Eski ABD Başkanı Donald Trump, Time dergisinin Perşembe günü yayımlanan röportajında, Yüksek Mahkeme'ye atadığı muhafazakar yargıçlar Neil Gorsuch, Brett Kavanaugh ve Amy Coney Barrett için pişmanlık duyduğunu açıkladı. Trump, "Evet. Evet. Ne yapabilirim? Onları ben atadım" diyerek, görev süresi boyunca yaptığı bu kritik atamalardan duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi.
Atamaların Arka Planı
Trump, başkanlığı döneminde Yüksek Mahkeme'ye üç muhafazakar yargıç atayarak, mahkemenin uzun yıllar sürecek muhafazakar çoğunluğunu şekillendirmişti. Neil Gorsuch, 2017 yılında Antonin Scalia'nın ölümüyle boşalan koltuğa atandı. Brett Kavanaugh, 2018'de Anthony Kennedy'nin emekli olmasıyla göreve geldi ve atanma süreci cinsel saldırı iddialarıyla gölgelenmişti. Amy Coney Barrett ise 2020'de Ruth Bader Ginsburg'un vefatının ardından, Trump'ın başkanlık seçimini kaybetmesinden hemen önce Senato tarafından onaylandı.
Bu atamalar, muhafazakar taban için büyük bir zafer olarak görülmüş ve Trump'ın en kalıcı miraslarından biri olarak değerlendirilmişti. Özellikle kürtaj karşıtı hareket, bu yargıçların Roe v. Wade kararını bozacağını umuyordu. Nitekim 2022'de Yüksek Mahkeme, Dobbs v. Jackson Kararı ile kürtaj hakkını federal düzeyde koruyan Roe v. Wade'i bozdu. Bu karar, Trump'ın atadığı üç yargıcın da çoğunluk oyuyla alındı.
Ancak Trump'ın şimdi pişmanlık duyduğunu açıklaması, bu mirasa gölge düşürdü. Röportajda Trump, Yüksek Mahkeme'nin bazı kararlarından memnun olmadığını ima etti. Özellikle son dönemde mahkemenin verdiği ve muhafazakar tabanı hayal kırıklığına uğratan kararlar olabilir. Örneğin, mahkeme geçtiğimiz aylarda bazı eyaletlerin sosyal medya düzenlemelerini engelleyen kararlar almıştı. Ayrıca, Trump'ın kendi davalarıyla ilgili olarak Yüksek Mahkeme'nin gösterdiği tutum da eski başkanı memnun etmemiş olabilir.
Siyasi Yansımalar
Trump'ın bu açıklaması, 2024 başkanlık seçimlerine giden süreçte Cumhuriyetçi Parti içindeki dinamikleri etkileyebilir. Muhafazakar seçmen nezdinde Yüksek Mahkeme atamaları Trump'ın en güçlü kozlarından biriydi. Şimdi bu kozun zayıflaması, Trump'ın sağ kanattaki desteğini sarsabilir. Özellikle dini muhafazakarlar ve kürtaj karşıtları, Trump'ın pişmanlık ifadelerini endişeyle karşılayabilir.
Diğer yandan, Trump'ın bu çıkışı, kendisini hala Cumhuriyetçi Parti'nin lideri olarak konumlandırma çabasının bir parçası olarak da yorumlanabilir. Trump, sık sık anketlerde önde giden Başkan Joe Biden'a karşı yarışta, tabanını konsolide etmek için sert mesajlar veriyor. Ancak bu kez eleştirisi kendi atadığı yargıçlara yönelik oldu.
Yüksek Mahkeme'nin son dönemdeki kararları, Trump'ın beklentilerini karşılamamış olabilir. Mahkeme, Trump'ın başkanlık seçimi sonuçlarını iptal etme çabalarına yönelik davalarda genellikle aleyhte karar vermişti. Ayrıca, Trump'ın vergi belgelerinin Kongre'ye teslim edilmesi gibi konularda da mahkeme Trump'ın aleyhine hüküm vermişti. Trump'ın pişmanlığı, bu tür kararlara duyulan öfkenin bir yansıması olabilir.
Küresel ve Bölgesel Boyut
ABD Yüksek Mahkemesi, sadece ABD iç hukukunu değil, küresel ölçekte de önemli kararlara imza atan bir kurum. Özellikle ticaret, çevre, insan hakları ve teknoloji alanlarındaki kararları, dünya genelinde yankı uyandırıyor. Trump'ın atadığı yargıçların muhafazakar duruşu, bu alanlarda ABD'nin pozisyonunu etkileyebiliyor. Örneğin, iklim değişikliğiyle mücadelede federal düzenlemelerin sınırlanması, Paris Anlaşması gibi küresel taahhütleri dolaylı olarak etkileyebilir. Ancak Trump'ın pişmanlık açıklaması, bu yargıçların görevde kalacağı gerçeğini değiştirmiyor; zira Yüksek Mahkeme yargıçları ömür boyu atanıyor ve sadece ölüm, emeklilik veya görevden alma yoluyla boşalabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi'nin kompozisyonu ve vereceği kararlar, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren konularda da belirleyici olabilir. Özellikle ABD'nin yaptırım kararları, F-35 programı, Halkbank davası gibi başlıklarda Yüksek Mahkeme'nin içtihadı önem taşıyor. Trump'ın atadığı yargıçların muhafazakar eğilimi, genellikle yürütme organının dış politika yetkilerini geniş yorumlama yönünde. Bu durum, Türkiye aleyhine kararların çıkma ihtimalini artırabilir. Öte yandan, Trump'ın olası bir yeniden seçilme senaryosunda, kendi atadığı yargıçlarla yaşadığı gerilim, ABD-Türkiye ilişkilerinde yeni belirsizlikler yaratabilir. Ancak şu an için Türkiye'ye yönelik somut bir etki henüz gözlemlenmiyor.