ABD eski Başkanı Donald Trump'ın 2025 başında yeniden iktidara gelmesinin ardından, federal araştırma fonlarında büyük kesintilere gitmesi ve özellikle biyomedikal alandaki araştırmaları hedef alması, ABD medyasında geniş yankı uyandırdı. Ülke basınına göre Trump, biyomedikal araştırmalar üzerindeki kontrolünü daha da sıkılaştırmayı amaçlıyor. Bu hamle, bilim camiasında ve küresel sağlık çevrelerinde ciddi endişelere yol açtı.
Trump'ın araştırma fonlarına müdahalesi
2025'in ilk aylarından itibaren Trump yönetimi, Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) ve Ulusal Bilim Vakfı (NSF) gibi kurumların bütçelerinde ciddi kısıtlamalara gitti. Özellikle biyomedikal araştırmalara ayrılan fonların önemli bir kısmı donduruldu veya iptal edildi. Yönetim, bu kararları "vergi mükelleflerinin parasının daha verimli kullanılması" ve "gereksiz harcamaların önlenmesi" gerekçesiyle savunuyor. Ancak eleştirmenler, bu kesintilerin ABD'nin bilimsel liderliğini zayıflatacağını ve kritik sağlık araştırmalarını sekteye uğratacağını belirtiyor.
Trump'ın ilk döneminde de benzer girişimler olmuştu; ancak bu kez kapsamın daha geniş olduğu ve idari mekanizmaların daha etkin kullanıldığı ifade ediliyor. Örneğin, NIH'nin bazı programları için yeni onay süreçleri getirildiği, belirli alanlardaki (iklim değişikliği ve sağlık, cinsiyet ve sağlık gibi) araştırmalara özel kısıtlamalar uygulandığı bildiriliyor. Ayrıca, araştırma fonlarının dağıtımında siyasi atamaların etkisinin arttığı yönünde iddialar var.
Bu gelişmeler, ABD'li üniversiteler ve araştırma hastaneleri üzerinde baskı oluşturuyor. Birçok kurum, fon kaybı nedeniyle bazı projeleri askıya almak veya personel çıkarmak zorunda kaldı. Bilim insanları, bu durumun uzun vadede yenilikçiliği ve tıbbi ilerlemeyi yavaşlatacağı uyarısında bulunuyor.
Küresel bilim dünyası üzerindeki etkiler
ABD, dünyanın en büyük biyomedikal araştırma fon sağlayıcısı konumunda. NIH'nin yıllık bütçesi 40 milyar doları aşıyor ve bu fonlar sadece ABD'de değil, dünya genelinde birçok ortak araştırmayı destekliyor. Trump'ın kesintileri, uluslararası işbirliklerini de olumsuz etkiliyor. Avrupa ve Asya'daki araştırma kurumları, ABD'li ortaklarının fon kaybetmesi nedeniyle projelerini yeniden yapılandırmak zorunda kalıyor.
Öte yandan, bu durum diğer ülkeler için bir fırsat da yaratabilir. Özellikle Çin ve Avrupa Birliği, bilimsel araştırmalara daha fazla kaynak ayırarak ABD'nin boşalttığı alanı doldurmaya çalışıyor. Çin, son yıllarda biyoteknoloji ve yapay zeka destekli sağlık araştırmalarına büyük yatırım yapıyor. Avrupa da Horizon Europe programı kapsamında biyomedikal araştırmalara ağırlık veriyor. Uzmanlar, ABD'nin içe kapanmasının küresel bilimsel güç dengelerini değiştirebileceğini söylüyor.
Trump yönetiminin bir diğer tartışmalı adımı da, araştırma sonuçlarının kamuya açıklanmasıyla ilgili yeni düzenlemeler. Bazı raporlara göre, yönetim kritik sağlık verilerinin yayınlanmasını geciktirebilecek veya kısıtlayabilecek mekanizmalar üzerinde çalışıyor. Bu da şeffaflık ve bilimsel özgürlük açısından endişe yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin biyomedikal araştırma fonlarını kısması, Türkiye'nin bilimsel işbirlikleri ve sağlık politikaları açısından dolaylı da olsa önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, son yıllarda sağlık alanında Ar-Ge'ye ağırlık veriyor ve TÜBİTAK ile üniversiteler aracılığıyla uluslararası projelerde yer alıyor. ABD fonlarındaki kesinti, Türk araştırmacıların ortak projelerini olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, bu durum Türkiye'nin kendi kaynaklarını daha etkin kullanması ve alternatif ortaklıklar (örneğin Avrupa ve Asya ülkeleriyle) geliştirmesi için bir fırsat olabilir. Ayrıca, küresel sağlık araştırmalarındaki yavaşlama, aşı ve ilaç geliştirme süreçlerini etkileyerek Türkiye'nin sağlık güvenliğini de dolaylı yoldan etkileyebilir.