ABD Başkanı Donald Trump, Axios gazetecisi Marc Caputo ile yaptığı bir röportajda, İran ile yaşanan krizden çıkardığı dersler sorulduğunda, başkanlık yetkilerinin “hiçbir sınırı olmadığını” öne sürdü. Trump, özellikle İran’ın üst düzey askeri yetkilisi Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından ABD’nin Tahran ile savaşın eşiğine geldiği bir dönemde yaptığı bu açıklamayla, başkanlık gücünün anayasal ve yasal sınırlarını hiçe sayan bir tutum sergiledi.
Trump’ın Yetki Söylemi ve İran Krizinin Arka Planı
Trump, Caputo’nun “İran olayından gücünüzün sınırı olduğunu öğrendiniz mi?” sorusuna “Hayır, hiçbir sınır öğrenmedim. Gücümün sınırı yok” yanıtını verdi. Başkan, bu ifadesiyle ABD Kongresi’nin savaş ilan etme yetkisini ve diğer anayasal denetim mekanizmalarını görmezden geldi. Uzmanlar, bu söylemin ABD’nin demokratik kurumlarına ve kuvvetler ayrılığı ilkesine ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor.
Süleymani’nin öldürülmesi, Ocak 2020’de ABD-İran gerilimini tırmandırmış, İran’ın misilleme olarak Irak’taki ABD üslerine füze saldırısı düzenlemesiyle iki ülke savaşın kıyısından dönmüştü. Trump yönetimi, bu operasyonu “savunma amaçlı” olarak nitelendirse de, birçok hukukçu eylemin anayasaya aykırı olduğunu savunuyor. Zira ABD Anayasası’na göre savaş ilan etme yetkisi yalnızca Kongre’ye aittir; başkanın ani saldırılar dışında tek taraflı askeri harekât başlatma yetkisi bulunmuyor.
Trump’ın bu çıkışı, görev süresi boyunca defalarca “yürütme yetkisinin genişliği” konusunda yaptığı tartışmalı açıklamaların bir devamı niteliğinde. Daha önce de vergi beyannamelerini gizleme, göçmenlik kararnameleri ve azil sürecinde Kongre’yi “anayasaya aykırı” olmakla suçlamıştı.
Küresel ve Bölgesel Boyut: Güç Dengesi ve Hukukun Üstünlüğü
Trump’ın “sınırsız güç” söylemi, yalnızca ABD iç siyasetini değil, uluslararası sistemi de etkileyebilecek bir potansiyel taşıyor. ABD’nin dünyanın en büyük askeri gücü olduğu düşünüldüğünde, başkanın bu tür bir iddiası diğer ülkeler nezdinde kaygı yaratıyor. Zira uluslararası hukuk, devletlerin egemen eşitliği ve kuvvet kullanma yasağı gibi temel normlar üzerine kurulu. ABD başkanının bu normları hiçe sayabileceği sinyali, başta Ortadoğu olmak üzere pek çok bölgede istikrarsızlığı körükleyebilir.
Özellikle İran, Suriye ve Irak gibi ülkelerde ABD’nin askeri varlığı ve müdahaleleri halihazırda tartışmalıyken, Trump’ın bu söylemi bölgedeki aktörlerin ABD’nin niyetlerine daha şüpheyle yaklaşmasına neden oluyor. Ayrıca, ABD’nin müttefikleri de başkanın tek taraflı kararlarına karşı güvence arayışına girebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Başkanı’nın “sınırsız güç” iddiası, Türkiye’nin güvenlik ve dış politikası açısından yakından izlenmesi gereken bir gelişmedir. ABD’nin Ortadoğu’daki tek taraflı askeri müdahaleleri, Türkiye’nin sınır güvenliğini ve bölgesel istikrarı doğrudan etkileyebilir. Özellikle Suriye’deki PYD/YPG desteği ve Irak’taki askeri varlık gibi konularda ABD başkanının denetimsiz karar alma yetkisi iddiası, Ankara’nın ittifak içindeki güvenilirlik algısını zedeleyebilir. Türkiye, NATO müttefiki olarak ABD’nin hukuka bağlılığını önemsemekle birlikte, bu tür söylemlerin fiiliyata dökülmesi halinde kendi ulusal çıkarlarını korumak için alternatif diplomatik ve askeri seçenekleri değerlendirmek zorunda kalabilir. Bu bağlamda, gelişmelerin Türk dış politikası üzerindeki etkisi, başkanlık yetkilerinin Kongre ve yargı tarafından ne ölçüde denetlenebileceğine bağlı olacaktır.