ABD Başkanı Donald Trump, İran ve Yemen'deki Husilerle yaşanan çatışmaların ardından kapatılan Hürmüz Boğazı'nın ne zaman yeniden açılacağına dair birbiriyle çelişen açıklamalar yaptı. Trump, bir açıklamasında boğazın derhal açılacağını belirtirken, başka bir konuşmasında bunun haftalar alabileceğini söyledi. Hürmüz Boğazı, küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu olup, bu belirsizlik petrol fiyatlarında dalgalanmalara ve bölgesel tansiyonun yükselmesine yol açtı.
Gelişmenin Arka Planı
Trump'ın çelişkili zamanlaması, ABD'nin İran'a yönelik maksimum baskı politikasının ortasında geldi. Geçtiğimiz haftalarda, İran destekli Husilerin Kızıldeniz ve Hint Okyanusu'nda ticari gemilere saldırıları artmış, ABD ve müttefikleri hava operasyonları düzenlemişti. Trump, Husilerin yeni gemilere ateş açması halinde doğrudan İran'ı sorumlu tutacağını söyledi. Bu süreçte, boğazdan geçen petrol tankerlerine yönelik güvenlik tehditleri nedeniyle birçok şirket sevkiyatları durdurdu.
Trump'ın açıklamaları, ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) resmî değerlendirmeleriyle de örtüşmüyor. Pentagon yetkilileri, boğazın tam olarak güvenli hale gelmesinin haftalar sürebileceğini, mayın temizliği ve istikrar operasyonlarının halen devam ettiğini belirtiyor. Beyaz Saray'dan yapılan farklı açıklamalar ise ABD yönetimindeki koordinasyon eksikliğini gözler önüne serdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'nın kapanması, Suudi Arabistan, Irak ve diğer Körfez ülkeleri için doğrudan petrol ihracatını sekteye uğratırken, Çin ve Hindistan gibi enerji ithalatçıları için de arz güvenliği riski oluşturuyor. Enerji piyasalarında mevcut belirsizlik, ham petrol fiyatlarını varil başına 85 doların üzerine taşıdı. İran, boğazın kontrolünü elinde tutarak stratejik bir koz elde ederken, ABD'nin askeri varlığı da bölgede gerginliği artırıyor. Rusya ve Çin, İran'a destek sinyali verirken, ABD'nin tek taraflı müdahalesine karşı çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez bölgesinden ithal etmekte olup Hürmüz Boğazı'ndaki aksama ve çelişkili zamanlama ifadeleri, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve maliyetleri üzerinde doğrudan baskı oluşturuyor. Petrol fiyatlarındaki olası artış, cari açığı büyütebilir ve enflasyonist baskıları tetikleyebilir. Diplomatik açıdan, Türkiye'nin bölgede arabuluculuk yapma potansiyeli bulunsa da, ABD-İran arasındaki gerilimde tarafsız kalma stratejisi zorlaşıyor. Montrö Boğazlar Sözleşmesi benzeri bir uluslararası hukuk çerçevesinde Hürmüz'ün serbest geçişini savunması, Ankara'nın çıkarına olabilir.