Amerika Birleşik Devletleri eski Başkanı Donald Trump'ın hukuk ekibi, yazar E. Jean Carroll'a ödenmesine hükmedilen 83,3 milyon dolarlık iftira tazminatının iptali için ABD Yüksek Mahkemesi'ne resmi başvuruda bulundu. Axios'un edindiği bilgilere göre, Trump'ın avukatları tarafından sunulan dilekçede, alt mahkemenin kararının anayasal ifade özgürlüğünü ihlal ettiği ve Trump'ın başkanlık yetkilerini kullanırken yaptığı açıklamaların korunması gerektiği savunuluyor. Bu gelişme, Carroll ile Trump arasındaki hukuki mücadelenin en son aşamasını oluştururken, davanın sonucu Amerikan siyasi tarihinde önemli bir emsal teşkil edebilir.
Carroll davasının arka planı
Eski moda editörü ve köşe yazarı E. Jean Carroll, 2019 yılında yayımlanan anı kitabında, 1990'ların ortasında New York'taki bir mağazanın soyunma odasında Trump tarafından cinsel saldırıya uğradığını iddia etmişti. Trump, iddiaları reddederek Carroll'ın "yalan söylediğini" ve "uygunsuz davrandığını" söylemiş, ayrıca Carroll'ın kendisini tanımadığını öne sürmüştü. Bunun üzerine Carroll, iftira davası açmıştı.
Geçtiğimiz mayıs ayında New York'taki federal jüri, Carroll'ın cinsel saldırı iddiasını haklı bularak Trump'ın Carroll'a 5 milyon dolar tazminat ödemesine karar vermişti. Ardından, Eylül ayında bir başka jüri, Trump'ın Carroll hakkında yaptığı açıklamaların iftira niteliği taşıdığına hükmederek, tazminat miktarını 83,3 milyon dolara yükseltmişti. Trump'ın avukatları, bu kararın başkanlık dönemindeki resmi görevlerini kapsadığını ve bu nedenle yargı dokunulmazlığına sahip olduğunu iddia ediyor.
Trump, 2016 seçim kampanyası sırasında da birçok kadın tarafından cinsel tacizle suçlanmış, ancak tüm iddiaları reddetmişti. Carroll davası, Trump'ın bugüne kadar yargı önünde kaybettiği en yüksek tazminatlı davalardan biri olarak kayıtlara geçti. Uzmanlar, Yüksek Mahkeme'nin bu başvuruyu kabul edip etmeyeceğine dair bir karar vermesinin aylar sürebileceğini belirtiyor.
Küresel hukuki etkiler
Bu dava, sadece Trump için değil, aynı zamanda eski devlet başkanlarının görev süreleri boyunca yaptıkları açıklamalara ilişkin hukuki dokunulmazlığın sınırlarının belirlenmesi açısından da kritik önem taşıyor. Yüksek Mahkeme'nin vereceği karar, Amerika Birleşik Devletleri'nde eski başkanların görevdeyken işledikleri iddia edilen hukuki ihlallere karşı açılan tazminat davalarının önünü açabileceği gibi, tam tersine bu tür davaların önünü kapatacak bir emsal oluşturabilir.
Uzmanlar, özellikle başkanlık dokunulmazlığı argümanının, kamu görevlilerinin görevleri sırasında söyledikleri sözlerin geniş bir koruma kapsamına alınması gerektiği yönündeki geleneksel hukuk anlayışıyla çeliştiğini vurguluyor. Öte yandan, bu dava süreci, ABD'de toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları mücadelesi açısından da sembolik bir önem taşıyor. Carroll davası, güçlü erkek figürlere karşı açılan cinsel saldırı davalarının Türkiye dahil dünyanın birçok ülkesindeki kadın hareketlerine ilham verdiği biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ile olan ikili ilişkilerinde hukuk, yargı bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü konularında sık sık karşılıklı eleştiriler yaşıyor. Bu dava, Türk kamuoyunda eski devlet başkanlarının yargılanması ve hukukun üstünlüğü ilkeleri bağlamında tartışmalara yol açabilir. Ancak asıl önemli etki, ABD Yüksek Mahkemesi'nin başkanlık dokunulmazlığını genişletmesi durumunda, Türkiye'de de benzer tartışmaların gündeme gelebileceği ve yargısal emsallerin uluslararası hukukta referans olarak kullanılabileceği yönündedir. Ayrıca, bu davanın sonucu, ABD'de hukukun üstünlüğü ve hesap verebilirlik konularındaki algıyı etkileyebilir; bu da Türkiye-ABD ilişkilerinde hukuk alanındaki diyaloğun seyrini dolaylı olarak etkileyebilir.