil fiyatı, çatışma haberlerinin ardından yüzde 3'ün üzerinde artışla 76 dolara yükseldi. Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol sevkiyatının güvenliği, küresel enerji arzı için kritik önem taşıyor. Bu nedenle piyasalar, bölgedeki her türlü askeri hareketliliğe hassas tepki veriyor.
Uluslararası toplumdan da tepkiler geliyor. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, tarafları itidale davet ederek, 'Diplomasi ve müzakere yollarının açık tutulması gerektiğini' vurguladı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise ABD'yi 'bölgede istikrarı bozmakla' suçladı. Çin, iki ülkeyi diyalog yoluyla sorunları çözmeye çağırdı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 'tansiyonun düşürülmesi' çağrısında bulundu.
Bu gelişmeler, ABD'nin İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasının bir parçası olarak görülüyor. Trump yönetimi, 2018 yılında İran nükleer anlaşmasından çekilmiş ve ardından İran'a ekonomik yaptırımlar uygulamıştı. İran ise anlaşmadaki yükümlülüklerini kademeli olarak azaltarak uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırmıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile uzun bir kara sınırına sahip ve bölgedeki her türlü çatışma doğrudan güvenliğini etkileyebilir. ABD-İran arasındaki gerilimin artması, Türkiye'nin güney komşusu Irak'taki istikrarı da olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığı İran ile ticari ilişkileri de zarar görebilir. Ankara, daha önce benzer krizlerde tarafları itidale davet ederken, diplomasinin öncelikli olması gerektiğini vurgulamıştı. Bu tür bir çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşmesi, Türkiye'yi göç akınları, terör ve ekonomik istikrarsızlık gibi ciddi sonuçlarla karşı karşıya bırakabilir. Türkiye'nin, NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini de dengeleyerek, bölgesel istikrarın korunması için diplomatik girişimlerde bulunması beklenir.