Pew Araştırma Merkezi’nin 16 Nisan 2025’te yayımladığı küresel anket, dünya genelinde ABD’ye ve Başkan Donald Trump’a duyulan güvenin hızla azaldığını, buna karşılık Çin Halk Cumhuriyeti ve Devlet Başkanı Şi Cinping’e yönelik olumlu algının belirgin şekilde arttığını ortaya koydu. 35 ülkede 40 binden fazla kişiyle yapılan araştırma, uluslararası kamuoyunda yaşanan bu dönüşümün küresel güç dengeleri açısından kritik bir eşiğe işaret ettiğini gösteriyor.
ABD imajı kan kaybediyor
Ankete göre, ABD’yi olumlu değerlendirenlerin oranı 2020’deki %60 seviyesinden 2025’te %43’e geriledi. Başkan Trump’a duyulan güven ise daha sert bir düşüşle %52’den %29’a indi. Araştırmada en çarpıcı değişim, ABD’nin geleneksel müttefiki olarak bilinen ülkelerde yaşandı. Almanya’da ABD’ye olumlu bakanların oranı %70’ten %38’e, Fransa’da %65’ten %35’e, Güney Kore’de ise %75’ten %45’e düştü. Bu ülkelerde Trump’a güven duyanların oranı da benzer şekilde yarı yarıya azaldı.
Özellikle Trump yönetiminin ticaret savaşları, ittifak ilişkilerini zayıflatan çıkışları ve iklim değişikliği politikalarındaki belirsizlikler, ABD’nin uluslararası algısını olumsuz etkileyen başlıca faktörler olarak öne çıkıyor. NATO müttefikleri arasında dahi ABD’nin liderliğine duyulan güvenin sarsılması, transatlantik ilişkilerin geleceği açısından önemli bir uyarı niteliği taşıyor.
Çin’in yıldızı Parlıyor
ABD’nin aksine, Çin’in küresel imajı anket tarihinde ilk kez bu kadar yüksek bir seviyeye ulaştı. Çin’i olumlu görenlerin oranı 2020’deki %30’dan %47’ye çıkarken, Şi Cinping’e duyulan güven ise %24’ten %41’e yükseldi. Bu artış özellikle gelişmekte olan ülkelerde daha belirgin: Afrika ülkelerinde Çin’e yönelik olumlu algı %68’i bulurken, Latin Amerika’da %55, Güneydoğu Asya’da %52 olarak kaydedildi.
Pew araştırmacıları, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) kapsamındaki altyapı yatırımlarının, salgın sonrası ekonomik toparlanmaya sağladığı katkının ve iklim değişikliğiyle mücadelede artan rolünün bu olumlu algının temel nedenleri arasında yer aldığını belirtiyor. Ayrıca Şi Cinping’in uluslararası platformlarda daha görünür bir liderlik sergilemesi ve Çin’in küresel yönetişimde daha fazla söz sahibi olma çabası da anket sonuçlarına yansıdı.
Çin’e duyulan güvendeki artışın en dikkat çekici yönlerinden biri, ABD’nin geleneksel nüfuz bölgelerinde dahi yaşanması. Örneğin, Japonya’da Çin’e olumlu bakanların oranı sadece iki yılda %10’dan %22’ye çıktı. Güney Kore’de ise bu oran %18’den %34’e yükseldi. Bu veriler, ABD-Çin rekabetinin yeni bir aşamaya girdiğini ve Pekin’in diplomatik hamlelerinin meyve vermeye başladığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Anket sonuçları, Türkiye’nin dış politikasında Çin ile ABD arasında bir denge kurma stratejisinin arka planını daha iyi anlamamızı sağlıyor. Hem ABD’ye hem de Çin’e yönelik algıların değişmesi, Türkiye’nin çok yönlü dış politika yürütmesini zorunlu kılıyor. Özellikle Çin’in artan etkisi, Türkiye’nin Kuşak ve Yol Girişimi’ndeki rolünü ve enerji, ticaret, teknoloji alanlarındaki işbirliğini daha stratejik hale getirebilir. Ancak ABD ile ittifak bağlarının devam etmesi ve NATO üyeliği, Türkiye’nin Batı ile ilişkilerinde alternatif bir dengeleme gerektiriyor. Bu tabloda Ankara, iki büyük güç arasında kendi çıkarlarını korumak için daha bağımsız ve hesapçı bir diplomasi izlemek durumundadır.