ABD Başkanı Donald Trump'ın, 8 Kasım'daki kritik ara seçimlere kısa bir süre kala onay oranı, son dönemdeki seleflerine göre en düşük seviyede. Gallup ve Reuters/Ipsos gibi iki büyük anket şirketinin verilerine göre, Trump'ın onay oranı, 2010'da Barack Obama ve 2002'de George W. Bush'un aynı dönemdeki oranlarının yanı sıra, 2022'de Joe Biden'ın görev süresinin bu aşamasındaki oranından da geride. Bu durum, Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi ve Senato'daki çoğunluk mücadelesini zora sokabilir.
Anket verileri ve karşılaştırmalar
Gallup'un son anketine göre, Trump'ın onay oranı yüzde 43 olarak ölçüldü. Bu oran, Obama'nın 2010 Kasım'ındaki ara seçimler öncesi yüzde 45'lik onayının ve Bush'un 2002'deki yüzde 62'lik popülaritesinin oldukça altında. Reuters/Ipsos anketi ise Trump'ın onay oranını yüzde 41 olarak gösteriyor; bu da Biden'ın 2022'deki yüzde 45'lik oranından bile düşük. Uzmanlar, Trump'ın özellikle bağımsız seçmenler arasında popülaritesini kaybettiğini ve ekonomik konulardaki olumsuz algının bu düşüşte etkili olduğunu belirtiyor.
Karşılaştırmalı analiz, Trump'ın görev süresindeki çalkantılı gündemin, devam eden davaların ve Kongre soruşturmalarının onay oranını olumsuz etkilediğini gösteriyor. Her ne kadar Cumhuriyetçi taban içinde desteği güçlü olsa da, salıncak eyaletlerdeki bağımsız seçmenlerin desteğini çekememesi, partinin kongre yarışındaki şansını azaltıyor.
Seçim bağlamı ve liderlik algısı
Ara seçimler, genellikle görevdeki başkanın performansına bir referandum olarak görülür. Trump'ın 2016 seçimlerindeki zaferi, seçmen tabanındaki motivasyonu koruyabilirken, son anketlerdeki düşüş, Cumhuriyetçi adayların sandıkta dezavantajlı konuma düşmesine yol açabilir. Özellikle enflasyon, sağlık hizmetleri ve göç politikaları gibi konular seçmenlerin öncelikleri arasında öne çıkarken, Trump'ın bu alanlardaki söylemlerinin bağımsız seçmenleri ikna etmekte yetersiz kaldığı yorumları yapılıyor.
Biden'ın görev süresindeki bu döneme kıyasla daha yüksek bir onaya sahip olması, Demokratların da motivasyonunu artırabilir. Ancak analistler, ara seçim sonuçlarının yalnızca başkanın popülaritesine bağlı olmadığını, yerel faktörlerin ve aday kalitesinin de belirleyici olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu siyasi tablo, Türkiye'yi doğrudan etkilemekle birlikte, dolaylı sonuçlar doğurabilir. Ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin Kongre'de çoğunluğu kazanması, başkanlık kararlarına karşı daha fazla denetim anlamına gelebilir; bu da Türkiye'ye yönelik yaptırım veya askeri yardım kararlarını etkileyebilir. Öte yandan, başkanın zayıf onayı, dış politikada riskli adımlar atma iştahını azaltabilir ve bu da Türkiye'nin bölgesel çıkarları için fırsat pencereleri açabilir. Türkiye, ABD'nin iç siyasi istikrarsızlığını öngörerek, ilişkilerde arabulucu veya dengeleyici bir rol üstlenebilir. Ancak mevcut konjonktürde, iki ülke arasındaki iletişim kanallarının açık tutulması ve diplomatik manevraların dikkatli yönetilmesi kritik önem taşıyor.