ABD Başkanı Donald Trump'ın yönetimi, Kongre'nin dış yardım konusundaki yetkilerini hiçe sayarak yasa dışı bir güç devralma sürecine girdi. Uzmanlar, yönetim yetkililerinin çoğu Kongre emrini büyük ölçüde reddettiğini ve bunun muhtemelen yasaları ihlal ettiğini söylüyor. Bu gelişme, Amerikan siyasetinde yürütme ve yasama arasındaki güç dengesini sarsarken, uluslararası yardım politikalarının geleceği belirsizliğe sürükleniyor. Kongre'nin onayladığı fonların serbest bırakılmaması, ABD'nin müttefikleriyle ilişkilerinde de gerilime yol açıyor.
Gelişmenin arka planı: Kongre emirlerine karşı direniş
Trump yönetimi, göreve başladığı günden bu yana dış yardım bütçesini kontrol altına almak için çeşitli adımlar attı. Ancak son haftalarda, Kongre'nin onayladığı Ukrayna, Afganistan ve Yemen gibi kriz bölgelerine yönelik yardım paketlerinin bloke edildiği ortaya çıktı. Beyaz Saray, bu fonların 'stratejik önceliklerle uyumlu olmadığı' gerekçesiyle bekletildiğini savunuyor. Oysa anayasa hukukçularına göre, Kongre'nin tahsis ettiği bütçeyi harcamama yetkisi başkana tanınmış değil. 1974 tarihli Bütçe ve Nakit Mevzuatı (Impoundment Control Act), başkanın Kongre kararlarını tek taraflı olarak bloke etmesini açıkça yasaklıyor. Trump'ın bu yasayı ihlal ettiği iddiası, Kongre'de hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat üyelerin tepkisini çekiyor. Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, konuyla ilgili bir soruşturma başlatırken, bazı senatörler yönetimi anayasal krize sürüklemekle suçluyor.
Uyar Dergisi'ne konuşan hukuk uzmanları, bu hamlenin başkanlık yetkilerinin anayasada öngörülmeyen bir şekilde genişletilmesi anlamına geldiğini vurguluyor. Georgetown Üniversitesi'nden Profesör Sarah Binder, "Bu, bir güç gaspıdır. Trump yönetimi, Kongre'nin bütçe hakkını fiilen ortadan kaldırmaya çalışıyor" dedi. Beyaz Saray Hukuk Danışmanı ise, başkanın dış politika alanında geniş takdir yetkisine sahip olduğunu savunuyor. Ancak bu argüman, mahkemelerde defalarca reddedildi. 2020'de Yüksek Mahkeme, Trump'ın Meksika sınır duvarı için Kongre fonlarını yönlendirme girişimini anayasaya aykırı bulmuştu. Benzer bir hukuki mücadelenin şimdi de dış yardım konusunda yaşanması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Müttefikler endişeli
ABD'nin dış yardımı bloke etmesi, özellikle Ukrayna ve Afganistan'daki insani krizleri derinleştirme riski taşıyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, ABD yardımlarının gecikmesinin savaş çabalarını olumsuz etkilediğini açıkladı. Öte yandan, Afganistan'da Taliban yönetimi altında insani yardıma muhtaç milyonlarca kişi var. BM Dünya Gıda Programı, ABD fonlarının durması halinde 10 milyondan fazla Afgan'ın açlıkla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu. Trump yönetimi ise bu eleştirilere, yardımların 'daha verimli ve koordineli' şekilde dağıtılacağı yanıtını veriyor, ancak somut bir plan sunmuyor.
Avrupa Birliği ve NATO müttefikleri, ABD'nin güvenilirliğine gölge düştüğü endişesi taşıyor. Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, 'ABD'nin taahhütlerinden vazgeçmesi, ortak güvenlik mimarisine zarar verir' dedi. Bu durum, küresel güç dengesinde bir kaymaya işaret ediyor; Çin ve Rusya, ABD'nin çekilmesiyle ortaya çıkan boşluğu doldurmaya çalışıyor. Örneğin, Çin'in Afrika ve Asya'daki altyapı yatırımları hızlanırken, Rusya da Suriye ve Libya'da nüfuzunu artırıyor. ABD'nin dış yardım politikalarındaki bu belirsizlik, uzun vadede ABD'nin yumuşak gücünü de aşındırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde önemli bir test niteliği taşıyor. Türkiye, ABD'den düzenli olarak dış yardım alan ülkeler arasında yer almasa da, Suriye'nin kuzeyindeki istikrar çalışmaları ve mülteci krizi gibi konularda ABD fonlarına bağımlı. Trump'ın bu hamlesi, bölgesel güvenlik mimarisinde ABD'nin güvenilirliğini sorgulatabilir. Ayrıca, ABD'nin yardım politikalarındaki keyfilik, Türkiye'nin kendi dış yardım stratejilerini çeşitlendirme ihtiyacını artırabilir. Öte yandan, ABD'nin yürütme-yasama dengesindeki bu kriz, Türkiye'nin benzer bir tartışmayı kendi siyasetinde yaşamasına da emsal teşkil edebilir.