Kolombiya'da cuma günü yapılan başkanlık seçimlerinin ilk turunda, ABD eski Başkanı Donald Trump'ın açık destekçisi ve aşırı sağcı avukat Abelardo de la Espriella'nın beklenmedik zaferi, ülkenin geleneksel muhafazakâr siyasi düzenini sarstı. Espriella, oyların yüzde 28,7'sini alarak yüzde 24,1'de kalan solcu Senatör Iván Cepeda'nın önünde birinci oldu. İki aday, 3,6 milyona yakın seçmenin oyunu almak için 29 Mayıs'ta yapılacak ikinci turda karşı karşıya gelecek. Bu sonuç, Kolombiya siyasetinde alışılmadık bir kırılmayı işaret ediyor; zira ülke on yıllardır merkez sağ ve merkez sol partiler arasında gidip gelen bir seçim geleneğine sahipti.
Popülizmin yükselişi: Seçmen neden merkezden uzaklaştı?
Abelardo de la Espriella, kampanyasını Trump tarzı bir popülizm üzerine inşa etti. “Kolombiya'yı Yeniden Büyük Yap” sloganıyla yola çıkan Espriella, seçim vaatlerinde suçla mücadele, kamu harcamalarında radikal kesinti ve mevcut siyasi elitlere karşı sert bir söylem kullandı. Birçok seçmen, uzun süredir devam eden siyasi yolsuzluk skandalları, yavaş ekonomik büyüme ve artan şiddet olayları nedeniyle mevcut sisteme öfkeli. Bogota merkezli siyasi analist Maria Fernanda Gonzalez, “Seçmenler, özellikle kırsal kesimlerde, geleneksel partilerin sorunlarına çözüm üretemediğini düşünüyor. Espriella, 'sisteme karşı savaşan' bir figür olarak öne çıkıyor” yorumunu yaptı.
Espriella'nın başarısı, aynı zamanda Latin Amerika'da yükselen sağ popülizm dalgasının bir parçası olarak görülüyor. Brezilya'da Jair Bolsonaro, Arjantin'de Javier Milei gibi figürlerin benzer söylemlerle iktidara gelmesi, bölgede bu eğilimin kalıcı olabileceğini gösteriyor. Ancak eleştirmenler, Espriella'nın hukuk devletini hiçe sayan ve azınlık haklarını tehdit eden politikalarının, ülkeyi istikrarsızlığa sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor. Kolombiya Üniversitesi'nden siyaset bilimi profesörü Carlos Restrepo, “Espriella, yargıyı siyasallaştırmayı ve medyaya baskıyı vaat ediyor. Bu, birçok demokratik kazanımın kaybedilmesi riskini taşıyor” dedi.
İkinci turda dengeler: Solcu Iván Cepeda'nın şansı
İkinci turda Espriella'nın karşısında sol koalisyonun adayı, barış sürecinin mimarlarından Senatör Iván Cepeda yer alıyor. Cepeda, 2016'da imzalanan FARC barış anlaşmasını savunuyor ve bu anlaşmanın uygulanmasında eksiklikler olduğunu kabul etmekle birlikte, anlaşmanın korunması gerektiğini vurguluyor. Espriella ise anlaşmayı “teröristlere teslimiyet” olarak nitelendirerek, aksi halde suçlularla yeniden müzakere yapacağını söylüyor. Anketler, iki aday arasında başa baş bir yarış olduğunu gösteriyor. Ancak ilk turda elenen merkez sağ adayların destekçilerinin oylarının kime gideceği belirleyici olacak. Uzmanlar, Espriella'nın oy tabanını korurken, Cepeda'nın sol dışındaki seçmenleri çekebilmesi için daha ılımlı bir söylem benimsemesi gerektiğine inanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kolombiya'da aşırı sağın yükselişi, Türkiye açısından çok yönlü sonuçlar doğurabilir. Birincisi, Espriella'nın Trump modelini benimsemesi, Latin Amerika'da sağ popülizmin küresel bir eğilim olduğunu göstermekte; bu durum, Türkiye gibi yükselen piyasa ekonomilerinde benzer söylemlerin güç kazanmasına emsal teşkil edebilir. İkincisi, Kolombiya, Türk müteahhitlik firmalarının ve tekstil sektörünün ilgi gösterdiği bir pazar. Espriella'nın öngörülemez politikaları, bu ihracat pazarlarını riske atabilir. Üçüncüsü, Espriella'nın uyuşturucuyla mücadelede Trump tarzı askeri operasyonlara ağırlık vermesi, bölgesel güvenlik dinamiklerini etkileyerek Türkiye'nin terörle mücadele stratejilerine dolaylı etkiler yaratabilir. Tüm bu faktörler, Türkiye'nin Latin Amerika politikasında dikkatle izlenmesi gereken bir gelişmedir.