BRÜKSEL, 13 Ekim - Avrupa Birliği, Libya'nın doğusuna yönelik göç işbirliğini genişletmek amacıyla 25 milyon euro (29 milyon dolar) ek fon sağlanmasını onayladı. Reuters'ın ele geçirdiği, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in AB liderlerine yazdığı mektuba göre, bu adım Birliğin Kuzey Afrika üzerinden Avrupa'ya yönelen düzensiz göçü kontrol altına alma çabalarının bir parçası.
Göç işbirliğinin arka planı ve anlaşmanın detayları
Avrupa Birliği, 2017 yılından bu yana Libya ile göç konusunda işbirliği yürütüyor. Ancak bu işbirliği daha çok Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile sınırlıydı. Ülkenin doğusunu kontrol eden Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO) ile doğrudan bir mutabakat bulunmuyordu. Yeni fon, özellikle göçmenlerin ve mültecilerin yoğun olarak bulunduğu doğu bölgelerinde (Bingazi, Derna ve Tobruk gibi) insani koşulların iyileştirilmesi ve sınır yönetimi kapasitesinin artırılması için kullanılacak.
Von der Leyen'in mektubunda, fonun AB'nin dış sınırlarının korunmasına yönelik daha geniş stratejisi çerçevesinde değerlendirildiği belirtiliyor. AB, son yıllarda göçmen kaçakçılığıyla mücadele ve düzensiz geçişlerin önlenmesi için Kuzey Afrika ülkeleriyle anlaşmalar yapıyor. Bu kapsamda Mısır, Tunus ve Fas ile benzer mutabakatlar imzalanmıştı. Libya'nın doğusuna yönelik bu yeni adım, ülkenin bölünmüş siyasi yapısına rağmen göç yönetiminde tüm aktörlerle temas kurma isteğini gösteriyor.
Fonun somut olarak nasıl kullanılacağına dair ayrıntılar netleşmiş değil. Ancak AB yetkilileri, paranın bir kısmının göçmenlere yönelik insani yardım projelerine, bir kısmının ise sınır güvenliği eğitimi ve ekipman desteğine ayrılacağını belirtiyor. Eleştirmenler, AB'nin Libya'nın doğusundaki gayri meşru yapılarla işbirliği yaparak göçmen haklarını riske attığını ve ülkedeki bölünmeyi derinleştirebileceğini savunuyor. Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşlar, Libya'da göçmenlerin kötü muameleye maruz kaldığını ve geri itme politikalarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu defalarca dile getirdi.
Bölgesel ve küresel boyut: AB'nin göç diplomasisi
AB'nin Libya'nın doğusuna yönelik bu hamlesi, Birliğin Akdeniz'deki göç rotalarını kontrol etme çabalarının bir yansıması. Libya, Sahra altı Afrika'dan Avrupa'ya uzanan göç güzergahının en kritik durağı. 2011'deki iç savaş sonrası ülkedeki istikrarsızlık, insan kaçakçılığının artmasına zemin hazırladı. AB, 2015'teki göç krizi sonrası bu rotayı kapatmaya odaklandı; ancak Libya'nın bölünmüşlüğü, kapsamlı bir anlaşmayı zorlaştırıyordu.
Doğu Libya ile yapılan bu yeni anlaşma, AB'nin göç konusunda üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıklarına rağmen pragmatik adımlar atmaya devam ettiğini gösteriyor. İtalya ve Malta gibi Akdeniz ülkeleri, göç yükünün adil paylaşılması konusunda uzun süredir şikayetçi. AB'nin Libya'nın doğusuna yönelik fonu, bu ülkelerin taleplerine bir yanıt olarak da görülebilir. Öte yandan, insan hakları örgütleri, AB'nin göçmenleri durdurma pahasına otoriter aktörlerle işbirliği yapmasının uzun vadede bölgesel istikrarsızlığı artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel ölçekte ise AB'nin bu adımı, göç yönetiminde dışsallaştırma politikalarının bir örneği. Birçok Batılı ülke, sınırlarını korumak için komşu ülkelerle anlaşmalar yaparak göçmenleri kendi topraklarından uzak tutma stratejisini benimsiyor. Bu yaklaşım, insan hakları ve mülteci koruması açısından tartışmalı. AB'nin Libya'nın doğusuna sağladığı fon, aynı zamanda ülkedeki siyasi dengeleri de etkileyebilir; Hafter yönetimine dolaylı meşruiyet kazandırabilir. Ancak AB yetkilileri, fonun siyasi değil insani amaçlı olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Libya'nın doğusundaki Hafter yönetimini tanımıyor ve Trablus merkezli UMH'ye destek veriyor. AB'nin doğu Libya ile göç işbirliğini genişletmesi, Türkiye'nin Libya politikasını zorlayabilir. Türkiye, Doğu Akdeniz'deki enerji ve deniz yetki alanı anlaşmaları nedeniyle UMH ile yakın ilişkilerini sürdürüyor. AB'nin Hafter'e dolaylı destek sağlaması, Türkiye'nin bölgedeki dengeleri yeniden gözden geçirmesine yol açabilir. Ayrıca, AB'nin göç fonuyla Libya'nın doğusunda etkinlik kazanması, Türkiye'nin Akdeniz'deki göç rotaları üzerindeki etkisini azaltabilir. Türkiye, AB'nin göç yönetimi politikalarında kendisiyle işbirliği yapması gerektiğini savunuyor; ancak Brüksel'in doğrudan Libya'nın doğusuyla anlaşması, Ankara'nın bölgesel rolünü sınırlayıcı bir adım olarak yorumlanabilir.