ABD Başkanı Donald Trump, İran'la yürütülen nükleer müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması halinde Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere ABD tarafından geçiş ücreti uygulanacağını duyurdu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran'ın nükleer programı konusunda anlaşmaya yanaşmaması durumunda, stratejik boğazdan geçiş yapan tüm ticari ve askeri gemilerden ABD'nin pay talep edeceğini belirtti. Bu tehdit, küresel enerji nakliyatının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı yeniden uluslararası gündemin odağına taşıdı.
Gelişmenin arka planı
Trump'ın bu açıklaması, İran ile ABD arasında nükleer anlaşma konusunda tırmanan gerilimin bir parçası olarak değerlendiriliyor. 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (JCPOA) 2018'de tek taraflı olarak çekilen ABD, İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koymuştu. İran ise anlaşmadaki taahhütlerini askıya alarak uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırmıştı. Trump yönetimi, Tahran'ın nükleer programını sınırlandırmak için yeni bir anlaşma arayışında olduğunu belirtirken, İranlı yetkililer ise ön koşulsuz müzakerelere hazır olduklarını ancak ABD'nin eski anlaşmaya dönmesi gerektiğini vurguluyor. Geçiş ücreti tehdidi, ABD'nin İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
Uzmanlar, Trump'ın bu hamlesinin uluslararası hukuka aykırı olabileceğine dikkat çekiyor. Hürmüz Boğazı, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi kapsamında uluslararası geçiş suları olarak kabul ediliyor. ABD'nin tek taraflı olarak geçiş ücreti talep etmesi, bölgedeki diğer ülkeler ve başta Çin olmak üzere büyük enerji ithalatçılarının tepkisini çekebilir. Ayrıca, bu tehdit, İran'ın boğazı kapatma tehditlerine karşı bir misilleme olarak da yorumlanıyor. İran, geçmişte petrol ihracatını engellemeye yönelik yaptırımlara yanıt olarak Hürmüz Boğazı'nı kapatmakla tehdit etmişti.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi ve Hint Okyanusu'na bağlayan dar su yoludur. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık %20'si ve sıvılaştırılmış doğalgazın önemli bir kısmı bu boğazdan geçiyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi Körfez ülkelerinin enerji ihracatı için hayati önem taşıyan bu geçiş güzergahında herhangi bir aksama, küresel enerji fiyatlarında ani yükselişe ve tedarik zincirinde kırılmaya yol açabilir.
Trump'ın tehdidi, aynı zamanda ABD'nin bölgedeki askeri varlığını da sorgulatıyor. ABD Donanması, Beşinci Filo aracılığıyla boğazda serbest geçişi sağlamak için düzenli olarak devriye geziyor. Geçiş ücreti uygulaması, ABD'nin bu rolünü ticari bir araç haline dönüştürebilir ve bölge ülkeleri ile ABD arasında yeni gerilimlere neden olabilir. Avrupa Birliği ve Japonya gibi enerji ithalatçıları, bu tür bir uygulamanın uluslararası ticareti sekteye uğratacağı endişesiyle ABD'ye itiraz edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerden doğrudan etkilenebilir. Boğazın geçişe kapatılması veya ek vergiler uygulanması, Türkiye'nin İran ve Körfez ülkelerinden yaptığı ham petrol ve doğalgaz alımlarının maliyetini artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin uluslararası deniz ticaretinde önemli bir aktör olması, boğazdaki her türlü aksamanın Türk limanlarına olan ticaret akışını da olumsuz etkileyebileceği anlamına geliyor. Diplomatik açıdan, Türkiye, ABD'nin bu tek taraflı adımına karşı uluslararası hukuku savunan bir pozisyon alabilir ve bölgede istikrarın korunması için diyalog çağrısında bulunabilir. Öte yandan, Türkiye'nin İran ile enerji ve ticaret ilişkileri, ABD yaptırımlarının gölgesinde zaten hassas bir dengede ilerliyor; Trump'ın bu tehdidi, Ankara'nın Tahran-Washington arasındaki denge politikasını daha da karmaşık hale getirebilir.