ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, son haftalarda dünya genelinde milyonlarca mültecinin korunmasından sorumlu Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ile bağlarını kesme seçeneğini masaya yatırdı. Bu adım, küresel insani yardım mimarisinde benzeri görülmemiş bir krizi tetikleyebilir ve halihazırda zor durumda olan mülteci koruma sistemini çökertme riski taşıyor. Uzmanlar, ABD'nin çekilmesi durumunda UNHCR'nin bütçesinde yaklaşık yüzde 25'lik bir kayıp yaşanacağını ve bunun milyonlarca kişiye yönelik yardımların durmasına yol açabileceğini belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetimi, göreve geldiği 2017 yılından bu yana uluslararası kuruluşlara yönelik fonları defalarca kesmişti. Daha önce BM İnsan Hakları Konseyi'nden çekilen ABD, BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'na (UNRWA) verdiği desteği de sonlandırmıştı. Bu kez hedefte UNHCR var. Beyaz Saray ve Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına göre, Trump'ın danışmanları ajansın ABD çıkarlarına hizmet etmediğini ve maliyet-fayda analizinde başarısız olduğunu savunuyor.
UNHCR, 1950 yılında kuruldu ve bugüne kadar 130'dan fazla ülkede 70 milyonu aşkın mülteci, sığınmacı ve yerinden edilmiş kişiye yardım sağladı. ABD, ajansın en büyük bağışçısı konumunda; 2022 yılında 1,7 milyar dolar katkıda bulundu. Bu miktar, UNHCR'nin toplam bütçesinin yaklaşık dörtte birini oluşturuyor. Trump yönetiminin geri çekilme kararı, özellikle Suriye, Afganistan ve Ukrayna gibi büyük mülteci krizlerinin yaşandığı bölgelerde ciddi bir insani boşluk yaratabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu potansiyel adım, sadece finansal bir kesinti değil, aynı zamanda uluslararası sistemde ABD'nin liderlik rolünün sorgulanmasına yol açıyor. Avrupa Birliği ve diğer Batılı ülkeler, ABD'nin desteğini çekmesi halinde UNHCR'nin ayakta kalmasının zor olacağını ifade ediyor. Özellikle Türkiye, Ürdün ve Lübnan gibi büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yapan ülkeler, UNHCR aracılığıyla gelen yardımların azalmasından doğrudan etkilenecek. Ayrıca, Afrika Boynuzu ve Sahra Altı Afrika'daki mülteci kamplarında kriz derinleşebilir.
Trump'ın bu hamlesi, aynı zamanda ABD iç siyasetinde de yankı buluyor. Bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri, ulusal güvenliğin söz konusu olduğu bir dönemde insani yardımın bir dış politika aracı olarak kullanılması gerektiğini savunurken, Demokratlar bu kararı "insanlık dışı" olarak nitelendiriyor. Küresel mülteci sayısının 2024'te 120 milyona ulaşması beklenirken, UNHCR'nin zaten kısıtlı olan kaynakları daha da daralabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke olarak UNHCR ile yakın iş birliği içinde çalışıyor. ABD'nin UNHCR'ye desteğini kesmesi, Türkiye'ye yönelik uluslararası yardımların azalmasına neden olarak Suriyeli mültecilerin durumunu daha da zorlaştırabilir. Türkiye halihazırda 3,6 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaparken, BM ve AB'den gelen fonların yetersizliği sık sık gündeme geliyor. Bu gelişme, Türkiye'nin mülteci politikasını yeniden gözden geçirmesine ve yeni insani diplomasi girişimlerinde bulunmasına yol açabilir. Bölgesel istikrar açısından da, mülteci akımlarının yönetilememesi Türkiye'nin güney sınırında yeni güvenlik riskleri doğurabilir.