Horizons programının Orta Doğu ve Afrika baskısı, 14 Ağustos 2026 tarihinde bölgesel ekonomik görünümü, ticaret dinamiklerini ve yatırım fırsatlarını masaya yatırdı. Yayında, başta Körfez ülkeleri olmak üzere bölge ülkelerinin ekonomik çeşitlendirme çabaları, Afrika'nın yükselen pazarları ve küresel enerji piyasalarındaki gelişmeler değerlendirildi. Programın ana odağı, artan jeopolitik gerilimlere rağmen Orta Doğu ve Afrika'nın küresel ekonominin yeni büyüme merkezleri olma potansiyeline işaret ediyor.
Ekonomik Çeşitlendirme ve Reform Çabaları
Programda özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'ın petrol dışı gelirlerini artırmaya yönelik reformları ele alındı. Vizyon 2030 gibi stratejik planlar kapsamında turizm, teknoloji ve yenilenebilir enerji alanlarındaki yatırımların hızlandığı vurgulandı. Bölge ülkelerinin uluslararası yatırımcıları çekmek için düzenleyici ortamlarını iyileştirdiği ve iş yapma kolaylığında önemli adımlar attığı belirtildi. Özellikle Dubai ve Abu Dabi'nin finans merkezi olarak konumunu güçlendirdiği, Riyad'ın ise bölgesel merkez olma yolunda ilerlediği ifade edildi.
Afrika tarafında ise kıtanın genç nüfusu ve doğal kaynakları gibi yapısal avantajlarına rağmen altyapı eksiklikleri ve yönetişim sorunlarının büyümeyi engellediği kaydedildi. Özellikle Doğu Afrika'daki dijital dönüşüm projeleri, Kenya ve Ruanda gibi ülkelerin teknoloji merkezi haline gelmesinde etkili oldu. Programda ayrıca Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi'nin (AfCFTA) ticaret hacmini artırma potansiyeline dikkat çekildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Orta Doğu ve Afrika ekonomilerinin küresel tedarik zincirlerindeki rolü, programın bir diğer önemli konusuydu. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılandığı bir dönemde bu bölgelerin alternatif üretim ve lojistik merkezleri olarak öne çıktığı belirtildi. Özellikle Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ndeki liman yatırımları, Asya ile Avrupa arasındaki ticarette kilit öneme sahip. Programda, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki altyapı projelerinin de bölgedeki etkisinin arttığı vurgulandı.
Enerji piyasalarında ise yenilenebilir enerjiye geçiş sürecinin Orta Doğu'nun petrole bağımlı ekonomileri için hem risk hem de fırsat oluşturduğu ifade edildi. Suudi Arabistan'ın güneş enerjisi projeleri ve yeşil hidrojen girişimleri, enerji ihracatçısı ülkelerin karbon nötr hedefleriyle uyumlu yatırımlar olarak dikkat çekiyor. Afrika'daki büyük hidroelektrik ve güneş enerjisi potansiyelinin de kıtanın enerji açığını kapatmada önemli bir fırsat sunduğu belirtildi.
Programda ele alınan bir diğer önemli gelişme ise bölgedeki jeopolitik rekabetin ekonomik sonuçları oldu. Orta Doğu'daki gerginliklerin, enerji fiyatları ve deniz ticareti üzerindeki etkisi küresel ölçekte yankı bulurken, Afrika'da artan dış güç etkisinin kıtanın ekonomik bağımsızlığı üzerindeki etkileri tartışıldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler Türkiye'nin Orta Doğu ve Afrika ile olan ekonomik ilişkileri açısından kritik bir öneme sahiptir. Türkiye, özellikle Afrika'da altyapı, enerji ve savunma sanayii alanlarında yatırımlar yaparak bölgedeki varlığını güçlendirmektedir. Körfez ülkeleriyle olan ticaret hacminin artması ve imzalanan anlaşmalar, Türkiye'nin bölgesel ekonomik entegrasyona katkı sağlamasını mümkün kılmaktadır. Ayrıca, enerji alanındaki işbirlikleri ve Türkiye'nin enerji koridoru olma hedefi, bu gelişmeler doğrultusunda yeni fırsatlar sunmaktadır. Öte yandan, bölgedeki jeopolitik riskler Türkiye'nin ekonomik çıkarlarını da etkileyebilecek potansiyele sahiptir.