Donald Trump yönetiminin ABD'li işçileri koruma gerekçesiyle H-1B vize programına yönelik sert önlemlerine rağmen, özellikle teknoloji sektöründe çalışan yabancı uzmanlara verilen bu vizelerin yenilenme sayısı tüm zamanların en yüksek seviyesine yaklaştı. ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri (USCIS) verilerine göre, 2024 mali yılında H-1B yenileme başvuruları 400 bini aşarak 2023'teki 386 binlik rekoru geride bıraktı. Bu artış, Trump döneminde getirilen sıkılaştırma politikalarının beklenenin aksine vize talebini caydırmadığını gösteriyor. Uzmanlar, başvurulardaki yükselişin işverenlerin mevcut çalışanlarını kaybetme korkusundan kaynaklandığını belirtirken, bazıları da bunun pandemi sonrası toparlanmanın bir yansıması olduğunu savunuyor.
Başvuru Artışının Arka Planı
H-1B vizeleri, özellikle yazılım mühendisliği, veri bilimi ve yapay zeka gibi alanlarda yüksek vasıflı yabancı iş gücünü ABD'ye çekmek için tasarlanmış bir program. Ancak Trump yönetimi, bu vizelerin Amerikalı işçilerin ücretlerini baskıladığı ve işlerini elinden aldığı gerekçesiyle 2017'den itibaren başvuru sürecini zorlaştıran düzenlemeler getirdi. Örneğin, “Buy American and Hire American” emriyle başvuru ücretleri artırıldı, inceleme süreleri uzatıldı ve ret oranları yükseldi. Buna rağmen, 2020'den bu yana H-1B yenileme başvuruları sürekli arttı. Ulusal Politika Vakfı'ndan (NFAP) Stuart Anderson, “İşverenler, vize yenilemenin reddedilme riskine karşı başvuruları erken yapmaya başladı. Ayrıca, pandemi sonrası teknoloji sektöründe yaşanan büyüme, nitelikli iş gücüne olan talebi katladı” diyor. USCIS istatistiklerine göre, 2024'te onaylanan yenileme başvurularının %98'i kabul edilirken, ilk kez başvuranlar için bu oran %85'e düşüyor. Bu da işverenlerin mevcut çalışanlarını koruma refleksini artırıyor.
Diğer yandan, H-1B vizelerinin yıllık 85 binlik kotası, yenilemeler için geçerli değil. Bu nedenle, yenileme başvurularındaki artış, aslında programın genişlediği anlamına gelmiyor. Uzmanlar, başvuru sayısındaki yükselişin sadece daha fazla sayıda yabancı işçinin vize süresini uzatmaya çalıştığını, yeni işe alımların ise aynı hızda artmadığını belirtiyor. Örneğin, 2024'te ilk H-1B başvuruları bir önceki yıla göre %10 azaldı. Bu durum, Trump döneminin caydırıcılığının yeni başvurular üzerinde etkili olduğunu, ancak mevcut çalışanların işlerini kaybetme korkusuyla yenilemeye yöneldiğini gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
H-1B vizeleri, sadece ABD iç iş gücü piyasasını değil, küresel yetenek akışını da etkiliyor. ABD, son yıllarda Çin ve Hindistan'dan gelen yüksek vasıflı iş gücü için en cazip destinasyonlardan biri olmaya devam ediyor. Ancak Trump yönetiminin politikaları, bu ülkelerden gelen başvuruları olumsuz etkiledi. Özellikle Hintli bilişim şirketleri, ABD'deki ofisleri için vize almakta zorlanırken, birçok firma Kanada ve Birleşik Krallık gibi alternatiflere yöneldi. Kanada'nın 2017'de başlattığı Global Talent Stream programı, benzer bir alanı hedefleyerek ABD'den yetenek çekmeye başladı. Öte yandan, Biden yönetiminin 2021'de göreve gelmesiyle bazı kısıtlamalar gevşetilse de, eski Trump döneminden kalan bürokratik engeller halen devam ediyor. Bu durum, ABD teknoloji sektörünün küresel rekabet gücüne yönelik endişeleri yeniden gündeme getirdi. Örneğin, Google ve Microsoft gibi şirketler, vize sorunları nedeniyle yabancı çalışanlarını geçici olarak Kanada ve İngiltere'deki ofislerine yönlendirdi. Küresel danışmanlık firması Envoy Global'in anketine göre, ABD'li işverenlerin %45'i H-1B vizelerinde yaşanan zorluklar nedeniyle en az bir projeyi yurtdışına taşıdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin yüksek vasıflı iş gücü ihracı ve teknoloji sektörü için önemli sinyaller veriyor. Türk yazılımcılar ve mühendisler, özellikle Silikon Vadisi'nde çalışmak için H-1B vizelerine yoğun ilgi gösteriyor. Trump döneminin sıkılaştırma politikaları, Türk vatandaşlarının ABD'ye iş başvurularını olumsuz etkilerken, vize yenilemelerindeki artış, halihazırda ABD'de çalışan Türklerin istihdamda kalmayı başardığını gösteriyor. Bununla birlikte, ABD'nin vize politikalarındaki belirsizlik, Türk iş gücünün Almanya, İngiltere veya Kanada gibi alternatif pazarlara yönelmesine neden olabilir. Türkiye'nin teknoloji sektörü, yurt dışına beyin göçünü azaltmak için daha cazip teşvikler ve Ar-Ge yatırımları sunmalıdır. Ayrıca, ABD ile vize kolaylığı sağlayacak ikili anlaşmalar, Türk profesyonellerin küresel teknoloji ekosisteminde daha etkin rol almasını sağlayabilir. Bu konu, özellikle savunma sanayii ve yapay zeka gibi stratejik alanlarda yetenek kaybını önlemek açısından kritik öneme sahiptir.