ABD Başkanı Donald Trump, G7 zirvesi marjında İran ile yapılan nükleer anlaşmanın ayrıntılarının kamuoyuna açıklanmaması nedeniyle eleştirilerin odağında. Zirveye katılan liderler, Tahran yönetimiyle varıldığı iddia edilen mutabakatın şeffaflıktan uzak olduğunu belirtirken, Beyaz Saray’dan gelen açıklamalar konuyu daha da muğlak hale getiriyor. Anlaşmanın içeriğine dair resmi bir metin yayımlanmazken, Trump’ın önümüzdeki günlerde Kongre’yi bilgilendireceği ifade ediliyor.
Gelişmenin Arka Planı: G7 Zirvesi ve İran Dosyası
G7 liderler zirvesi, Kanada’nın ev sahipliğinde Quebec’te toplanırken, gündemin en önemli maddelerinden biri İran’ın nükleer faaliyetleri oldu. ABD, 2018’de tek taraflı olarak çekildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı’ndan (JCPOA) bu yana Tahran’a yönelik “maksimum baskı” politikasını sürdürüyor. Ancak son haftalarda Washington’dan gelen sinyaller, dolaylı görüşmelerde yeni bir mutabakata varıldığını gösteriyor. Trump yönetimi, anlaşmanın ayrıntılarını “ulusal güvenlik” gerekçesiyle gizli tutarken, muhalifler bu durumun Kongre’nin denetim yetkisini zedelediğini savunuyor. Zirvede Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel, ABD’nin İran’a yönelik tutumunun Avrupa’nın güvenlik çıkarlarını tehdit ettiğini dile getirdi. Özellikle İran’ın uranyum zenginleştirme seviyesinin yüzde 60’a ulaşması, uluslararası toplumda endişe yaratıyor.
Beyaz Saray sözcüsü, anlaşmanın “İran’ın nükleer silah edinmesini engellemeye yönelik geçici bir düzenleme” olduğunu ancak kalıcı bir çözüm getirmediğini ima etti. Öte yandan İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, anlaşma iddialarını yalanlamasa da, “ABD’nin güvenilir bir müzakere ortağı olmadığını” vurguladı. Bu belirsizlik, petrol piyasalarında da dalgalanmaya yol açtı; Brent petrol fiyatları bir günde yüzde 2’den fazla arttı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Anlaşmanın Ortadoğu’ya Etkisi
ABD-İran arasında olası bir anlaşma, Ortadoğu’daki güç dengelerini yeniden şekillendirebilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, Tahran’ın elde edeceği mali rahatlamanın bölgedeki vekalet savaşlarını körükleyeceğinden endişe ediyor. İsrail ise anlaşmayı “varoluşsal bir tehdit” olarak nitelendiriyor; Başbakan Binyamin Netanyahu, Trump’a gönderdiği özel mesajda “İran’ın nükleer altyapısının tamamen sökülmesi gerektiğini” belirtti. Rusya ve Çin ise anlaşmayı dolaylı olarak destekliyor; Moskova, JCPOA’nın yeniden canlandırılması çağrısında bulunurken, Pekin enerji ticaretinde istikrarın önemine vurgu yapıyor.
BM Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, İran’ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin sürdüğünü ancak anlaşmanın şeffaf olmamasının güven sorununu derinleştirdiğini söyledi. Uzmanlar, Trump yönetiminin anlaşmayı 2020 başkanlık seçimleri öncesinde diplomatik bir başarı olarak sunmaya çalıştığını, ancak ayrıntıların eksikliğinin şüpheleri artırdığını belirtiyor. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ise “Kapsayıcı ve doğrulanabilir bir anlaşma olmadan bölgesel barışın sağlanması mümkün değil” dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması nedeniyle bu anlaşmanın sonuçlarından doğrudan etkilenecek bir konumda. Ankara, uzun süredir İran’a yönelik yaptırımların bölgesel ticareti ve enerji arzını olumsuz etkilediğini savunuyor. Olası bir ABD-İran mutabakatı, Türkiye’nin doğalgaz ithalatında önemli bir kaynak olan İran’la ekonomik ilişkilerini canlandırabilir. Ancak anlaşmanın şeffaf olmaması, Ankara’nın İran’ın nükleer programına yönelik güvenlik endişelerini gidermekten uzak. Türkiye, nükleer silahlardan arındırılmış bir Ortadoğu ve İran’la dengeli bir ilişki politikasını sürdürmeyi hedeflerken, Washington’un adımlarını dikkatle izliyor.