ABD Başkanı Donald Trump'ın Hamas'ı silahsızlandırmaya yönelik 'tarihi' bir anlaşma duyurusu, uluslararası kamuoyunda büyük bir coşkudan çok şüpheyle karşılandı. Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Gazze'de kalıcı ateşkesin önünü açacağını iddia ettiği anlaşmanın ayrıntılarını paylaştı. Ancak Hamas'ın anlaşmaya uyacağını ancak İsrail'in de onayıyla kabul etmesi ve İsrail'in hâlâ temkinli yaklaşması, anlaşmanın uygulanabilirliğine dair ciddi soru işaretleri yaratıyor. Görüşmelere dahil edilen ABD'li bir yetkiliye göre, İsrail tarafı anlaşmanın güvenlik garantileri konusunda ikna olmuş değil.
Anlaşmanın Arka Planı ve İçeriği
Trump yönetimi, Hamas'ın tüm ağır silahlarını bırakması ve askeri kanadını feshetmesi karşılığında Gazze'ye kapsamlı bir yeniden imar paketi ve uluslararası gözetim öneriyor. Anlaşmanın, bölgede kalıcı istikrarı sağlaması ve Hamas'ın siyasi bir aktör olarak varlığını sürdürmesine izin verirken silahlı mücadeleyi sona erdirmesi hedefleniyor. Ancak Hamas'ın açıklaması, bu sürecin tek taraflı olmadığını, İsrail'in de Gazze'ye yönelik saldırılarını durdurması ve ablukayı kaldırması gerektiğini vurguluyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamada ise anlaşmanın ayrıntılarının henüz netleşmediği, güvenlik endişelerinin giderilmesi gerektiği belirtildi.
ABD'li yetkililer, anlaşmanın uygulanması için uluslararası bir gözlemci heyeti oluşturulmasını ve bu heyetin Mısır ile Katar'ın da desteğiyle çalışmasını öngörüyor. Ancak uzmanlar, Hamas'ın elindeki roket cephaneliğinin ve tünel ağının envanterinin çıkarılmasının ve silahsızlanmanın doğrulanmasının aylar hatta yıllar alabileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca, Hamas'ın siyasi kanadı ile askeri kanadı arasındaki ayrımın muğlaklığı, anlaşmanın uygulanabilirliğini daha da zorlaştırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu anlaşma, Ortadoğu'da yıllardır süren çatışmaların sona erdirilmesi yönünde atılmış en iddialı adımlardan biri olarak görülüyor. Ancak bölgedeki dengeler açısından büyük riskler taşıyor. İran, Hamas'ın silahsızlandırılmasını kendi nüfuz alanına bir müdahale olarak algılayabilir ve bu durum Tahran ile Washington arasındaki gerilimi daha da tırmandırabilir. Öte yandan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, anlaşmayı bölgesel istikrar açısından olumlu karşılasa da, Hamas'ın gelecekteki rolü konusundaki belirsizlikleri izliyor.
Küresel ölçekte, anlaşmanın başarısız olması halinde Gazze'de yeniden şiddetli bir çatışmanın patlak vermesinden endişe ediliyor. BM ve uluslararası insani yardım kuruluşları, anlaşmanın Gazze'deki insani krizin çözümüne katkı sağlamasını umut ederken, İsrail'deki aşırı sağcı partiler ve Hamas'ın muhalifleri, anlaşmayı kendi çıkarlarına aykırı bularak süreci sabote etmeye çalışabilir. Bu nedenle, anlaşmanın uygulanması için siyasi iradenin yanı sıra bölgesel ve uluslararası desteğin sürdürülmesi kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krizin sona ermesini ve Filistinlilerin meşru haklarının korunmasını savunuyor. Bu anlaşma, Hamas'ın silahsızlandırılmasını öngörse de, Türkiye'nin geleneksel duruşu, Filistin davasının siyasi çözümü ve iki devletli bir yapının tesis edilmesi yönünde. Ankara, anlaşmanın Filistinlilerin haklarını ihlal etmemesi ve uluslararası hukuka uygun olması koşuluyla süreci destekleyebilir. Ancak Türkiye, İsrail'in güvenlik endişelerini bahane ederek anlaşmayı kendi lehine kullanmasından ve bölgedeki dengelerin bozulmasından endişe ediyor. Bu nedenle Türkiye, hem Filistinli gruplarla hem de uluslararası toplumla diyaloğunu sürdürerek sürecin adil ve kapsayıcı bir şekilde yürütülmesi için çaba gösterebilir.