ABD'de Trump yönetimi, fosil yakıt politikalarına verdiği desteği bir kez daha gözler önüne seriyor. Kuzey Carolina eyaletinde faaliyet gösteren Duke Energy şirketi, Person County’deki iki adet kömürle çalışan enerji ünitesini modernize etmek için 28,4 milyon dolar tutarında kamu fonu almaya hazırlanıyor. Söz konusu yatırım, Roxboro kömür santralinin ömrünü uzatmayı ve daha katı çevre standartlarına uyum sağlamayı hedefliyor. Ancak bu hamle, bölgede halihazırda devam eden doğalgaz santrali inşaatları, yeni bir doğalgaz boru hattı projesi ve Microsoft’un inşa etmeyi planladığı devasa bir veri merkezi gibi gelişmelerle birlikte değerlendirildiğinde, enerji dönüşümü ve çevre sağlığı konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Gelişmenin Arka Planı: Kömüre Kamu Desteği ve Bölgesel Enerji Çatışması
Trump yönetiminin enerji politikaları, başkanlık kampanyası sırasında sık sık dile getirilen “enerji bağımsızlığı” ve “madenci işlerini koruma” söylemlerine dayanıyor. Bu çerçevede, Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Enerji Bakanlığı, kömür santrallerine yönelik düzenlemeleri gevşetirken, bu tür projelere doğrudan mali destek sağlamaktan çekinmiyor. Duke Energy’nin Person County’deki yatırımı da bu desteğin somut bir örneği. Şirket, eskiyen kömür ünitelerine yeni filtreleme sistemleri ve emisyon kontrol teknolojileri ekleyerek, hem santralin kapanmasını engellemeyi hem de eyaletin elektrik talebini karşılamayı amaçlıyor.
Ancak Roxboro kasabası sakinleri, bu gelişmeden hiç de memnun değil. Bölge zaten yeni doğalgaz santrallerinin inşaatı, genişleyen bir boru hattı ağı ve Microsoft’un devasa bir veri merkezi kurma niyetiyle adeta bir sanayi bölgesine dönüşüyor. Yerel halk, hava kalitesinin giderek kötüleştiğini, su kaynaklarının tehdit altında olduğunu ve sağlık sorunlarının arttığını belirtiyor. Özellikle kömür külü depolama alanlarından sızan toksik maddeler, bölgede kanser vakalarının artmasıyla ilişkilendiriliyor.
Küresel Boyut: Kömürün Geri Dönüşü ve İklim Hedefleriyle Çelişki
Trump yönetiminin bu hamlesi, küresel enerji dönüşümü çabalarının tam tersi bir yönde ilerliyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC), kömürün aşamalı olarak terk edilmesini savunurken, ABD’nin en büyük enerji şirketlerinden birine verilen bu destek, uluslararası kamuoyunda tepki çekiyor. Öte yandan, Microsoft gibi bir teknoloji devinin veri merkezi için bu bölgeyi seçmesi, şirketin karbon nötr hedefleriyle çelişiyor. Microsoft, daha önce 2030 yılına kadar karbon negatif olacağını duyurmuştu. Oysa Person County’deki yatırımı, bölgedeki fosil yakıt tüketimini artıracak ve dolaylı olarak şirketin emisyon yükünü yükseltecek.
Analistler, bu durumun ABD’nin iklim taahhütlerine de gölge düşürdüğünü belirtiyor. Trump yönetimi, Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmiş olsa da, eyaletler düzeyinde iklim hedefleri devam ediyor. Ancak federal teşviklerin kömür gibi yüksek emisyonlu kaynaklara yönelmesi, eyaletlerin iklim planlarını baltalıyor. Kuzey Carolina Valisi Roy Cooper, kömür yatırımına karşı çıkmış ve temiz enerji kaynaklarına yönelinmesi gerektiğini söylemişti. Ancak Trump yönetimi, eyalet yetkilerini aşarak doğrudan şirketlere fon aktarabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin enerji politikaları açısından önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye de uzun yıllardır yerli kömür kaynaklarını kullanma stratejisi izliyor ve bu kapsamda yeni kömür santralleri devreye alıyor. Ancak küresel iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında kömüre sağlanan teşvikler, uluslararası alanda eleştiriliyor. ABD’deki bu örnek, fosil yakıt yatırımlarının hem yerel halk sağlığı hem de uluslararası itibar açısından riskler taşıdığını gösteriyor. Türkiye’nin enerji dönüşümünde, yenilenebilir kaynaklara yönelmesi ve kömür sübvansiyonlarını kademeli olarak sonlandırması, hem ekonomik hem de diplomatik açıdan daha sağlıklı bir yol olacaktır. Aksi takdirde, benzer çevresel ve sosyal çatışmalarla karşı karşıya kalabilir.