ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın yenilgiye uğratılmasının ardından Hürmüz Boğazı'nın Amerikan toprağı ilan edileceğini açıkladı. Trump, ulusa sesleniş konuşmasında, boğazın kontrolünün stratejik önemine vurgu yaparak, "Boğaz, bundan sonra ABD'nin bir parçası olacak" dedi. Bu açıklama, İran'ın ABD ve İsrail saldırılarına yanıt olarak boğazı kapattığı ve küresel enerji fiyatlarının rekor seviyelere ulaştığı bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir enerji koridoru. Bölgede son haftalarda tırmanan gerilim, İran'ın boğazı kapatma kararı almasına yol açtı. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik ortak askeri operasyonları, Tahran yönetimini bu adımı atmaya itti. İran Devrim Muhafızları, boğazdaki tanker geçişlerini durdurduğunu ve bölgeye mayın döşediğini duyurdu.
Trump, boğazın kontrolünün ABD'ye geçmesiyle enerji akışının güvence altına alınacağını savundu. Ancak bu açıklama, uluslararası hukuk çerçevesinde ciddi tartışmalara yol açtı. Uzmanlar, bir ülkenin başka bir devletin karasularını tek taraflı olarak ilhak etmesinin Birleşmiş Milletler Şartı'na aykırı olduğunu ve bölgesel bir savaşı tetikleyebileceğini belirtiyor.
Öte yandan Trump, Amerikan halkına daha yüksek benzin fiyatlarına hazır olmaları çağrısı yaptı. Boğazın kapanmasıyla petrol fiyatları varil başına 130 doların üzerine çıkarken, ABD'de akaryakıt fiyatları son bir ayda yüzde 25 arttı. Beyaz Saray sözcüsü, "Bu geçici bir fedakarlık; ulusal güvenliğimiz için bedel ödemek zorundayız" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'nın kapanması, sadece ABD'yi değil, tüm dünya ekonomisini etkiliyor. Asya'nın enerji ihtiyacının büyük kısmını karşılayan bu güzergâhın kapatılması, Çin, Japonya ve Hindistan gibi ülkelerde enerji krizi endişelerini artırdı. Uluslararası Enerji Ajansı, mevcut petrol rezervlerinin yaklaşık 90 gün yetebileceği uyarısında bulundu.
ABD'nin boğazı topraklarına katma planı, Körfez ülkelerinde de tedirginlik yarattı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, bölgesel istikrarın bozulmasından endişe ederken, Rusya ve Çin, ABD'nin bu hamlesini kınadı. Moskova yönetimi, "Bu açıklama, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir ve BM Güvenlik Konseyi'ne taşınacaktır" açıklamasını yaptı.
ABD'nin askeri olarak boğazı ele geçirmek için harekete geçmesi durumunda, İran'la doğrudan bir çatışmanın kaçınılmaz olacağı değerlendiriliyor. Pentagon kaynakları, Basra Körfezi'ndeki uçak gemisi görev gücünün alarma geçirildiğini ancak henüz bir işgal emri verilmediğini aktarıyor. Bölgedeki NATO müttefikleri, ABD'nin bu tek taraflı kararına destek vermeyeceklerini sinyalini verdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın kapanması, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini doğrudan etkileyen bir gelişme. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir bölümünü bu güzergâhtan sağlıyor. Boğazın kapanması, enerji maliyetlerini artırarak Türkiye'nin cari açığı üzerinde baskı oluşturabilir. Ankara'nın, hem ABD hem İran'la diyalog kanallarını açık tutarak bölgesel bir krize sürüklenmemesi kritik. Ayrıca, Türkiye'nin enerji koridorlarını çeşitlendirme çabaları (TANAP, Mavi Akım) bu krizde daha da önem kazanıyor. Türk diplomasisi, BM çerçevesinde bir çözüm için arabuluculuk rolü üstlenebilir.