Fudan Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü Dekanı ve önde gelen Çinli ABD uzmanı Wu Xinbo, Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminde uyguladığı 'Önce Amerika' dış politikasının, aslında farkında olmadan Çin'in küresel konumunu güçlendirdiğini savunuyor. Wu'ya göre, ABD'nin geleneksel müttefiklerine sırt çevirmesi, çok taraflı anlaşmalardan çekilmesi ve korumacı ticaret politikaları, Pekin'in boşluğu doldurmasına olanak tanıyor. Bu durum, ABD-Çin rekabetinde paradoksal bir etki yaratıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Wu Xinbo, South China Morning Post'a verdiği röportajda, Trump yönetiminin izolasyonist eğilimlerinin ABD'nin 'yumuşak gücünü' aşındırdığını belirtiyor. Örneğin, ABD'nin Paris İklim Anlaşması'ndan çekilmesi ve Dünya Sağlık Örgütü'ne yönelik eleştirileri, Washington'ın küresel liderlik rolünü sorgulatıyor. Bu ortamda Çin, Kuşak ve Yol Girişimi gibi projelerle altyapı yatırımlarını artırıyor ve Asya Altyapı Yatırım Bankası gibi kurumlarla uluslararası finansal mimaride söz sahibi oluyor. Wu, ABD'nin müttefikleriyle yaşadığı gerilimlerin, özellikle Avrupa ve Asya-Pasifik ülkelerini Çin ile daha yakın ekonomik ilişkilere yönelttiğine dikkat çekiyor.
Trump döneminde başlatılan ticaret savaşlarına rağmen Çin'in GSYİH büyümesinin nispeten istikrarlı seyrettiğini vurgulayan Wu, ABD yaptırımlarının kısa vadede zarar verse de uzun vadede Çin'in teknolojik bağımsızlık çabalarını hızlandırdığını ifade ediyor. Özellikle yarı iletkenler ve yapay zeka alanında Çin'in yerelleşme hamleleri, ABD'nin teknolojik hegemonyasını tehdit ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Wu Xinbo'ya göre, ABD'nin Asya-Pasifik bölgesindeki askeri varlığını ve diplomatik taahhütlerini azaltması, Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki iddialarını güçlendirmesine ve Tayvan üzerindeki baskısını artırmasına zemin hazırlıyor. Aynı şekilde, ABD'nin Ortadoğu'dan çekilmesi, Çin'in Suudi Arabistan ve İran arasındaki arabuluculuk gibi diplomatik girişimlerde daha aktif rol almasını sağlıyor. Küresel ölçekte ise, Çin'in aşılama diplomasisi ve iklim değişikliğiyle mücadele taahhütleri, ABD'nin terk ettiği liderlik boşluğunu doldurma çabası olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin rekabetinin derinleşmesi, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Türkiye, Kuşak ve Yol Girişimi'nin kritik bir kavşağında yer alırken, Çin ile ticaret hacmini artırmakta ancak teknoloji transferi ve bağımlılık konularında dikkatli davranmak zorunda. Öte yandan, ABD'nin bölgedeki nüfuzunun azalması, Türkiye'nin Kafkasya ve Orta Asya'da daha bağımsız bir politika izlemesine alan açabilir. Ancak, bu rekabetin Türkiye'yi iki güç arasında tercih yapmaya zorlamaması, denge politikasının sürdürülebilirliğini koruma gereğini ortaya koyuyor. Ayrıca, yaptırım ve ticaret savaşlarının küresel ekonomiyi olumsuz etkilemesi, Türkiye'nin ihracat ve döviz kuru istikrarı açısından risk oluşturuyor.