ABD Başkanı Donald Trump, silahlı kuvvetlerine İran'ın tüm elektrik santrallerini ve stratejik köprülerini imha etme emri vereceğini duyurarak, Tahran yönetimini müzakere masasına zorlama stratejisini bir üst seviyeye taşıdı. Trump, haftaya başlayacak operasyonla İran'ın enerji altyapısını tamamen çökertmeyi hedeflediğini belirtti. Bu açıklama, Hürmüz Boğazı'nda İran ile ABD arasında yaşanan son krizin ardından geldi.
Gelişmenin arka planı
Trump, 14 Temmuz 2026 tarihli bir basın toplantısında, 'İran'ın tüm elektrik santrallerini ve köprülerini havaya uçuracağız' ifadelerini kullandı. Başkan, bu saldırının hedefinin İran'ı müzakereye zorlamak olduğunu ve 'ülkenin altyapısını paramparça ederek' Tahran'ın direncini kırmayı amaçladığını söyledi. Daha önce de İran'a yönelik tehditler savuran Trump, bu kez somut hedefler sıralayarak tansiyonu yükseltti.
Hürmüz Boğazı'nda son haftalarda yaşanan gerilim, İran devrim muhafızlarının bölgedeki ticari gemilere el koyması ve ABD Donanması'nın karşı hamleleriyle tırmanmıştı. Petrol tankerlerinin geçişini engellemekle tehdit eden İran, uluslararası toplumun sert tepkisiyle karşılaşmıştı. Trump yönetimi, Tahran'ın bu hamlelerine karşılık askeri güç kullanma seçeneğini masada tutuyor.
Uzmanlar, İran'ın elektrik santrallerine yönelik bir saldırının sivil halkı ciddi şekilde etkileyeceği ve bölgesel bir insani krize yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Enerji altyapısının vurulması, İran'da sağlık hizmetlerinden su pompalarına kadar temel hizmetleri felç edebilir. Ayrıca, Irak ve Afganistan gibi komşu ülkeler de İran elektriğine bağımlı olduğu için etkilenebilir.
Bölgesel veya küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu. Bu nedenle bölgedeki herhangi bir çatışma, küresel enerji piyasalarını anında etkiliyor. Petrol fiyatları, Trump'ın tehdidi sonrası varil başına 95 doların üzerine çıkarak son iki yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Piyasalar, olası bir askeri çatışmanın arz kesintisine yol açacağı endişesiyle yükselişe geçti.
Avrupa Birliği, Çin ve Rusya, Trump'ın tehditlerine karşı ortak bir açıklama yaparak itidal çağrısında bulundu. BM Güvenlik Konseyi acil toplantı kararı alırken, Fransa ve Almanya arabuluculuk girişimlerini hızlandırdı. İranlı yetkililer ise, ABD'nin saldırgan tutumuna karşılık 'umulmadık misillemeler' yapacaklarını ve tüm bölgeyi istikrarsızlaştırabileceklerini ima etti.
Uzun vadede, İran'ın enerji altyapısının çökertilmesi, ülkenin nükleer programına yönelik endişeleri de artırabilir. Tahran, barışçıl olduğunu iddia ettiği nükleer çalışmalarını hızlandırabilir ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla ABD ve müttefiklerine karşı asimetrik savaş yöntemlerini devreye sokabilir. Bu durum, Ortadoğu'da uzun süreli bir kargaşaya zemin hazırlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile enerji ticaretinde önemli bir ortak konumunda. Trump'ın tehdit ettiği elektrik santrallerinin vurulması, Türkiye'nin İran'dan ithal ettiği doğalgaz ve elektrik akışını kesintiye uğratabilir. Ayrıca, Hürmüz Boğazı'ndaki gerginlik, Basra Körfezi'nden geçen petrol tankerlerini etkileyerek Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir. Türkiye, hem ABD hem İran ile diyalog kanallarını açık tutarak bölgesel bir çatışmanın sıcak çatışmaya dönüşmesini engellemeye çalışıyor. Hükümet, diplomatik girişimlerle tansiyonun düşürülmesi için arabuluculuk rolü üstlenebilir.