ABD Başkanı Donald Trump, Pazartesi günü imzaladığı bir başkanlık kararnamesiyle çocukluk çağı aşı takvimini köklü biçimde değiştirecek bir adım attı. Kararname, kızamık, kabakulak ve kızamıkçık (KKK) aşısının tek enjeksiyon yerine üç ayrı sağlık ziyaretinde yapılmasını tavsiye ediyor. Bu düzenleme, Trump yönetiminin aşı politikalarını yeniden şekillendirme çabalarının en somut örneği olarak değerlendiriliyor. Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr.'ın aşı karşıtı görüşleriyle bilinen bir isim olması, kararnamenin bilimsel temellerden çok ideolojik saiklerle hazırlandığı yorumlarını güçlendiriyor. Uzmanlar, KKK aşısının üç ayrı ziyarete bölünmesinin aşı kapsamını düşürebileceği ve salgın riskini artırabileceği konusunda uyarıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Aşı Karşıtlığı ve Sağlık Politikaları
Trump'ın bu kararı, göreve geldiği günden bu yana aşı politikalarını değiştirme yönündeki ısrarlı çabalarının bir devamı niteliğinde. Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr., uzun yıllardır aşıların otizmle bağlantılı olduğu yönündeki bilimsel olarak çürütülmüş iddiaları savunmasıyla tanınıyor. Kennedy, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamalarda aşı takviminin "aşırı kalabalık" olduğunu ve çocukların bağışıklık sistemini gereksiz yere zorladığını öne sürmüştü. Bu kararname, Kennedy'nin bu görüşlerinin resmi politika haline getirilmesi olarak yorumlanıyor.
Ancak tıp dünyasından gelen tepkiler sert. Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) ve Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) gibi kurumlar, KKK aşısının tek doz olarak uygulanmasının güvenli ve etkili olduğunu defalarca kanıtladı. Aşının üçe bölünmesi durumunda, ailelerin ziyaretleri tamamlamama olasılığının artacağı ve bu nedenle toplumsal bağışıklığın zayıflayacağı belirtiliyor. Özellikle son yıllarda kızamık vakalarında görülen artış, bu tür uygulamaların ne kadar riskli olabileceğini gözler önüne seriyor. Örneğin, 2019'da ABD'de kızamık vakaları 25 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Aşı Karşıtlığının Yükselişi
Bu karar, yalnızca ABD içinde değil, dünya genelinde aşı karşıtı hareketlerin güçlenmesine yol açabilecek bir emsal teşkil ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), aşı karşıtlığını küresel sağlık tehditleri arasında ilk sıralara koymuş durumda. Trump yönetiminin bu adımı, diğer ülkelerdeki aşı karşıtı gruplara meşruiyet kazandırabilir. Özellikle Avrupa ve Asya'da aşı tereddüdü zaten artış gösterirken, ABD gibi bir süper gücün bu yönde bir politika izlemesi, küresel aşılama oranlarını olumsuz etkileyebilir.
Uzmanlar, bu tür adımların sadece kızamık gibi hastalıkların yeniden yaygınlaşmasına yol açmayacağını, aynı zamanda aşı geliştirme ve üretim süreçlerine olan güveni de sarsacağını ifade ediyor. COVID-19 pandemisi sırasında aşıların hızla geliştirilmesi, milyonlarca hayat kurtarmıştı. Ancak pandemi sonrası dönemde aşı karşıtlığı propaganda hız kazandı. Trump'ın bu kararı, bu propagandayı resmi düzeyde meşrulaştıran ilk somut adım olarak tarihe geçebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından doğrudan bir dış politika sorunu oluşturmasa da küresel sağlık politikaları üzerinden dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, aşılama oranlarında son yıllarda düşüş yaşayan ülkeler arasında yer alıyor; AA'nın verilerine göre 2023'te kızamık vakalarında ciddi bir artış görüldü. ABD'deki bu tür uygulamalar, Türkiye'deki aşı karşıtı söylemleri güçlendirebilir ve halk sağlığını tehdit edebilir. Ayrıca, küresel aşı tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksamalar ve aşı güvenine yönelik erozyon, Türkiye'nin kendi aşılama programlarını etkileyebilir. Türk sağlık yetkililerinin, DSÖ ve diğer uluslararası kuruluşlarla koordinasyon içinde, aşı karşıtlığıyla mücadele stratejilerini güçlendirmesi önem taşıyor.