ABD Başkanı Donald Trump, Kasım ayındaki ara seçimlere giderken, İran'daki maliyetli bir çıkmaz ve Ukrayna'dan Gazze'ye kadar uzanan çözülmemiş krizler nedeniyle iddialı dış politika gündemiyle ilgili elle tutulur bir başarı elde edememiş durumda. Beyaz Saray'ın tek taraflı ve baskı odaklı politikaları, uluslararası toplumda yalnızlaşmaya yol açarken, başkanın seçim öncesi vaatlerinin çoğu gerçekleşmemiş görünüyor. Bu tablo, hem Cumhuriyetçi Parti tabanında hem de bağımsız seçmenlerde hayal kırıklığı yaratırken, Trump'ın 'Amerika'yı Yeniden Büyük Yap' vizyonunun dış politika ayağının sorgulanmasına neden oluyor.
İran'a Uygulanan Yaptırımlar ve Askeri Yıpranma
Başkan Trump'ın dış politika öncelikleri arasında İran'a uygulanan 'azami baskı' politikası yer alıyordu. Nükleer anlaşmadan (JCPOA) çekilerek başlattığı bu süreç, Tahran yönetimini müzakere masasına getirmek yerine gerilimi tırmandırdı. Basra Körfezi'nde yaşanan tanker krizleri ve ABD'ye ait insansız hava aracının düşürülmesi gibi olaylar, tarafları savaşın eşiğine getirdi. Ancak Trump'ın son anda askeri operasyonu durdurması, kararsız bir liderlik görüntüsü çizdi. Ortadoğu'da uzun süredir devam eden bu gerilim, ABD'nin bölgedeki müttefiklerini de tedirgin ederken, İran'ın nükleer faaliyetlerini artırması uluslararası toplumun tepkisini çekti. ABD'nin bu politikaları, hem maliyetli hem de sonuçsuz kaldı; İran yönetimi direnişini sürdürürken, bölgedeki istikrarsızlık arttı.
Ukrayna'da Rusya'ya karşı uygulanan yaptırımlar ise Moskova'nın pozisyonunu değiştirmedi. Doğu Ukrayna'daki çatışmalar devam ederken, ABD'nin Kiev'e verdiği askeri destek sorgulanmaya başlandı. Gazze'deki krizlere kalıcı bir çözüm bulunamazken, Orta Doğu'da barış getireceğini düşündüğü planını da hayata geçiremeyen Trump yönetimi, müttefikleriyle sık sık fikir ayrılığına düştü. Avrupa ülkeleri, İran politikası başta olmak üzere ABD'nin tek taraflı adımlarına açıkça karşı çıkarak, kendi bağımsız diplomatik girişimlerini devreye soktu. Bu durum, Atlantik ittifakında derin çatlaklara yol açtı.
Küresel Sahnede Artan Yalnızlık ve Ticaret Savaşları
Trump'ın 'önce Amerika' politikası, geleneksel müttefiklerle ilişkileri yıpratırken, küresel ticaret sistemini de hedef aldı. Çin ile başlattığı ticaret savaşı, küresel ekonomik belirsizlikleri artırdı ve ABD'li çiftçiler ile teknoloji şirketleri üzerinde olumsuz etkiler yarattı. Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nın (NAFTA) yeniden müzakere edilmesi sonucu imzalanan ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA) bazı kazanımlar sağlasa da, bu başarı ara seçimlerde etkili olabilecek ölçüde değil. Dahası, NATO'nun askeri harcamaları konusundaki sert eleştiriler ve Almanya başta olmak üzere Avrupalı müttefiklere yönelik baskılar, ittifakın geleceği hakkında soru işaretleri oluşturdu.
Bununla birlikte, Trump'ın Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile gerçekleştirdiği tarihi zirveler, dış politika başarısı olarak lanse edilse de, nükleer silahsızlanma konusunda somut bir ilerleme kaydedilmedi. Pyongyang'ın füze denemelerine devam etmesi, bu görüşmelerin bir gösterişten öteye gidemediğini ortaya koydu. Afganistan'da Taliban ile yürütülen müzakereler de benzer şekilde sonuçsuz kaldı; ülkede çatışmalar sürerken, ABD'nin asker çekme planları belirsizliğini koruyor. Bu tablo, Trump'ın 'savaşları bitirme' vaadine rağmen, Amerika'nın küresel çatışmaların içinde kalmaya devam ettiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin dış politikada yaşadığı bu başarısızlıklar, Türkiye için hem riskler hem de fırsatlar barındırıyor. Özellikle İran'a yönelik yaptırımların devam etmesi ve bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırıyor. Aynı zamanda, ABD'nin Ortadoğu'da azalan etkinliği, Türkiye'yi bölgesel bir aktör olarak öne çıkarabilir; ancak bu durum, Rusya ile yaşanan rekabeti de derinleştirebilir. ABD ile yaşanan S-400 krizi ve CAATSA yaptırım tehditleri, iki ülke arasındaki gerginliği tırmandırırken, Trump'ın seçim öncesi Türkiye'ye yönelik esnek bir tutum sergileme ihtimali, Ankara'nın elini güçlendirebilir. Fakat bu dalgalanmalar, Türk dış politikasının öngörülemez bir ortamda manevra yapmasını gerektiriyor.