Donald Trump'ın 'Önce Amerika' politikası, ABD'li bilim insanlarının küresel araştırma işbirliklerinden dışlanmasına ve gelecekteki Nobel ödüllü keşiflerin dışında kalmasına neden olabilir. ProPublica'nın kapsamlı analizine göre, yeni yönetimin göçmen karşıtı politikaları ve uluslararası anlaşmalara yaklaşımı, dünyanın en yetenekli beyinlerinin ABD'ye gelmesini engelleyerek bilimsel üstünlüğü riske atıyor. Bu gelişme, ABD'nin uzun süredir sahip olduğu bilimsel liderlik konumunu kaybetmesine işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetiminin vizeleri sıkılaştırması, özellikle Müslüman çoğunluklu ülkelerden gelen öğrenci ve araştırmacıları hedef alıyor. Bu durum, ABD üniversitelerindeki uluslararası öğrenci sayısında düşüşe neden oldu. Science dergisindeki bir araştırmaya göre, 2023-2024 akademik yılında ABD'ye gelen uluslararası lisansüstü başvuruları önceki yıla göre yüzde 8 azaldı. Asıl endişe verici olan ise bu trendin süreceğine dair işaretler.
ProPublica raporu, özellikle Çin ve İran'dan gelen araştırmacılara uygulanan kısıtlamaların bilimsel ilerlemeyi yavaşlattığını ortaya koyuyor. Örneğin, CRISPR gen düzenleme teknolojisinin geliştirilmesinde kritik rol oynayan Çinli bilim insanları, ABD'deki laboratuvarlarla işbirliği yapmakta zorlanıyor. Bu tür kısıtlamalar, küresel bilim topluluğunun parçalanmasına ve bilginin paylaşımının sekteye uğramasına yol açıyor.
çlik gibi alanlarda ABD'nin rekabet gücünü azaltıyor. Eski Ulusal Bilim Vakfı Başkanı France Córdova, 'Bilim tek başına yapılmaz; uluslararası işbirliği gerektirir' diyerek bu politikaların uzun vadeli sonuçlarına dikkat çekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin bilimsel alandaki bu kapanması, küresel güç dengelerini değiştirebilir. Çin, son yıllarda bilimsel yayın sayısında ABD'yi geçmiş durumda. Doğa Endeksi'ne göre, 2023 yılında Çin, doğa bilimleri alanındaki yayınların yüzde 22'sini üretirken, ABD yüzde 18'de kaldı. Bu eğilimin devam etmesi halinde, bilimsel inovasyonun merkezi Asya'ya kayabilir.
Avrupa Birliği ise bu boşluğu doldurmak için adımlar atıyor. Horizon Europe programı, araştırmacılara daha açık kapılar sunarak ABD'den kaçan yetenekleri çekmeyi hedefliyor. Almanya ve Fransa'daki araştırma enstitüleri, ABD'den gelen başvurularda artış bildiriyor. Bu durum, bilimsel liderliğin Batı'dan Doğu'ya kaymasını hızlandırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin bilim politikalarındaki bu daralma, Türkiye için fırsatlar barındırıyor. Türk bilim insanları, ABD'deki kısıtlamalardan etkilenen araştırmacılarla işbirliği yaparak uluslararası projelerde daha aktif rol alabilir. Özellikle savunma ve yapay zeka alanlarında Türkiye, ABD'den ayrılan yetenekleri çekme potansiyeline sahip. Ancak Türkiye'nin kendi beyin göçünü durdurmadan bu fırsatları değerlendirmesi zor görünüyor. Yurtdışında eğitim gören Türk öğrencilerin yüzde 60'ından fazlası ABD'de kalmayı tercih ediyor. Bu nedenle Türkiye'nin, bilimsel altyapısını ve araştırma ekosistemini güçlendirerek bu yetenekleri geri çekmesi ve iki yönlü bir akış oluşturması gerekiyor. Aksi takdirde, küresel bilimdeki yeni denklemde Türkiye'nin rolü sınırlı kalabilir.