ABD’de Donald Trump yönetiminin göreve başlamasıyla birlikte ülke, birbiriyle bağlantılı krizler zincirinin içine sürükleniyor. Federal kurumlara yönelik kitlesel bütçe ve personel kesintileri, seçim güvenliğinden halk sağlığına kadar pek çok alanda ciddi aksamalara neden olurken, salgın hastalıklar ve çevresel felaketler de bu tabloyu derinleştiriyor. Uzmanlar, alınan kararların kısa vadeli hesaplarla uzun vadeli felaketlere yol açtığını belirtiyor.
Kurumların kan kaybetmesi
Trump ve adamlarının ‘devleti küçültme’ söylemiyle başlattığı tasarruf hamleleri, Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Sağlık Bakanlığı gibi kritik kurumların işleyişini felç etti. FDA’nın gıda güvenliği denetimlerinin durma noktasına gelmesi, son haftalarda patlak veren ‘patlayıcı’ ishal salgınıyla kendini gösterdi. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) verilerine göre, 20’den fazla eyalette görülen vaka sayısı 500’ü aşarken, salgının kaynağına dair resmi bir açıklama yapılamadı. Uzmanlar, gıda zehirlenmelerinin önlenmesi için yapılan fabrika denetimlerinin yüzde 40 oranında azaldığına dikkat çekiyor.
Benzer bir tablo çevre politikalarında da yaşanıyor. EPA’nın personel sayısının 1990’lardaki seviyelerine düşürülmesi, özellikle Kaliforniya ve Florida’da kimyasal sızıntı ve yangın risklerini artırdı. Uzmanlara göre, iklim değişikliğiyle mücadelede hayati önem taşıyan karbon salımı düzenlemeleri rafa kalkarken, eyaletler kendi başlarına çözüm aramak zorunda kalıyor.
Seçim güvenliği tartışmaları ve hastalık korkusu
Yönetimin bir diğer dikkat çekici adımı ise seçim güvenliğine yönelik oldu. Trump’ın ‘kitlesel hile’ iddialarını körüklemek için oluşturduğu ‘Seçim Bütünlüğü Komisyonu’, eyaletlerin seçmen kayıtlarını silme yetkisini gasp etmekle suçlanıyor. Bu hamle, özellikle azınlık nüfusun yoğun olduğu bölgelerde oy kullanma hakkını tehdit ederken, Demokrat Parti yetkilileri konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.
Öte yandan, sağlık sistemindeki çöküş, salgın hastalıklarla mücadeleyi de imkansız hale getiriyor. CDC’nin bütçesinin yüzde 30 oranında kesilmesi, grip ve Kovid-19 varyantlarına karşı aşı geliştirme çalışmalarını durma noktasına getirdi. Halk sağlığı uzmanları, son iki ayda çocuklarda görülen solunum yolu enfeksiyonlarında yüzde 200 artış olduğunu ve bunun büyük ölçüde aşılama oranlarındaki düşüşten kaynaklandığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu istikrarsızlık, Türkiye açısından doğrudan bir tehdit oluşturmasa da küresel yansımaları itibarıyla dikkatle izlenmelidir. Özellikle gıda ve ilaç güvenliğindeki aksamalar, dünya ticaretinde belirsizlik yaratabilir. Türkiye'nin ABD'den ithal ettiği tıbbi malzeme ve gıda ürünlerinde yaşanacak sorunlar, arz zincirini etkileyebilir. Ayrıca, iklim politikalarındaki bu geri adım, Paris İklim Anlaşması hedeflerini zora sokarken, (Türkiye gibi) gelişmekte olan ülkelerin uyum çabalarını da baltalayacaktır. Türk dış politikası, bu süreçte AB ile daha yakın işbirliği yaparak, olası ticari ve çevresel risklere karşı önlem almayı değerlendirebilir.