ABD Başkanı Donald Trump, Federal Reserve'ün (Fed) üç yıl sonra ilk kez faiz artırma kararının ardından faiz oranlarının düşürülmesi çağrısında bulundu. Fed'in Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC), politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 2,25-2,50 aralığına yükseltti. Bu karar, 2015'ten bu yana ilk faiz artışı olarak kayda geçti. Trump, kararın hemen ardından yaptığı açıklamada, "Faiz oranları düşürülmeli. Ekonomimiz güçlü ama Fed sürekli frene basıyor" ifadelerini kullandı.
Faiz Artışının Arka Planı
Fed'in faiz artırımı, ekonomistler tarafından uzun süredir bekleniyordu. ABD ekonomisi, işsizlik oranının son 50 yılın en düşük seviyelerine gerilemesi ve enflasyonun Fed'in yüzde 2 hedefine yaklaşmasıyla birlikte para politikasında normalleşme sürecine girdi. Fed Başkanı Jerome Powell, karar sonrası düzenlediği basın toplantısında, "Ekonomik görünüm sağlam. Faiz artışı, ekonominin aşırı ısınmasını önlemek için atılmış bir adımdır" dedi. Powell, gelecekteki artışların verilere bağlı olacağını vurguladı.
Ancak Trump, seçim kampanyası sırasında da Fed'i sık sık eleştirmiş, faiz artışlarının ekonomik büyümeyi yavaşlatacağını savunmuştu. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, "Başkan, Fed'in bağımsızlığına saygı duymakla birlikte, para politikasının ekonomik gerçeklerle uyumlu olması gerektiğine inanıyor" denildi. Trump'ın bu çıkışı, Fed'in bağımsızlığı konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Piyasaların Tepkisi ve Küresel Boyut
Faiz kararı sonrası ABD borsaları günü karışık seyirle tamamladı. Dow Jones endeksi yüzde 0,3 değer kazanırken, teknoloji ağırlıklı Nasdaq yüzde 0,5 geriledi. Dolar endeksi, kararın ardından yüzde 0,4 yükseldi. Analistler, faiz artışının gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluşturabileceğini belirtiyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) Başekonomisti Gita Gopinath, "Fed'in normalleşme süreci, küresel sermaye akımlarını etkileyebilir. Gelişmekte olan ülkelerin hazırlıklı olması gerekiyor" uyarısında bulundu.
Trump'ın faiz indirimi çağrısı, diğer ülkelerin merkez bankaları tarafından da dikkatle izleniyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, "Merkez bankalarının bağımsızlığı, fiyat istikrarı için hayati önem taşır" diyerek dolaylı bir yanıt verdi. Çin Merkez Bankası ise faiz kararı sonrası yuanın istikrarını korumak için piyasalara müdahale etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz artışı ve Trump'ın tepkisi, Türkiye ekonomisi için kritik önemde. ABD'de faizlerin yükselmesi, küresel sermayenin gelişmekte olan ülkelerden çekilmesine ve Türk lirası üzerinde baskı oluşmasına yol açabilir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) para politikası, Fed'in adımlarından doğrudan etkileniyor. Ayrıca, Trump'ın faiz indirimi çağrısı, ABD'nin ekonomik politikalarında belirsizlik yaratırken, Türkiye'nin ihracat ve turizm gelirleri için de risk oluşturuyor. Türkiye, jeopolitik konumu gereği küresel finansal dalgalanmalardan en çok etkilenen ülkeler arasında. Bu nedenle TCMB'nin faiz kararlarında Fed'in hamlelerini yakından takip etmesi gerekiyor.