ABD Başkanı Donald Trump, ülkede benzin fiyatlarının son haftalarda hızla yükselmesine rağmen “çok yüksek olmadığını” iddia etti. İran ile artan askeri gerilimin etkisiyle galon başına ulusal ortalama fiyat 4,16 doları bulurken, Trump sosyal medyada yaptığı açıklamada akaryakıt maliyetlerinin “göreceli olarak düşük” olduğunu öne sürdü. Ancak bu ifadeler, özellikle seçim yılında hanelerin bütçesini zorlayan enerji fiyatları nedeniyle kamuoyunda tepkiyle karşılandı.
Fiyat Artışının Arkasındaki Dinamikler
ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin (EIA) son verilerine göre, ülke genelinde benzinin varil fiyatı son bir ayda yüzde 12 oranında arttı. Uzmanlar, bu yükselişin başlıca nedenini İran’a yönelik yaptırımların sıkılaştırılması ve Basra Körfezi’ndeki tanker saldırıları sonrası artan jeopolitik risk primi olarak gösteriyor. Trump yönetimi, İran’ın nükleer faaliyetlerine karşı “maksimum baskı” politikasını sürdürürken, Tahran’ın petrol ihracatını neredeyse sıfıra indiren bu strateji küresel arzı daraltıyor. Öte yandan OPEC+ ülkelerinin üretim kısıtlamaları, fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı artırıyor.
Beyaz Saray’dan yapılan resmi açıklamada, Trump’ın bu sözlerinin bağlamından koparıldığı savunuldu. Ancak muhalefet, başkanın Amerikan halkının yaşadığı ekonomik sıkıntıyı küçümsediğini belirterek tepki gösterdi. Özellikle işçi sınıfı ve taşımacılık sektörü, yakıt maliyetlerindeki artışın doğrudan enflasyonu tetiklediğini vurguluyor. Ulusal Ortalama Benzin Fiyatı verilerine göre, Kaliforniya gibi bazı eyaletlerde galon fiyatı 5 doların üzerine çıktı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD’deki akaryakıt fiyatları, yalnızca iç piyasa için değil, küresel enerji dengeleri açısından da belirleyici. Dünyanın en büyük petrol tüketicisi olan ABD’deki talep dalgalanmaları, ham petrol fiyatlarını doğrudan etkiliyor. İran geriliminin tırmanması, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini tehdit ederken, buradan geçen günlük 20 milyon varillik petrol akışının sekteye uğraması durumunda küresel fiyatların ikiye katlanabileceği uyarıları yapılıyor. Uzmanlar, Trump’ın “fiyatlar düşük” söyleminin, aslında yönetimin İran’a karşı daha sert bir tutum almasının önünü açmak için kamuoyunu hazırlama amacı taşıyor olabileceğini değerlendiriyor.
Bu arada, ABD Stratejik Petrol Rezervi’nin (SPR) son iki ayda 5 milyon varil azaltıldığı ortaya çıktı. Eski yetkililer, bu rezervin üretim kesintilerine değil, yalnızca acil durumlara yanıt vermek için kullanılması gerektiğini hatırlatıyor. Enerji politikaları üzerine çalışan düşünce kuruluşları, Trump’ın İran’a yönelik sert retoriğinin, 2024 seçimleri öncesinde enerji bağımsızlığı vaadini baltaladığı yorumunu yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran geriliminin akaryakıt fiyatlarına yansıması, enerjide büyük ölçüde dışa bağımlı olan Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor. Türkiye, ham petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 90’ını ithal ediyor ve İran, geçmişte önemli tedarikçilerden biriydi. ABD yaptırımları nedeniyle İran’dan alımı durdurmak zorunda kalan Ankara, alternatif kaynak arayışında Irak ve Rusya’ya yönelmişti. Ancak küresel fiyatların yükselmesi, Türkiye’nin cari açığını ve enflasyonunu daha da baskılayabilir. Ayrıca Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, Türkiye’nin doğalgaz ve petrol tedarik zinciri açısından kritik önem taşıyor. Bu nedenle Ankara, bölgede diplomasinin ön planda tutulmasını isterken, yaptırımların kendisini de hedef alabileceği endişesini taşıyor.