Donald Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşünün ardından, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) biriminin gözetiminde bulunan kişiler arasında ölüm sayısı 50'yi aştı. Yeni bir rapora göre, gözaltı merkezlerindeki ölüm oranı son on yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu durum, insan hakları örgütlerinin ve göçmen hakları savunucularının tepkisini çekerken, ICE'in gözaltı koşulları ve tıbbi bakım eksiklikleri yeniden gündeme geldi. Rapor, ölümlerin büyük kısmının önlenebilir nedenlerden kaynaklandığını öne sürüyor.
Gelişmenin arka planı
Donald Trump, 20 Ocak 2025'te yeniden başkanlık yemini ederek göreve başladı. İlk günlerinden itibaren, göçmenlik politikalarında sertleşmeye gitti ve ICE'in yetkilerini genişletti. Bu dönemde, ICE gözetimindeki kişi sayısı hızla arttı ve beraberinde ölüm vakaları da yükseldi. Raporu hazırlayan sivil toplum kuruluşu, 2025 yılının ilk iki ayında en az 52 kişinin hayatını kaybettiğini belgeledi. Ölüm nedenleri arasında kalp krizi, kanser, enfeksiyonlar ve intihar yer alıyor.
ICE gözetimindeki ölüm oranı, 2014 yılından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Bir önceki Biden yönetimi döneminde benzer bir sürede kaydedilen ölüm sayısı 20 civarındayken, Trump döneminde bu sayı iki kattan fazla arttı. Rapor, özellikle Teksas ve Kaliforniya'daki büyük gözaltı merkezlerinde durumun kritik olduğunu vurguluyor. Gözaltı koşullarının kötüleştiği, tıbbi personel eksikliği ve yetersiz bakımın ölümlerde etkili olduğu ifade ediliyor.
Küresel ve bölgesel boyut
Bu gelişme, ABD'nin göçmenlik politikalarına yönelik eleştirileri yeniden alevlendirdi. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi ve Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşlar, ABD'yi uluslararası insan hakları standartlarına uymaya çağırdı. Özellikle Meksika ve Orta Amerika ülkeleri, vatandaşlarının ABD'de karşılaştığı muamele nedeniyle endişeli. Bölgedeki göçmen grupları, ABD sınır politikalarının insani bir krize yol açtığını savunuyor.
Avrupa Birliği de konuya yakından takip ediyor. AB yetkilileri, göçmenlerin insan haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini vurgularken, Trump yönetiminin politikalarını eleştiriyor. Öte yandan, bu durum ABD'nin uluslararası itibarını zedeliyor ve diğer ülkelerin göç politikalarını şekillendirmede referans alabileceği bir örnek teşkil ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, düzensiz göçle mücadelede önemli bir aktör olarak ABD'deki gelişmeleri yakından izliyor. ICE gözetimindeki ölümler, sıkı göç politikalarının insani bedeline dair bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye'nin kendi göç yönetimi uygulamalarını uluslararası standartlarla uyumlu hale getirme çabaları açısından bu rapor dikkate değer. Ayrıca, ABD'deki insan hakları ihlalleri, Türk kamuoyunda ABD'nin çifte standart uyguladığı algısını güçlendirebilir ve Türk dış politikasındaki söylemleri etkileyebilir.