ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nda 60 gün boyunca hiçbir ücret alınmayacağını açıklayarak İran'a yönelik bir ultimatom verdi. Trump, bu sürenin ardından ABD'nin bölgede kendi geçiş ücretlerini uygulamaya koyabileceği uyarısında bulundu. Karar, İran'ın devrim muhafızlarına bağlı Hatam el-Enbiya Merkez Karargahı'nın, ABD'nin taahhütlerini ihlal ettiği ve İsrail'in Lübnan'da ateşkesi çiğnediği gerekçesiyle boğazı kapatma tehdidinin ardından geldi.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. İran, geçmişte de bu boğazı kapatma tehdidinde bulunmuş, ancak uluslararası toplumun müdahalesiyle bu tehditler gerçekleşmemişti. Son olarak, İran'ın Hatam el-Enbiya Merkez Karargahı, ABD'nin nükleer anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirmediği ve İsrail'in Lübnan'da ateşkesi ihlal ettiği gerekçesiyle boğazı kapatma kararı aldığını duyurdu. Trump yönetimi, bu adımı 'kabul edilemez' olarak nitelendirdi ve 60 günlük bir süre tanıdı.
Trump, yaptığı yazılı açıklamada, 'Hürmüz Boğazı'ndan geçişler 60 gün boyunca tamamen ücretsiz olacak. Bu sürenin sonunda, ABD'nin bölgedeki çıkarlarını korumak adına gerekli görülmesi halinde geçiş ücretleri uygulamaya koyabiliriz' ifadelerini kullandı. Açıklamada, bu hamlenin 'uluslararası deniz ticaretinin güvenliğini sağlama' amacı taşıdığı belirtildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, küresel enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açabilir. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri, petrol ihracatını büyük ölçüde bu boğaz üzerinden yapıyor. Uzmanlar, olası bir kapanmanın petrol fiyatlarını varil başına 150 doların üzerine çıkarabileceği uyarısında bulunuyor.
İran'ın boğazı kapatma tehdidi, sadece ekonomik değil, aynı zamanda askeri bir gerilimi de beraberinde getiriyor. ABD, bölgedeki Beşinci Filosu ile sürekli varlık gösteriyor. Trump'ın ultimatomu, Tahran yönetimine doğrudan bir meydan okuma olarak algılanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı'ndan henüz resmi bir yanıt gelmezken, devrim muhafızları tehditlerini sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın statüsü, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da, enerji fiyatlarındaki olası artış Türkiye'nin cari açığı ve enflasyonu üzerinde baskı oluşturabilir. Türkiye, petrol ihtiyacının büyük kısmını Orta Doğu'dan karşıladığı için, boğazın güvenliği enerji arz güvenliği açısından kritik öneme sahip. Ayrıca, Türkiye'nin Montrö Sözleşmesi çerçevesinde Boğazlar üzerindeki egemenliği, benzer bir tartışmanın uluslararası hukuk bağlamında Türkiye'yi de ilgilendirebileceğini gösteriyor. Bölgesel bir kriz, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü yeniden ön plana çıkarabilir.