Eski ABD Başkanı Donald Trump, İsrail'in Lübnan merkezli Hizbullah örgütüne karşı yürüttüğü operasyonlarda 'daha cerrahi' saldırılar yapılması gerektiğini savundu. Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, İsrail'in Hizbullah hedeflerine yönelik vuruşlarını 'çok zayıf' olarak nitelendirirken, daha hassas ve etkili müdahale çağrısında bulundu. Eski ABD liderinin bu çıkışı, İsrail ile Hizbullah arasındaki sınır ötesi çatışmaların yoğunlaştığı bir döneme denk geldi. Trump'ın sözleri, bölgede ABD politikalarının yeniden şekillenebileceği spekülasyonlarını beraberinde getirdi.
Trump'ın Hizbullah vurgusu ve arka planı
Donald Trump'ın Lübnan'daki Hizbullah hareketine yönelik 'cerrahi saldırı' çağrısı, İsrail ordusunun kuzey sınırında Hizbullah militanlarıyla yoğun çatışmalara girdiği bir dönemde geldi. İsrail Savunma Kuvvetleri, son haftalarda Hizbullah'ın roket saldırılarına karşılık olarak Lübnan'ın güneyindeki hedefleri vururken, sivil kayıpların artması uluslararası endişelere neden oluyor. Trump'ın 'cerrahi' vurgusu, aslında eski Başkan'ın ilk döneminde İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasının bir yansıması olarak yorumlanıyor. Trump yönetimi, 2020 yılında İran Devrim Muhafızları'nın Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani'yi Bağdat'ta düzenlenen bir drone saldırısıyla öldürmüştü. Bu operasyon, Trump'ın 'cerrahi' konseptine uygun, sınırlı ancak yüksek etkili bir askeri müdahale örneği olarak gösteriliyor.
Eski Başkan, açıklamasında ayrıca 'Hizbullah'ın İran'ın en değerli varlığı olduğunu' belirterek, bu örgüte yönelik operasyonların İran'ın bölgesel nüfuzunu zayıflatacağını ima etti. Trump'ın bu çıkışı, 2024 ABD başkanlık seçimlerine hazırlandığı bir dönemde dış politika vizyonunu yeniden gündeme taşıma amacı taşıyor olabilir. Cumhuriyetçi Parti'nin ön seçimlerinde favori gösterilen Trump, seçildiği takdirde İran'a ve vekil güçlerine karşı daha sert bir politika izleyeceğinin sinyalini veriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın 'cerrahi saldırı' çağrısı, Ortadoğu'da İsrail-İran geriliminin tırmanma riskini artırıyor. Hizbullah, İran'ın en güçlü vekil gücü olarak kabul ediliyor ve İsrail ile sınır boyunca yaşanan çatışmalar düzenli olarak tırmanıyor. Trump'ın 'cerrahi' vurgusu, aslında İsrail'in Hizbullah'a karşı şu anki stratejisinden daha agresif bir yaklaşımı öneriyor. İsrail şu ana kadar Hizbullah'ın askeri altyapısını hedef alan hava saldırıları düzenlerken, sivil kayıpların azaltılmasına çalışıyor. Ancak Trump'ın açıklaması, özellikle Hizbullah liderliğine yönelik suikast benzeri operasyonların desteklenebileceği şeklinde yorumlandı.
ABD'nin Ortadoğu politikasında Trump dönemiyle Biden yönetimi arasında belirgin farklar var. Biden yönetimi, İran'la nükleer anlaşma müzakerelerine dönüş ve dolaylı görüşmeler yoluyla gerilimi azaltma çabasındayken, Trump daha doğrudan askeri müdahale ve 'maksimum baskı' politikalarını savunuyor. Trump'ın çıkışı, bölgede ABD'nin müttefikleri arasında da farklı tepkilere yol açtı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bazı Körfez ülkeleri, İran'ın nüfuzuna karşı daha sert bir tutumu desteklerken, Avrupalı müttefikler sivil kayıpların artmasından endişe duyuyor.
Öte yandan, Hizbullah'ın İsrail'e yönelik roket saldırıları, İsrail'in kuzeyinde sivil halkı hedef alırken, İsrail’in misillemeleri Lübnan'da Hizbullah'ın mevzilerini vuruyor. BM verilerine göre, son çatışmalarda onlarca sivil hayatını kaybetti ve yüz binlerce kişi yerinden edildi. Trump'ın 'cerrahi' saldırı çağrısı, bu insani krizi daha da derinleştirebileceği endişesiyle karşılanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın Hizbullah'a yönelik 'cerrahi' müdahale çağrısı, Türkiye için hem güvenlik hem de diplomatik boyutlarda önem taşıyor. Türkiye, İsrail ve Hizbullah arasındaki çatışmaların başlangıcından bu yana gerilimin bölgesel bir savaşa dönüşmemesi için çağrıda bulunuyor. Ankara, Suriye ve Irak'ta da faaliyet gösteren Hizbullah gibi terör örgütlerine karşı sınırlı askeri operasyonları tecrübe etmiş bir ülke olarak, 'cerrahi vuruş' konseptini yakından izliyor. Ayrıca, Trump'ın olası bir ikinci döneminde İran'a karşı daha sert bir tutum sergilemesi, Türkiye-İran ticareti ve enerji ilişkileri üzerinde baskı yaratabilir. Türkiye, İran'la doğalgaz ve ticaret anlaşmaları yürütürken, ABD yaptırımlarının yeniden sıkılaşması durumunda ekonomik etkilenmeler söz konusu olabilir. Bu bağlamda, Ankara'nın bölgede denge politikasını koruması ve yangının büyümesini engellemek için diplomatik girişimlerini artırması bekleniyor.