New York Times’ın iki üst düzey Avrupalı yetkiliye dayandırdığı habere göre, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, NATO kapsamında Avrupa’da konuşlandırdığı uçak ve savaş gemisi sayısını önemli ölçüde azaltmayı planlıyor. Söz konusu plan, Avrupalı müttefiklerin savunma harcamalarını artırması yönündeki Trump yönetiminin uzun süredir devam eden baskısının en somut adımı olarak değerlendiriliyor. Rapora göre, Pentagon’un hazırladığı seçenekler arasında, kıtadaki Amerikan askeri varlığının yüzde 10 ila 20 oranında azaltılması da bulunuyor. Bu hamle, NATO’nun caydırıcılık kapasitesine ilişkin ciddi soru işaretleri doğururken, Avrupa ülkeleri arasında telaşa yol açtı.
Gelişmenin Arka Planı: Trump’ın NATO Politikaları ve Artan Gerilim
Trump, başkanlığının ilk döneminden bu yana NATO müttefiklerini, gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYİH) yüzde 2’sini savunmaya ayırmaları konusunda sert bir dille uyarıyordu. Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesi bu hedefi tutturamayınca, Washington yönetimi askeri varlığını azaltma tehdidini sık sık gündeme getirmişti. Ancak mevcut rapor, bu tehdidin ilk kez bu kadar somut ve kapsamlı bir plana dönüştüğünü ortaya koyuyor. Kesinti planı kapsamında, Almanya’daki Ramstein Hava Üssü’nde konuşlu savaş uçaklarının bir kısmının geri çekilmesi ve Akdeniz’de devriye gezen ABD Donanması’na ait savaş gemilerinin sayısının azaltılması gibi adımların değerlendirildiği belirtiliyor.
Avrupalı yetkililer, bu adımın NATO’nun doğu kanadında, özellikle Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığının sürdüğü bir dönemde caydırıcılığı zayıflatacağı uyarısında bulunuyor. Öte yandan, ABD’li yetkililer, Avrupa’nın kendi güvenliği için daha fazla sorumluluk alması gerektiğini savunarak, mevcut durumun sürdürülemez olduğunu vurguluyor. Planın hayata geçirilmesi durumunda, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığı Soğuk Savaş sonrası dönemin en düşük seviyesine gerileyebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: NATO’nun Geleceği ve Avrupa’nın Yanıtı
Bu gelişme, transatlantik ittifakın geleceğine ilişkin en ciddi sınavlardan biri olarak görülüyor. Uzun yıllardır ABD’nin askeri şemsiyesi altında güvenlik sağlayan Avrupa ülkeleri, şimdi kendi savunma kapasitelerini hızla artırmak zorunda kalabilir. Özellikle Fransa ve Almanya, Avrupa Savunma Birliği girişimlerini hızlandırmış durumda. Ancak birçok ülke, ABD’nin sağladığı istihbarat, lojistik ve nükleer caydırıcılık gibi alanlardaki boşluğu kısa vadede dolduracak kapasiteye sahip değil.
Rusya ise bu gelişmeyi yakından izliyor. Kremlin, ABD’nin geri çekilmesini NATO’nun zayıflığı olarak yorumlayabilir ve Ukrayna savaşında daha agresif bir tutum sergileyebilir. Öte yandan, Çin de ABD’nin Avrupa’daki angajmanının azalmasını, kendi etki alanında daha rahat hareket etmek için bir fırsat olarak görebilir. Küresel güç dengelerini etkilemesi beklenen bu hamle, ABD’nin “Amerika Birinci” politikasının en belirgin yansımalarından biri olarak tarihe geçebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO’nun güney kanadında kilit bir müttefik olarak, bu gelişmelerden doğrudan etkilenecek ülkelerin başında geliyor. ABD’nin askeri varlığını azaltması, Doğu Akdeniz’deki güç dengesini Türkiye aleyhine bozabilir ve özellikle Ege ile Kıbrıs konularında Yunanistan’a avantaj sağlayabilir. Ayrıca, NATO’nun caydırıcılığının zayıflaması, Türkiye’nin güney sınırındaki terör tehditlerine ve Suriye’deki istikrarsızlığa karşı mücadelesini olumsuz etkileyebilir. Ankara, Avrupa’nın kendi savunmasını üstlenme çabalarına sıcak baksa da, ABD’siz bir NATO’nun etkinliğinin azalacağını düşünüyor. Türk diplomatların önümüzdeki dönemde, ittifak içinde dengeleyici bir rol üstlenerek, hem Washington hem de Avrupa başkentleriyle yoğun temas halinde olması bekleniyor.