ABD Başkanı Donald Trump, 12 Ekim 2026 Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Çin ve Rusya'nın İran'a "hiç de" yardım etmediğini belirterek, iki ülkenin İran ile ilişkilerini gözden geçirmesi gerektiğini ima etti. Trump'ın bu sözleri, "İran Savaşı" olarak anılan ve son 24 saatte tırmanan gerilim ortamında geldi. Açıklama, ABD'nin Tahran'a yönelik baskı politikasının bir parçası olarak yorumlanıyor ve büyük güçlerin İran krizi karşısındaki tutumunu sorguluyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump'ın açıklaması, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ve askeri varlığını artırdığı bir dönemde geldi. Kaynak özette, Trump'ın "Çin ve Rusya'nın İran'a yardım etmediğini" söylediği ve "iki ülkenin [İran ile] ilişkilerini gözden geçirmesi gerektiğini" eklediği belirtiliyor. Bu ifade, ABD'nin İran'a karşı uluslararası bir cephe oluşturma çabasının bir yansıması. Ayrıca, Beyaz Saray'ın İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine yönelik endişelerini sürdürdüğü anlaşılıyor.
Öte yandan, Çin ve Rusya'nın İran ile ekonomik ve askeri işbirliği son yıllarda artmıştı. Ancak Trump'ın son açıklaması, bu işbirliğinin savaş koşullarında sınırlı kaldığını gösteriyor. Çin, İran'ın en büyük petrol alıcılarından biri konumunda ve 2021'de imzalanan 25 yıllık kapsamlı işbirliği anlaşması bulunuyor. Rusya ise İran ile Suriye ve Orta Doğu'da işbirliği yapmış, ancak Ukrayna savaşı nedeniyle kaynaklarını farklı yönlere kaydırmış durumda. Bu bağlamda Trump'ın sözleri, İran'ın uluslararası alanda yalnızlaştığını ima ediyor.
Beyaz Saray'dan henüz resmi bir yazılı açıklama gelmedi. Ancak ABD yönetiminin İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasını sürdürdüğü ve bölgedeki müttefiklerini de bu yönde teşvik ettiği biliniyor. İran tarafından ise henüz bir yanıt gelmedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın açıklaması, İran nükleer anlaşmasının (JCPOA) çökmesinin ardından ortaya çıkan belirsizlik ortamında önemli bir gösterge. ABD, İran'ın nükleer programını sınırlamak için Çin ve Rusya'nın da desteğini almak istiyor. Ancak Pekin ve Moskova, BM Güvenlik Konseyi'nde ABD'nin İran'a yönelik yaptırım çabalarını sık sık engelledi veya zayıflattı. Trump'ın "yardım etmiyorlar" ifadesi, bu ülkelerin İran'a yönelik yaptırımları delmediğini veya İran'a askeri destek sağlamadığını vurguluyor olabilir.
Uzmanlar, Çin ve Rusya'nın İran ile ilişkilerini tamamen koparmak istemediğini, ancak ABD ile doğrudan bir çatışmadan da kaçındığını belirtiyor. Bu denge politikası, İran'ın ekonomik olarak ayakta kalmasını sağlarken, askeri olarak desteklenmediği anlamına geliyor. Trump'ın açıklaması, İran'ın beklentilerini düşürmeye yönelik bir mesaj olarak da okunabilir.
Bölgesel aktörler açısından Suudi Arabistan, İsrail ve BAE gibi ülkeler, ABD'nin İran'a karşı sert tutumunu destekliyor. Türkiye ise İran ile komşu olarak dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. İran savaşı olarak adlandırılan gelişmeler, Türkiye'nin sınır güvenliği ve enerji arzı açısından risk oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile 560 kilometrelik sınırı ve önemli ticari ilişkileri nedeniyle gelişmeleri yakından izliyor. Trump'ın Çin ve Rusya'nın İran'a yardım etmediğini açıklaması, İran'ın uluslararası alanda yalnızlaşmasının bir göstergesi. Bu durum, Türkiye'nin İran ile enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürürken ABD yaptırımlarına karşı dikkatli olmasını gerektiriyor. Türkiye, İran doğalgazına bağımlı ve ticaret hacmi yıllık 5 milyar dolar civarında. İran'ın istikrarsızlığı, Türkiye'nin doğu sınırında güvenlik riski ve mülteci akını potansiyeli taşıyor. Ayrıca, ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Ankara, hem ABD hem de İran ile diyaloğunu sürdürmek istiyor ancak yaptırımlar ve askeri hareketlilik dengeyi zorlaştırıyor.