WASHINGTON/KAHİRE, 11 Temmuz - ABD Başkanı Donald Trump, Amerika Birleşik Devletleri ile İran'ın bu hafta yaşanan düşmanlıkların tırmanmasına rağmen görüşmelere devam etme konusunda anlaştığını, ancak geçen ay iki taraf arasında varılan ateşkesin sona erdiğini ilan etti. Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, "İran ile bir anlaşmaya varmak istiyoruz, ancak bu onların şartlarına boyun eğeceğimiz anlamına gelmez. Ateşkes bitti, ancak diyalog kapısı hâlâ açık" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, iki ülke arasında son haftalarda artan gerilimin ardından geldi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Musavi ise yaptığı yazılı açıklamada, İran'ın müzakere masasına dönmeye hazır olduğunu ancak ABD'nin yaptırımları kaldırması gerektiğini vurguladı. Musavi, "Müzakere, baskı ve tehdit altında yapılamaz. ABD önce eylemleriyle güven vermeli" dedi.
Gelişmenin arka planı
İki ülke arasındaki ateşkes, geçen ay Umman'ın arabuluculuğuyla sağlanmış ve tarafların nükleer program ve bölgesel gerginlikler konusunda diyaloğa başlamasıyla sonuçlanmıştı. Ancak bu hafta başında İran destekli Husilerin Yemen'de Suudi Arabistan'a yönelik insansız hava aracı saldırıları ve ABD'nin Basra Körfezi'nde İran devriye botlarına müdahalesi, ateşkesin çökmesine neden oldu. Trump, bu olayları "kabul edilemez provokasyonlar" olarak nitelendirdi ve ABD'nin İran'a yeni yaptırımlar uygulamayı değerlendirdiğini belirtti. Beyaz Saray yetkilileri, yeni yaptırımların İran'ın petrol ihracatını ve finansal işlemlerini hedef alacağını ve önümüzdeki günlerde duyurulacağını ifade etti.
İran ise ABD'nin 'maksimum baskı' politikasına karşılık olarak uranyum zenginleştirme seviyesini artırmış ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetçilerine bazı tesislere erişim izni vermemişti. UAEA'nın son raporuna göre, İran'ın yüzde 60 saflıkta uranyum stoku 120 kilograma ulaşmış durumda. Bu seviye, nükleer silah üretimi için gereken yüzde 90 saflığa oldukça yakın. Uzmanlar, bu gelişmenin İran'ın nükleer programının askeri boyuta geçebileceği endişelerini artırdığını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran gerginliğinin tırmanması, Ortadoğu'da dengeleri yeniden şekillendiriyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), ABD'ye tam destek verirken, Katar ve Umman arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. Rusya, her iki tarafa da itidal çağrısı yaparken, Çin ise diplomatik çözümden yana olduğunu ancak ABD'nin tek taraflı yaptırımlarını eleştirdiğini açıkladı. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, "Ateşkesin sona ermesi endişe verici. Tarafları diyaloğa devam etmeye çağırıyoruz" dedi. AB, İran'la nükleer anlaşmayı (JCPOA) canlandırmak için çaba harcarken, Trump yönetiminin anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulaması, Avrupa'nın elini zayıflatıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Basra Körfezi'nde olası bir çatışmanın küresel petrol arzını ciddi şekilde etkileyebileceği uyarısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran arasındaki bu gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrarını doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal ettiği İran ve Irak üzerinden gelen doğalgaz hatlarına bağımlıdır. Olası bir çatışma veya yaptırımların derinleşmesi, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve enerji arzında kesintiye yol açabilir. Ayrıca, Suriye ve Irak'ta İran destekli gruplar ile ABD arasındaki gerginlik, Türkiye'nin sınır güvenliğini tehdit edebilir. Ankara, hem ABD hem de İran ile diyalog kanallarını açık tutarak dengeli bir politika izlemeye çalışsa da, bu tür bir kriz Türkiye'yi zorlu bir diplomatik denge oyununa itebilir. Türkiye'nin bölgesel aktör olarak arabuluculuk rolü üstlenmesi veya en azından gerilimin yumuşatılmasına katkı sağlaması beklenebilir.