ABD Başkanı Donald Trump, 31 Mart 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri’nin Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü "devraldığını" ve bu stratejik su yolunun korunması karşılığında ücret alınacağını duyurdu. Bu açıklama, Washington ile Tahran arasında Basra Körfezi'ndeki hayati deniz ticaret yolu üzerindeki gerilimin yeniden alevlendiği bir dönemde geldi. Trump, "Hürmüz Boğazı daha önce bir sorun değildi, ta ki ABD ve İsrail..." ifadelerini kullanarak, İran'ı bölgedeki istikrarsızlığın ana kaynağı olarak suçladı. ABD lideri, boğazın güvenliğini sağlamanın maliyetinin diğer ülkeler tarafından karşılanması gerektiğini vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir su yoludur. ABD ve İran arasında uzun süredir devam eden gerilim, son haftalarda İran'ın bölgedeki askeri tatbikatlarını artırması ve ABD'nin yeni yaptırımlar duyurmasıyla tırmanmıştı. Trump'ın son açıklaması, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırma niyetini yansıtıyor. İsrail'in de dahil olduğu iddiası, bölgesel dengeleri daha da karmaşık hale getiriyor. İran Dışişleri Bakanlığı, Trump'ın sözlerine henüz resmi bir yanıt vermedi ancak Tahran yönetimi daha önce boğazın kapatılması tehdidinde bulunmuştu. Uzmanlar, bu tür bir adımın küresel enerji piyasalarında şok dalgaları yaratabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın açıklaması, sadece ABD-İran ilişkilerini değil, aynı zamanda Basra Körfezi'ndeki tüm aktörleri etkiliyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi ülkeler, petrol ihracatları için Hürmüz Boğazı'na bağımlı. ABD'nin boğazı "devralması", bu ülkelerin deniz güvenliği stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Ayrıca, Çin ve Hindistan gibi enerji ithalatçısı ülkeler, petrol fiyatlarındaki olası artıştan endişe duyuyor. Trump'ın "ödeme" çağrısı, müttefikler arasında yeni bir mali tartışmayı da beraberinde getirebilir. NATO ve diğer uluslararası kuruluşlar konuya temkinli yaklaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki bu gelişme, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğalgaz ithalatında bu boğaza bağımlı olmasa da, küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar Türk ekonomisini etkileyebilir. Ayrıca, ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye'nin komşusu İran ile ilişkilerinde yeni baskılar yaratabilir. Ankara, bölgede istikrar ve deniz ticaret yollarının açık kalmasından yana bir politika izlerken, ABD'nin tek taraflı adımları karşısında dengeli bir duruş sergilemeye çalışıyor. Türkiye'nin Katar ve diğer Körfez ülkeleriyle olan askeri ve ekonomik iş birlikleri, bu krizde bölgesel bir arabuluculuk rolünü mümkün kılabilir.