Washington — ABD Başkanı Donald Trump'ın beyaz seçmenler arasındaki onay oranı, 2020 başkanlık seçimlerini kazandığı altı eyalette negatife döndü. Anket verilerine göre, bu kritik seçmen grubundaki erime, Cumhuriyetçi Parti'nin ara seçimlerde karşı karşıya kalacağı riskleri artırıyor. Söz konusu eyaletler, Trump'ın zaferinde kilit rol oynamıştı.
Arka Plan: Beyaz Seçmenlerdeki Kaymanın Nedenleri
Trump, 2016 ve 2020 seçimlerinde beyaz seçmenlerin desteğiyle kazandığı altı eyalette şimdi aynı grupta onayını yitirmiş durumda. Anketler, bu düşüşün özellikle ekonomik kaygılar, artan enflasyon ve pandemi sonrası toparlanma sorunlarıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. Beyaz seçmenler, geleneksel olarak Cumhuriyetçi Parti'nin temel kitlesini oluşturuyor; bu gruptaki herhangi bir kayma, seçim sonuçlarını doğrudan etkileyebilir.
2020 yılında Trump, Florida, Ohio, Iowa, Teksas, Kuzey Karolina ve Georgia gibi eyaletlerde beyaz seçmenlerden güçlü destek almıştı. Ancak son anketler, bu eyaletlerde onay oranının net negatife döndüğünü ortaya koyuyor. Örneğin, Teksas'ta beyaz seçmenler arasında onay oranı yüzde 50'nin altına inmiş durumda. Benzer şekilde, Florida ve Ohio'da da ciddi düşüşler gözlemleniyor.
Uzmanlar, bu erimenin tek bir nedene bağlanamayacağını belirtiyor. Ekonomik veriler, özellikle beyaz işçi sınıfı arasında tatminsizliği artırmış olabilir. Ayrıca, Kovid-19 salgını yönetimi ve aşı kampanyasına yönelik eleştiriler de bu grupta etkili olmuş görünüyor. Sosyal ve kültürel konulardaki kutuplaşma da beyaz seçmenlerin bir kısmını uzaklaştırmış olabilir.
Ara Seçimler ve Cumhuriyetçiler İçin Riskler
2026 ara seçimlerine yaklaşırken, Cumhuriyetçi stratejistler bu eğilimden endişe duyuyor. Beyaz seçmenler, özellikle kırsal bölgelerde ve banliyölerde Cumhuriyetçi oyların bel kemiğini oluşturuyor. Bu gruptaki bir düşüş, Meclis ve Senato'daki çoğunluğu tehlikeye atabilir. Anketlere göre, beyaz seçmenlerin yüzde 60'ı Trump'ın performansından memnun değil. Bu oran, 2020'ye kıyasla önemli bir artışı işaret ediyor.
Demokratlar ise bu durumu fırsata çevirmeye çalışıyor. Özellikle ekonomik mesajlarla beyaz işçi sınıfına ulaşmayı hedefliyorlar. Başkan Joe Biden yönetimi, altyapı yatırımları ve istihdam paketleriyle bu seçmen kitlesini geri kazanmayı umuyor. Ancak uzmanlar, beyaz seçmenlerin tamamen Demokratlara yönelmeyeceğini, daha çok sandığa gitmeme veya bağımsız adaylara yönelme eğiliminde olabileceğini belirtiyor.
Cumhuriyetçi Parti içinde de Trump'ın adaylığına karşı sesler yükseliyor. Bazı parti yetkilileri, Trump'ın seçilebilirliğini sorgularken, destekçileri ise tabanın hala onun arkasında olduğunu savunuyor. Bu iç çekişme, partinin ara seçim stratejisini zorlaştırıyor.
Küresel ve Bölgesel Etkiler
ABD'deki iç siyasi dalgalanmalar, küresel dengeleri de etkiliyor. Trump'ın zayıflayan onay oranları, uluslararası alanda ABD'nin liderlik kapasitesine dair soru işaretleri yaratabilir. Özellikle NATO, ticaret anlaşmaları ve iklim politikaları gibi konularda belirsizlik artabilir. Avrupa ve Asya'daki müttefikler, Washington'un istikrarını yakından takip ediyor. Ara seçim sonuçları, ABD'nin dış politikada daha öngörülebilir bir çizgiye dönüp dönmeyeceğini gösterecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu siyasi çalkantı, Türkiye-ABD ilişkilerini de dolaylı olarak etkileyebilir. Trump döneminde iki ülke arasında dalgalı bir seyir izleyen ilişkiler, özellikle F-35, S-400 ve YPG konularında gerilmişti. Ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin zayıflaması, Biden yönetiminin Kongre'de daha rahat hareket etmesine olanak tanıyabilir; bu da Türkiye'ye yönelik yaptırım veya silah satışı gibi konularda yeni dinamikler yaratabilir. Öte yandan, Beyaz Saray'ın zayıflaması, Türkiye'nin bölgesel hamlelerinde elini güçlendirebilir. Türkiye, ABD iç siyasetindeki belirsizliği dikkatle izlemeli ve stratejik özerkliğini korumalıdır.