ABD'de Trump yönetiminin H-1B vize başvuru ücretlerini 100.000 dolara çıkarma kararı, yargı sürecinde yeni bir darbe aldı. Temyiz mahkemesi, 8 Haziran'da verilen ve bu politikayı bloke eden kararı yerinde bıraktı. Bu gelişme, ABD'de çalışmak isteyen nitelikli yabancı işçiler ve onlara sponsor olan şirketler için mevcut ücretlerin korunması anlamına geliyor. Karar, özellikle teknoloji devleri ve Hindistan merkezli IT firmaları için önemli bir zafer olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetimi, 2020 yılında H-1B vize ücretlerini 4.000 dolardan 100.000 dolara çıkaran bir düzenleme yapmıştı. Bu düzenleme, özellikle 50'den fazla çalışanı olan ve işgücünün yarısından fazlası H-1B vizesiyle çalışan şirketleri hedef alıyordu. Amaç, Amerikalı işçilerin işlerini korumak ve göçmenlik sistemini suistimal eden şirketleri caydırmaktı. Ancak bu karar, teknoloji sektörü başta olmak üzere pek çok işveren tarafından sert tepkiyle karşılanmıştı.
Chamber of Commerce of the USA ve diğer iş dünyası kuruluşları, bu düzenlemeye karşı dava açmıştı. Davacılar, ücret artışının yetki aşımı olduğunu ve yasa dışı bir şekilde işverenleri hedef aldığını savunuyordu. Haziran 2021'de Kaliforniya Kuzey Bölgesi Bölge Mahkemesi Yargıcı Jeffrey White, bu düzenlemeyi bloke eden bir karar vermişti. Yargıç White, kararında, H-1B vize ücretlerinin artırılmasının Bölge Mahkemesi'nin yetkisini aştığını ve bunun "küresel bir etkiye" sahip olduğunu vurgulamıştı.
Geçtiğimiz günlerde ise federal temyiz mahkemesi, bu karara yapılan itirazı reddetti. Temyiz mahkemesi, bölge mahkemesinin kararını yerinde bularak, ücret artışının geçersiz olduğuna hükmetti. Bu karar, artık son hüküm olmasa da, yönetimin uygulama ihtimalini önemli ölçüde zayıflatıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
H-1B vizesi, ABD'nin nitelikli yabancı işgücü ithal etmesinin ana yolu. Özellikle teknoloji, mühendislik ve bilgi teknolojileri alanlarında çalışan yüz binlerce kişi bu vizelere bağımlı. Ücretlerin 100.000 dolara çıkması, özellikle küçük ve orta ölçekli şirketler ile Hindistan merkezli bilişim firmaları için büyük bir maliyet artışı anlamına geliyordu. Bu firmalar, ABD'ye gönderdikleri çalışanlar için yüksek ücretler ödemek zorunda kalacaktı, bu da ABD'nin cazibesini azaltıcı bir etki yaratacaktı.
Karar, aynı zamanda küresel işgücü piyasasında ABD'nin rekabet gücü açısından da kritik bir öneme sahip. Dünya genelinde nitelikli işgücü için yarışan ülkeler, göçmenlik politikalarını esnekleştirirken, bu tür engeller ABD'yi dezavantajlı duruma düşürebilir. Özellikle Kanada, Avustralya ve Almanya gibi ülkeler, yetenekli göçmenler için daha cazip koşullar sunuyor.
Ayrıca, bu dava, ABD'de göçmenlik politikalarının mahkeme kararlarıyla şekillenmesi açısından da önemli bir örnek teşkil ediyor. Trump döneminde çıkarılan birçok göçmenlik kararı, yargı tarafından engellenmişti. Bu karar, hukukun üstünlüğünün ve yargı bağımsızlığının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’den ABD’ye çalışmaya giden nitelikli işgücü için olumlu bir haber niteliği taşıyor. Türk mühendisler, yazılım geliştiricileri ve akademisyenler, H-1B vizesiyle ABD’de çalışma imkânı buluyor; bu ücretlerin artması, hem Türk çalışanlar hem de onlara sponsor olan Türk şirketleri için ciddi bir maliyet yükü getirecekti. Karar, Türk iş gücünün ABD’ye erişimini kolaylaştırmakta ve Türkiye’nin beyin göçü karşısında daha az kayıp yaşamasına yardımcı olmaktadır. Ayrıca, ABD’nin göçmenlik politikalarında yargı denetiminin işlemesi, uluslararası alanda hukuk güvenliği açısından da olumlu bir sinyal olarak değerlendirilebilir.