ABD Başkanı Donald Trump'ın, 'de minimis' olarak bilinen ve 800 doların altındaki ithalata gümrük muafiyeti sağlayan düzenlemeyi yürürlükten kaldırması, başta Shein ve Temu olmak üzere Çin merkezli e-ticaret platformlarını zor durumda bıraktı. Ancak Çinli satış platformları ve teslimat hizmetleri, bu yeni engeli aşmak için hızla çeşitli stratejiler geliştirerek esnekliklerini bir kez daha kanıtladı. Söz konusu muafiyetin kalkması, küçük paketlerin ABD'ye girişini önemli ölçüde yavaşlatırken, Çinli şirketler farklı ülkeler üzerinden aktarma yapma, yerel depolar kurma ve navlun maliyetlerini optimize etme gibi yollarla ayakta kalmayı başardı.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, 2016'da getirilen ve 800 doların altındaki ithalata gümrük muafiyeti tanıyan 'de minimis' kuralını, Çin'den gelen ucuz ürün akışını durdurmak amacıyla Nisan 2024'te kaldırdı. Düzenleme, Çinli e-ticaret devlerinin ABD'ye yıllık milyarlarca küçük paket göndermesine olanak sağlıyordu. Kuralın iptaliyle birlikte, özellikle moda perakendecisi Shein ve çok kategorili platform Temu gibi şirketler ciddi bir darbe aldı. Bu platformlar, düşük maliyetli hızlı kargo modelleriyle Amerikalı tüketicilere ulaşıyor ve çoğu zaman ürün fiyatının yanında cüzi bir kargo ücreti alıyordu. Ancak artık her bir paket için gümrük beyannamesi doldurmak ve vergi ödemek zorunda kalan firmalar, maliyet avantajlarının büyük bir kısmını kaybetti.
Uzmanlara göre bu durum, sadece Çinli firmaları değil, aynı zamanda ABD'deki küçük işletmeleri ve tüketicileri de etkiliyor. Çin'den doğrudan ürün satın alan Amerikalı tüketiciler daha yüksek fiyatlarla karşılaşırken, ABD'li küçük işletmeler de Çinli rakiplerine karşı rekabet güçlerini kısmen artırmış oldu. Ancak Çinli şirketler, bu yeni mevzuata uyum sağlamak için kaynaklarını seferber etti.
Bölgesel ve küresel boyut
Çinli satış platformları, Trump'ın kararına karşı üç ana strateji benimsedi: Birincisi, ürünleri ABD içindeki depolara önceden göndererek 'de minimis' sınırını aşan büyük partiler halinde ithalat yapmak ve ardından bu depolar üzerinden dağıtım yapmak. İkincisi, Meksika, Kanada ve hatta Avrupa ülkelerindeki aktarma merkezleri üzerinden ABD'ye giriş yapmak. Üçüncüsü ise, navlun ve lojistik maliyetlerini düşürmek için daha büyük kargo gemilerine yönelmek ve deniz taşımacılığının yanı sıra hava kargo rotalarını çeşitlendirmek. Örneğin Shein, ABD'deki dağıtım ağını genişleterek Indianapolis, Chicago ve Los Angeles'ta yeni depo alanları kiraladı. Temu ise ABD'deki yerel satıcılarına ağırlık vererek 'Made in USA' ürünlerini de platformuna entegre etti.
Bu uyum süreci, küresel tedarik zincirlerinin kırılganlığını ve büyük oyuncuların değişen düzenlemelere ne kadar hızlı adapte olabileceğini gösteriyor. Aynı zamanda, ABD'nin Çin'e yönelik ticaret kısıtlamalarının beklenen etkiyi tam olarak yaratamadığını, çünkü özel sektörün her zaman bir yol bulduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu durumun ABD'deki regülasyonların etkinliğini sorgulattığını ve gelecekte daha sıkı önlemler gerektirebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, benzer bir 'de minimis' kuralını uygulamamakla birlikte, Çin'in bu esnek yanıtı, küresel ticaret dinamiklerinin Türkiye'yi de etkileyebileceğini gösteriyor. Çinli e-ticaret devlerinin yeni rotalar arayışı, Türkiye'nin lojistik merkez olma potansiyelini artırabilir. Özellikle İstanbul Havalimanı ve Mersin Limanı gibi aktarma noktaları, Çin'den Avrupa ve ABD'ye yönelik yeniden yapılandırılan tedarik zincirlerinde önemli bir rol üstlenebilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi e-ticaret ekosistemi, bu tür küresel regülasyon değişimlerine karşı hazırlıklı olmalı; benzer bir 'de minimis' muafiyetinin kalkması durumunda Hepsiburada, Trendyol gibi platformların nasıl bir strateji izleyeceği şimdiden değerlendirilmelidir. Bölgesel açıdan, Çin'in ABD'ye alternatif rotalar arayışı, Ortadoğu ve Avrasya ticaret koridorlarının önemini artırabilir.