ABD eski Başkanı Donald Trump, küresel çapta güven sıralamasında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve mevcut ABD Başkanı Joe Biden’ın gerisinde kaldı. 30’dan fazla ülkede yapılan bir kamuoyu araştırması, Xi’nin hem Trump’a hem de Biden’a kıyasla daha olumlu algılandığını ortaya koydu. Anket, ABD’nin geleneksel müttefikleri arasında bile bu eğilimin gözlemlendiğini gösteriyor. Bu sonuç, ABD’nin küresel liderlik konumundaki erozyonun ve Çin’in sistematik yumuşak güç çalışmalarının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Anketin Detayları ve Küresel Güven Eğilimleri
Pew Araştırma Merkezi tarafından gerçekleştirilen ve 2024 yılının başında yayımlanan kapsamlı ankette, katılımcılara “ABD Başkanı Joe Biden’a, ABD eski Başkanı Donald Trump’a ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’e ne kadar güveniyorsunuz?” sorusu yöneltildi. Sonuçlar, Xi’nin ortalama yüzde 32 güven oranına sahip olduğunu, Biden’ın yüzde 28, Trump’ın ise yüzde 19 seviyesinde kaldığını gösterdi. Özellikle Asya-Pasifik ülkelerinde (Japonya, Güney Kore, Avustralya gibi) Xi’ye yönelik güven Biden ve Trump’ı geride bırakırken, Avrupa’da Biden’a olan güven Trump’a göre daha yüksek, ancak Xi’nin birkaç puan gerisinde. Latin Amerika ve Afrika’da ise Xi, Biden ve Trump’a açık ara fark atıyor. Anketin en çarpıcı verilerinden biri, ABD’nin en yakın müttefiklerinden bazılarında (örneğin Kanada, İngiltere, Almanya) Xi’nin Trump’a kıyasla daha yüksek güven alması oldu. Bu durum, Trump’ın “Önce Amerika” politikalarının ve tartışmalı söylemlerinin ittifak ilişkilerine ve kişisel güvene verdiği hasarın bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Küresel Liderlik Yarışında Değişen Dinamikler
Son yıllarda Çin, Kuşak ve Yol Girişimi (Belt and Road Initiative) ve diğer altyapı yatırımlarıyla gelişmekte olan ülkelerde etkisini artırırken, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi, Irak savaşının yaraları ve iç siyasi kutuplaşma, ABD’nin küresel imajını zedeledi. ABD eski Başkanı Trump döneminde uygulanan agresif ticaret politikaları ve ittifaklara yönelik eleştiriler, özellikle Avrupalı ve Asyalı müttefikler arasında güven kaybına yol açtı. Biden yönetimi ittifakları onarmaya çalışsa da, anketler güvenin tam olarak geri kazanılamadığını gösteriyor. Öte yandan Çin’in sistematik lobicilik, medya yatırımları ve kültürel diplomasi çabaları, özellikle pandemi yardımları ve aşı diplomasisi ile birleşince, Xi’nin imajına olumlu yansıdı. Ancak uzmanlar, Çin’in artan otoriter yönetimi, Hong Kong ve Tayvan politikaları, insan hakları ihlallerinin (Uygur sorunu gibi) Batı kamuoyunda farkındalık yarattıkça bu algının değişebileceği uyarısında bulunuyor. Anket sonuçları, yumuşak güç yarışında Çin’in ABD’ye karşı önemli bir ilerleme kaydettiğini, ancak kalıcı bir üstünlükten söz edilemeyeceğini ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem ABD hem de Çin ile karmaşık ve çok boyutlu ilişkilere sahip. ABD ile NATO üyeliği, S-400 krizi ve Suriye politikası gibi konularda derin görüş ayrılıkları yaşanırken, Çin ile Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında iş birliği artarak devam ediyor. Ankette Xi’ye duyulan güvenin yüksek olması, Türkiye’nin Çin ile ekonomik ilişkilerini derinleştirme arayışını teyit eder nitelikte. Ancak Türkiye, ABD ile stratejik ittifakını tamamen terk etmiş değil. Bu sonuçlar, Türk dış politikasının denge arayışında Çin’in artan bir kutup haline geldiğini, ancak ABD’nin askeri ve diplomatik ağırlığının hâlâ belirleyici olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin bu iki büyük güç arasındaki manevra kabiliyeti, dış politikadaki bağımsızlığını koruma çabası açısından kritik öneme sahip.