ABD Başkanı Donald Trump'ın yönetimi, geçtiğimiz hafta bir mahkemenin engelini aşarak H-1B vize programına yönelik yeni bir düzenleme paketi üzerinde çalıştığını duyurdu. Bloomberg'in haberine göre, bu pakette en dikkat çekici madde, bazı H-1B başvuruları için 100.000 dolar (yaklaşık 3,5 milyon TL) tutarında yeni bir ücret talep edilmesi. Bu ücret, özellikle ABD'de doğrudan işveren sponsorluğunda olmayan, dış kaynaklı (outsourcing) firmalar aracılığıyla çalışanları kapsıyor. H-1B vizelerinin yaklaşık yüzde 70'inin Hintli teknoloji profesyonellerine verildiği göz önüne alındığında, bu düzenlemenin Hindistan'ın teknoloji ihracatı ve küresel yetenek hareketliliği üzerinde derin etkiler yaratması bekleniyor.
Yeni Ücret Planı ve Mahkeme Süreci
Trump yönetimi, ilk olarak Ekim 2020'de H-1B ve diğer çalışma vizelerine yönelik kapsamlı bir yönetmelik değişikliği önermişti. Bu değişiklik, başvuru ücretlerini artırmanın yanı sıra, vize tanımlarını daraltmayı ve ücret seviyelerini yükseltmeyi içeriyordu. Ancak federal bir mahkeme, bu düzenlemenin 'yasal prosedürlere uygun olmadığı' gerekçesiyle uygulamayı geçici olarak durdurmuştu. Mahkemenin bu kararı, özellikle Silicon Valley merkezli teknoloji devleri ve Hintli outsourcing firmaları tarafından memnuniyetle karşılanmıştı.
Yeni plan ise mahkeme engelini aşmak üzere tasarlanmış görünüyor. Bloomberg'in edindiği bilgilere göre, Trump yönetimi sadece yeni bir ücret tarifesi değil, aynı zamanda H-1B vizesinin 'uzman işçi' tanımını da yeniden şekillendirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda, özellikle ABD'de ofisi bulunan ancak çalışanları fiilen başka ülkelerden gönderilen firmalar (örneğin TCS, Infosys, Wipro gibi Hintli devler) için özel bir üst limit getirilmesi planlanıyor. Söz konusu 100.000 dolarlık ücret, büyük olasılıkla bu firmaların her bir H-1B başvurusu için ödeyeceği ek bir maliyet olacak.
Uzmanlar, bu ücretin Hindistan'ın teknoloji ihracatına doğrudan bir darbe olduğunu belirtiyor. Hindistan, her yıl yaklaşık 200.000 H-1B vizesiyle ABD'ye yazılım mühendisi, veri analisti ve BT uzmanı gönderiyor. Bu akış, Hindistan'ın toplam hizmet ihracatının önemli bir bölümünü oluşturuyor. Sektör temsilcileri, yeni ücretin Hintli firmaların maliyetlerini yıllık 2-3 milyar dolar artırabileceğini ve bunun da nihayetinde hizmet fiyatlarına yansıyacağını öngörüyor.
Küresel Yetenek Hareketliliği ve Politika Sinyalleri
Bu gelişme, yalnızca Hindistan'ı değil, küresel teknoloji endüstrisini de yakından ilgilendiriyor. ABD'nin uzun süredir dünyanın dört bir yanından yetenek çekme kapasitesi, ülkenin teknolojik üstünlüğünün temel taşlarından biri olarak görülüyor. H-1B programı, bu yetenek akışının en önemli kapısı. Ancak Trump yönetimi 'Amerika öncelikli' politikası çerçevesinde bu kapıyı giderek daraltıyor. Yeni ücret planı, bu yöndeki en somut adımlardan biri.
Hindistan hükümeti ve endüstri kuruluşları, bu düzenlemeye karşı yoğun lobi faaliyeti yürütüyor. Hindistan Ticaret Bakanlığı, yaptığı açıklamada 'bu tür engellerin küresel ticaret kurallarına aykırı olduğunu' belirterek, ABD'yi Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) şikayet edebileceklerinin sinyalini verdi. Ancak Trump yönetiminin, özellikle seçim dönemi öncesinde 'yerli işçilere öncelik' söylemini güçlendirmek istediği biliniyor. Bu nedenle, Hindistan'ın diplomatik girişimlerinin sonuç vermesi zor görünüyor.
Düzenlemenin yürürlüğe girmesi halinde, yalnızca Hintli çalışanların değil, aynı zamanda ABD'deki teknoloji firmalarının da iş yapış biçimleri değişecek. Birçok Amerikan şirketi, maliyetleri düşürmek için uzaktan çalışma ve yerel istihdam modellerine geçmeyi değerlendiriyor. Bu durum, küresel teknoloji sektöründe yeni bir dengelenme süreci başlatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu düzenleme doğrudan Türkiye'yi hedef almasa da, küresel teknoloji iş gücü hareketliliğinde önemli bir parametreyi değiştiriyor. Türkiye, özellikle son yıllarda beyin göçü tartışmaları yaşıyor; birçok Türk mühendis ve yazılımcı ABD'de H-1B vizesiyle çalışıyor. Eğer bu ücretler artarsa, ABD'ye gidiş maliyeti yükselecek ve bazı Türk profesyoneller alternatif ülkeleri (Kanada, Almanya, Birleşik Krallık) tercih edebilecek. Bu durum, orta vadede Türkiye'nin nitelikli iş gücü kaybını azaltabilir, ancak ABD pazarına erişimde zorluk yaratabilir. Türk teknoloji firmaları için de ABD pazarına açılma maliyetleri artacak; bu da ihracat stratejilerinde göz önünde bulundurulması gereken bir faktördür. Ayrıca, ABD'nin göç politikalarındaki bu korumacı yönelim, küresel ticaret ve teknoloji ekosisteminde yeni kırılmalar yaratma potansiyeli taşıyor; bu da Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin teknoloji ihracatı hedefleri açısından dikkatle izlenmelidir.