Trump yönetiminin İran’a yönelik “ne toz ne dolar” söylemine rağmen, Tahran yeni bir bölgesel anlaşma kapsamında önemli miktarda yaptırım hafifletmesi elde etmeye hazırlanıyor. Anlaşma, İran’ın nükleer programına ilişkin endişeleri gidermeyi amaçlarken, aynı zamanda ülkeye mali rahatlama sağlıyor. Özellikle petrol ihracatı ve dondurulmuş varlıklarına erişim konusunda İran’ın kazanımları, jeopolitik dengeleri yeniden şekillendirecek potansiyele sahip.
Anlaşmanın arka planı ve mali boyutu
Anlaşma, İran’ın nükleer faaliyetlerini sınırlaması karşılığında uygulanan yaptırımların bir kısmının kaldırılmasını öngörüyor. Trump döneminde İran’a uygulanan “maksimum baskı” politikası, ülkenin petrol ihracatını neredeyse sıfırlamış ve döviz rezervlerini dondurmuştu. Ancak yeni anlaşma ile İran, günlük petrol ihracatında önemli bir artış ve yurt dışında tutulan milyarlarca dolarlık varlıklarına erişim hakkı kazanıyor. Uzmanlar, bu mali rahatlamanın İran ekonomisini canlandıracağını ve hükümetin elini güçlendireceğini belirtiyor. Anlaşma ayrıca İran’ın nükleer programı üzerinde daha sıkı bir uluslararası denetim mekanizması öngörüyor.
Trump yönetimi, anlaşmayı “İran’ı nükleer silah elde etmekten alıkoyan en iyi seçenek” olarak savunurken, eleştirmenler ise İran’a sağlanan mali rahatlamanın bölgedeki istikrarsızlığı artırabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle İran’ın Yemen, Suriye ve Lübnan’daki vekil güçlere verdiği desteğin bu fonlarla artabileceğinden endişe ediliyor. Anlaşma metninde, İran’ın bölgesel faaliyetlerine yönelik herhangi bir kısıtlama bulunmaması dikkat çekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşma, Ortadoğu’daki güç dengelerini doğrudan etkileyecek. İran’ın mali olarak rahatlaması, Suudi Arabistan ve İsrail başta olmak üzere bölgesel rakipleri arasında tedirginlik yaratıyor. Suudi Arabistan, anlaşmanın İran’ın bölgesel nüfuzunu artıracağını savunurken, İsrail ise anlaşmayı “tarihi bir hata” olarak nitelendiriyor. ABD’nin Avrupalı müttefikleri ise anlaşmayı nükleer yayılmanın önlenmesi açısından olumlu karşılamakla birlikte, İran’ın balistik füze programı ve insan hakları ihlallerine yönelik endişelerini dile getiriyor. Rusya ve Çin ise anlaşmayı destekliyor ve bu durumun ABD’nin bölgedeki etkisini azaltabileceği yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’la komşu olması ve enerji ihtiyacının bir kısmını bu ülkeden karşılaması nedeniyle anlaşmadan doğrudan etkilenecek. İran’ın mali rahatlaması, Türkiye ile ticaretin artmasına ve özellikle doğalgaz ve petrol ithalatında daha esnek ödeme koşullarına yol açabilir. Ancak aynı zamanda, İran’ın bölgesel nüfuzunun artması, Suriye ve Irak’ta Türkiye’nin çıkarlarıyla çatışma riskini de beraberinde getirebilir. Türkiye, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarından kaynaklanan ticari kısıtlamaların hafiflemesini memnuniyetle karşılayacak, ancak İran’ın vekil güçler üzerindeki etkisinin artmasına temkinli yaklaşacaktır. Bu nedenle Ankara’nın, anlaşmanın uygulanması sürecinde hem Washington hem de Tahran’la dengeli bir diplomasi yürütmesi bekleniyor.