ABD yönetiminin Hürmüz Boğazı'nda ticareti engelleme ve İran limanlarını abluka altına alma planlarına yönelik açıklamaları, küresel petrol fiyatlarında sert bir yükselişe neden oldu. Başkan Donald Trump'ın, Boğaz'dan geçen gemilere ağır vergiler getirilmesi tehdidi, enerji piyasalarında panik havası yarattı. İran ve ABD arasında artan askeri gerilimin yanı sıra, diplomatik kanallardan yapılan karşılıklı uyarılar, tüm gözleri dünyanın en kritik petrol geçiş noktasına çevirdi.
Gelişmelerin arka planı: Gerilim nasıl tırmandı?
Olayların fitilini ateşleyen gelişme, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını sıkılaştıracağını duyurması oldu. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, İran'ın petrol ihracatını tamamen durdurma hedefi doğrultusunda, Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik denetimlerin artırılacağı ve geçiş ücretlerinin 'caydırıcı seviyeye' çıkarılacağı belirtildi. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Boğaz'ı kullanmak isteyen her ülke bunun bedelini ödeyecek. Amerika tek başına bu yükü taşımaz" ifadelerini kullandı.
İran yönetimi ise bu adımlara sert tepki gösterdi. Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami, "Boğaz'ın kapatılması savaş sebebidir" uyarısında bulunurken, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, abluka girişiminin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve Tahran'ın meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğunu bildirdi. Karşılıklı açıklamaların ardından bölgedeki askeri hareketlilik dikkat çekici şekilde arttı. İran'a ait sürat botlarının Hürmüz Boğazı'nda devriye gezen ABD savaş gemilerine yakın manevralar yaptığı görüntüler kaydedildi.
Petrol piyasaları bu gelişmelere anında tepki verdi. Brent petrolün varil fiyatı bir günde yüzde 5 artarak 85 dolar seviyesini aştı. ABD ham petrolü (WTI) ise 81 doların üzerine çıktı. Enerji analistleri, boğazın kapatılması durumunda petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkabileceği uyarısında bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut: Kimler etkilenecek?
Hürmüz Boğazı, küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sine ev sahipliği yapıyor. Günde ortalama 17 milyon varil petrol buradan geçerken, dünyanın en büyük enerji tüketicileri olan Çin, Japonya, Hindistan ve Güney Kore için bu geçiş hayati önem taşıyor. Boğaz'ın kapatılması veya ciddi şekilde kısıtlanması, Asya ülkelerinde enerji krizine yol açabileceği gibi, Avrupa'nın da İran ve Körfez ülkelerinden yaptığı petrol ithalatını sekteye uğratabilir.
ABD'nin müttefiki Suudi Arabistan konuya temkinli yaklaşıyor. Riyad yönetimi, boğazın güvenliğinin sağlanması için uluslararası bir deniz gücü oluşturulması önerisini gündeme getirirken, Trump yönetimi bu öneriye sıcak bakmıyor. ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri, "Bizim donanmamız yeterli" mesajı veriyor. Öte yandan Rusya, gerilimin derinleşmesinden endişe duyduğunu belirterek taraflara itidal çağrısı yaptı.
Uzmanlar, Trump'ın bu hamlesinin aslında İran'ı müzakere masasına çekme taktiği olabileceğini düşünüyor. Uluslararası Kriz Grubu'ndan Ali Vaez, "Trump, maksimum baskı politikasını yeniden canlandırmak istiyor. Ancak bu kez elinde daha az koz var. İran'ın nükleer programı ilerlemiş durumda ve Tahran'ın taviz verme niyeti yok" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini doğrudan tehdit eden bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye, ihtiyacı olan petrolün önemli bir kısmını Irak ve İran'dan temin ederken, boğazın kapatılması halinde bu iki ülkeden yapılan sevkiyatlar durabilir. Alternatif olarak Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattı devreye girebilse de, bu hat yeterli kapasiteye sahip değil. Ayrıca, petrol fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye'nin cari açığını artırarak enflasyon üzerinde baskı yaratabilir. Ankara'nın, gerginliğin tırmanmaması için hem ABD hem de İran nezdinde diplomatik girişimlerini artırması bekleniyor.