ABD Başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na (UNGA) geri dönüyor. Ancak bu dönüş, kendi yönetimi tarafından başlatılan İran savaşı, İsrail'in Gazze ateşkesini ihlal etmesi ve Washington'un belirsiz stratejik hedefleriyle gölgelenmiş durumda. Trump'ın BM kürsüsünden vereceği mesajlar, hem uluslararası toplum hem de bölgesel aktörler tarafından yakından izleniyor.
Gelişmenin arka planı: İran savaşı ve ateşkes ihlalleri
Trump yönetimi, göreve geldiğinden bu yana İran'a yönelik sert bir politika izledi. 2025 yılı başlarında başlatılan ve kısa sürede genişleyen askeri operasyonlar, Tahran'ın nükleer programını hedef alırken, İran da bölgedeki vekil güçleri üzerinden misilleme tehdidinde bulundu. Savaş, Basra Körfezi'nde ve Irak-Suriye hattında istikrarsızlığı artırdı; petrol fiyatları dalgalandı, bölgesel gerilim tırmandı. Trump yönetimi, operasyonların amacını "İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek" olarak açıklasa da, savaşın süresi ve kapsamı konusunda belirsizlik sürüyor. Kongre'deki bazı kanatlar, başkanın savaş yetkilerini aştığını savunuyor. BM Genel Kurulu'nda Trump'ın bu konudaki savunması kritik olacak.
Öte yandan, Gazze'de ateşkes anlaşması kırılganlığını koruyor. İsrail'in anlaşmayı ihlal ettiğine dair raporlar, uluslararası kuruluşlar tarafından dile getiriliyor. Sivil kayıpların artması, ABD'nin İsrail'e verdiği koşulsuz destek nedeniyle Washington'a yönelik eleştirileri derinleştirdi. Trump'ın BM'de bu konuda nasıl bir tutum takınacağı, hem Avrupa başkentleri hem de Arap dünyası tarafından bekleniyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun politikaları, ABD iç siyasetinde de tartışma yaratıyor; bazı Demokrat ve Cumhuriyetçi isimler, İsrail'e yapılan yardımların gözden geçirilmesi çağrısı yapıyor.
Trump'ın BM'ye dönüşü, aslında ilk değil. 2017'deki BM konuşmasında "Amerika Birinci" mesajını yinelemiş, küresel kurumları eleştirmişti. Bu kez, seçim sonrası ikinci döneminde, daha da iddialı bir duruş sergilemesi bekleniyor. Beyaz Saray yetkilileri, konuşmanın ana hatlarının "barış ve güvenlik" üzerine kurulu olacağını söylüyor. Ancak sahadaki gerçeklik, bu söylemi zorluyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Müttefiklerin endişeleri
Trump'ın BM konuşması, sadece ABD'nin değil, tüm uluslararası sistemin geleceği açısından önemli. Avrupa Birliği, İran nükleer anlaşmasının (JCPOA) çöküşünden endişeli. Savaşın genişlemesi, Avrupa'nın enerji güvenliğini tehdit ediyor. NATO içinde, ABD'nin tek taraflı askeri müdahaleleri sorgulanıyor; Avrupalı müttefikler, Washington'un danışmadan hareket etmesinden rahatsız. Özellikle Almanya ve Fransa, diplomatik çözüm çağrılarını yineliyor. Trump'ın BM'de bu eleştirilere nasıl yanıt vereceği, transatlantik ilişkilerin seyrini belirleyebilir.
Rusya ve Çin ise, ABD'nin İran'daki müdahalesini kınayarak, kendi etki alanlarını genişletmeye çalışıyor. Moskova, İran ile askeri işbirliğini derinleştirirken, Pekin, enerji alımlarını sürdürüyor. BM Güvenlik Konseyi'nde olası bir yaptırım kararı, Rusya ve Çin'in veto tehdidiyle karşılaşabilir. Trump yönetimi, bu ikili dengeyi değiştirmek için BM'yi platform olarak kullanmayı planlıyor. Ayrıca, Kuzey Kore ve Venezuela gibi diğer kriz bölgeleri de Trump'ın gündeminde olabilir.
Trump'ın konuşmasının bir diğer önemli başlığı da ekonomik yaptırımlar ve ticaret savaşları olacak. ABD, İran'a uyguladığı yaptırımları sıkılaştırırken, Avrupalı şirketleri de bu yaptırımlara uymaya zorluyor. Bu durum, ABD ile AB arasında yeni gerilimlere yol açabilir. BM Genel Kurulu'nda yapılacak ikili görüşmelerde, Trump'ın ekonomi politikalarını da savunması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın BM dönüşü ve İran savaşı, Türkiye'nin güvenlik ve enerji çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, İran ile 500 kilometrelik sınırı paylaşıyor; savaşın uzaması, mülteci akını ve PKK/YPG gibi terör örgütlerinin bölgede hareketlenmesi riskini artırıyor. Ayrıca, Türkiye İran'dan doğalgaz ithal ediyor; yaptırımların sıkılaşması enerji arz güvenliğini tehdit edebilir. Ankara, hem ABD hem İran ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışıyor. Gazze'de ateşkesin bozulması ise Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek nedeniyle kamuoyunda tepki yaratıyor. BM'de Trump'ın mesajları, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolünü de etkileyecek. Türkiye, olası bir yeni göç dalgasına karşı hazırlıklı olmalı ve diplomatik kanalları açık tutmalı.