ABD Başkanı Donald Trump, Federal Reserve (Fed) Yönetim Kurulu üyesi Lisa Cook'u görevden alma girişimini yeniden gündeme getirdi. Beyaz Saray'ın başlattığı yeni bir soruşturma ile Trump yönetimi, Cook'un görevden uzaklaştırılması için yeni bir hukuki zemin oluşturmayı hedefliyor. Cook, Fed tarihinde yönetim kurulunda görev yapan ilk siyahi kadın olarak biliniyor. Trump, Cook'u ilk kez Ağustos 2025'te görevden almaya çalışmış ancak bu girişim başarısız olmuştu.
Gelişmenin Arka Planı
Trump'ın Cook'u hedef almasının ardında yatan temel neden, Fed'in para politikası konusundaki bağımsızlığına yönelik artan baskılar. Trump, uzun süredir Fed Başkanı Jerome Powell ve yönetim kurulunu, faiz oranlarını kendi ekonomik hedefleri doğrultusunda yeterince hızlı düşürmemekle eleştiriyor. Cook ise Powell'ın para politikası duruşunu destekleyen isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Ağustos 2025'teki ilk görevden alma girişimi, Cook'un yeminli ifadesinde usulsüzlük yaptığı iddiasına dayanıyordu. Ancak o dönemde Beyaz Saray'ın elinde yeterli kanıt bulunmadığı için süreç ilerleyememişti.
Şimdi ise yeni bir soruşturma ile Trump yönetimi, Cook'un geçmişteki finansal işlemlerini ve yeminli beyanlarını mercek altına aldı. Beyaz Saray yetkilileri, soruşturmanın detayları hakkında henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak konuya yakın kaynaklar, soruşturmanın özellikle Cook'un 2022'deki atanma sürecinde sunduğu belgelerdeki tutarsızlıklara odaklandığını belirtiyor. Cook'un avukatları ise suçlamaları reddederek, bunun siyasi bir cadı avı olduğunu savunuyor.
Fed yönetim kurulu, para politikasının belirlenmesinde kilit rol oynuyor ve üyelerin görevden alınması yasal olarak oldukça zor. Federal Rezerv Yasası'na göre, Fed üyeleri yalnızca "görevi kötüye kullanma" veya "görevi ihmal" gibi ciddi gerekçelerle görevden alınabiliyor. Trump'ın bu hamlesi, Fed'in bağımsızlığına yönelik doğrudan bir müdahale olarak yorumlanıyor ve ekonomistler arasında endişe yaratıyor. Daha önce benzer bir girişim, 2025 yazında da gündeme gelmiş ve piyasalarda kısa süreli dalgalanmalara neden olmuştu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD Merkez Bankası Fed, dünya ekonomisi için kritik öneme sahip bir kurum. Fed'in bağımsızlığı, küresel finans piyasalarının istikrarı açısından temel bir unsur olarak kabul ediliyor. Trump'ın Cook'u görevden alma çabaları, Fed'in siyasi baskılardan ne kadar bağımsız kalabileceği sorusunu yeniden gündeme getiriyor. Eğer Trump başarılı olursa, bu durum Fed'in para politikası kararlarında siyasi etkinin artmasına yol açabilir ve enflasyon beklentilerini olumsuz etkileyebilir.
Piyasalar, bu tür siyasi müdahalelere karşı hassas. Ağustos 2025'teki ilk görevden alma girişiminin ardından dolar endeksi kısa süreli değer kaybetmiş, altın fiyatları yükselmişti. Benzer bir senaryonun tekrarlanması halinde, küresel piasalarda oynaklığın artması bekleniyor. Ayrıca, Fed'in bağımsızlığına yönelik algılanan tehditler, ABD'nin uluslararası ekonomik itibarını zedeleyebilir ve diğer ülkelerin merkez bankaları üzerindeki siyasi baskıları da cesaretlendirebilir.
Trump yönetiminin bu hamlesi, aynı zamanda 2026 ara seçimleri öncesinde ekonomiyi canlandırma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Faiz oranlarının düşürülmesi, Trump'ın seçim stratejisinde önemli bir yer tutuyor. Ancak Fed'in bağımsız karar alma sürecine yapılan müdahaleler, uzun vadede ekonomik istikrarı tehdit edebilir. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi kurumlar, merkez bankası bağımsızlığının korunması gerektiğini sık sık vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in bağımsızlığına yönelik bu tür siyasi müdahaleler, gelişmekte olan ülkelerin para politikaları üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, ABD'nin para politikası kararlarına duyarlı bir ekonomiye sahip. Fed'in siyasi baskı altında kalması, doların küresel değerinde oynaklığa neden olabilir ve bu da Türkiye gibi yüksek dış borcu olan ülkelerin finansman maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, Fed'in bağımsızlığının zedelenmesi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) bağımsızlığına yönelik uluslararası algıyı da etkileyebilir. Türkiye, kendi para politikasında istikrarı sağlamak için Fed'in kararlarını yakından takip etmeye devam edecek. Küresel finansal istikrarın bozulması, Türkiye'nin ihracat ve turizm gelirlerini de olumsuz etkileyebilir.