ABD yönetimi, düşük gelirli reşit olmayan bireylerin cinsiyet değişimi süreçlerine federal fon sağlanmasını Ekim ayı itibarıyla yasaklayan bir düzenlemeyi yürürlüğe koydu. Bu karar, Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS) tarafından alındı ve ülke genelinde gençlerin cinsiyet kimliği tedavilerine erişimini önemli ölçüde kısıtlayacak. Karar, özellikle Medicaid ve diğer federal sağlık programlarından yararlanan aileleri etkileyecek; bu durum düşük gelirli hanelerde yaşayan gençlerin hormon tedavisi, ergenlik baskılayıcıları ve cerrahi müdahalelere erişimini büyük ölçüde engelleyebilir.
Gelişmenin arka planı
Yeni düzenleme, HHS'nin 2022 yılında yayınladığı ve reşit olmayanların cinsiyet değişimi sürecinde federal fonların kullanılmasına izin veren kılavuz ilkeleri tamamen tersine çeviriyor. Bakanlık, bu kararın 'kanıta dayalı tıbbi uygulamalar' çerçevesinde alındığını ve gençlerin 'geri dönüşü olmayan sağlık risklerinden' korunmasını amaçladığını bildirdi. Ancak karar, Amerikan Pediatri Akademisi ve Amerikan Tabipler Birliği gibi tıbbi kuruluşların görüşlerine aykırı; bu kuruluşlar, cinsiyet onaylayıcı bakımın gençler için tıbbi açıdan gerekli olduğunu ve yasaklanmasının ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini savunuyor.
HHS'nin yanı sıra, Savunma Bakanlığı da geçtiğimiz aylarda trans bireylerin askere alımını yeniden yasaklamış ve mevcut trans askerlerin statüsüyle ilgili belirsizlik devam ediyor. Bu adımlar, ABD'deki muhafazakar çevrelerin cinsiyet kimliği konularında daha kısıtlayıcı politikalar izlenmesi yönündeki baskılarının bir sonucu olarak yorumlanıyor. Özellikle Cumhuriyetçi yönetimlerin eyalet düzeyinde aldığı benzer kararlar, federal düzeydeki bu düzenlemeyle birlikte ülkede cinsiyet kimliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Demokrat Parti liderleri ise kararı 'aşırı' olarak nitelendirdi ve uygulamanın Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürdü. Konuyla ilgili olarak Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) ve diğer insan hakları örgütleri, federal mahkemelerde dava açtı. Davada, düzenlemenin eşitlik ilkesini ihlal ettiği ve trans bireylere yönelik ayrımcılık yarattığı iddia ediliyor. Uzmanlar, bu hukuki mücadelenin önümüzdeki aylarda Yüksek Mahkeme'ye taşınabileceğini ve ülkede cinsiyet kimliği tedavilerine ilişkin uzun vadeli bir emsal oluşturabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'deki bu gelişme, yalnızca ülke içini değil, uluslararası insan hakları alanını da yakından ilgilendiriyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi uluslararası organlar, cinsiyet onaylayıcı bakımın erişilebilirliğini bir insan hakkı olarak değerlendiriyor. ABD'nin bu kararı, küresel çapta trans hakları konusunda geri adım olarak değerlendiriliyor ve diğer ülkelerdeki muhafazakar hükümetlere örnek oluşturabileceği endişelerini gündeme getiriyor. Özellikle Avrupa'nın bazı ülkelerinde, reşit olmayanlara yönelik cinsiyet değişimi tedavilerinin kısıtlanması yönündeki tartışmalar zaten sürüyor; ABD'nin bu adımı, bu tartışmaları güçlendirebilir.
Öte yandan, küresel sağlık örgütleri, bu tür kısıtlamaların gençler arasında depresyon ve intihar oranlarını artırabileceğine dikkat çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), cinsiyet uyum bakımının tıbbi gerekliliğini vurgularken, bazı ülkeler ise bu tedavileri tamamen yasaklayarak uluslararası eleştirilerin odağı oluyor. ABD'nin kararı, bu alanda dünya genelinde giderek derinleşen bir uçurumun parçası olarak görülüyor; ilerici ülkeler hakları genişletirken, muhafazakar yönetimler ise kısıtlamaları artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, cinsiyet kimliği konularında ABD'deki bu tür tartışmalardan doğrudan etkilenmemekle birlikte, küresel insan hakları normları açısından gelişmeleri yakından izliyor. Türkiye'de trans bireylerin sağlık hizmetlerine erişimi, mevcut yasal çerçevede kısıtlı olabilmekte ve bu alandaki tartışmalar genellikle toplumsal hassasiyetler nedeniyle geri planda kalıyor. ABD'nin bu kararı, Türkiye'deki sivil toplum örgütleri ve LGBTİ+ grupları tarafından olumsuz karşılanabilir; ancak hükümetin resmi tutumu bu konuda net bir açıklama içermiyor. Bölgesel düzeyde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin cinsiyet kimliğiyle ilgili içtihatları, Türkiye'nin de taraf olduğu Avrupa mevzuatıyla uyumlu kararlar almasını teşvik edebilir. Bu bağlamda, ABD'deki bu gelişmenin, Türkiye'nin insan hakları politikaları üzerinde doğrudan bir etkisi olmasa da, uluslararası alanda cinsiyet kimliği haklarına dair yürüyen tartışmaların bir parçası olarak izlenmesi gerekiyor.