ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamada Washington ile Tahran yönetimi arasında bir anlaşmaya varıldığını ve anlaşmanın pazar günü imzalanacağını duyurdu. Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı kısa açıklamada, anlaşmanın detaylarına girmeden, 'İran ile büyük bir anlaşma imzalayacağız. Yarın Pazar günü imza töreni gerçekleşecek' ifadelerini kullandı. Anlaşmanın kapsamına ilişkin henüz resmi bir bilgi paylaşılmazken, uzmanlar bunun nükleer müzakereler veya bölgesel gerilimlerin azaltılmasıyla ilgili olabileceğini belirtiyor.
Anlaşmanın arka planı
İran ve ABD arasındaki gerilim, son yıllarda özellikle 2018'de Trump'ın İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) tek taraflı olarak çekilmesi ve İran'a yönelik ekonomik yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla tırmanmıştı. İran da buna karşılık uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırarak anlaşmadaki taahhütlerini askıya almıştı. Son birkaç yıldır Oman Körfezi'nde yaşanan tanker saldırıları, Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırılar ve bölgesel vekil güçler aracılığıyla devam eden çatışmalar, iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti. Bu bağlamda, anlaşmanın varılması bölgesel istikrar açısından kritik bir öneme sahip.
Trump'ın açıklamasının hemen ardından İran tarafından henüz resmi bir onay gelmedi. Ancak kaynaklar, müzakerelerin aylardır sürdüğünü ve tarafların Arap Yarımadası'ndaki vekil güçlerin çatışmasının sonlandırılması ve nükleer program konusunda bir anlayış birliğine varıldığını iddia ediyor. İran'ın iç siyaseti de bu anlaşma sürecinden etkilenmiş durumda; muhafazakarlar, anlaşmanın derhal reddedilmesi gerektiğini savunurken, reformistler ekonomik yaptırımların hafifletilmesi için anlaşmayı destekliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran anlaşması yalnızca iki ülkeyi değil, tüm Ortadoğu'yu etkileyecek potansiyele sahip. İran'ın nükleer programının sınırlanması, İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere ABD'nin bölgesel müttefikleri için önemli bir güvenlik meselesi. Her iki ülke de daha önce İran'la yapılacak herhangi bir anlaşmaya şüpheyle yaklaşacaklarını belirtmişti. Öte yandan, anlaşma petrol piyasalarında da dalgalanmaya neden olabilir. Brent petrol fiyatları, Trump'ın açıklamasının ardından hafif düşüş gösterdi. Piyasalar, yaptırımların hafifletilmesi halinde İran'ın petrol ihracatının artacağını ve küresel arzın yükselebileceğini öngörüyor.
Avrupa Birliği ise uzun süredir ABD ile İran arasında diyalog çağrısı yapıyordu. Almanya, Fransa ve İngiltere'nin arabuluculuk girişimleri şimdiye kadar sonuç vermemişti. Bu nedenle, anlaşmanın ABD'nin Avrupalı müttefiklerini de rahatlatması bekleniyor. Ancak anlaşmanın kapsamı netleşmeden uluslararası toplumun nasıl bir tepki vereceği belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile ABD arasında varılması beklenen anlaşma, Türkiye için doğrudan güvenlik ve enerji boyutlarıyla kritik öneme sahip. İran, Türkiye'nin doğal gaz ve petrol ithalatında önemli bir kaynak; anlaşma ile yaptırımların hafifletilmesi, Türkiye'nin enerji tedarik maliyetlerini düşürebilir. Ayrıca, Türkiye uzun süredir İran'ın bölgesel nüfuzu, PKK/PYD bağlantılı gruplar ve Suriye'deki vekil çatışmaları nedeniyle istikrarsızlıktan etkileniyor. Anlaşma, Suriye ve Irak'ta İran destekli milislerin faaliyetlerini de dolaylı olarak etkileyebilir. Bununla birlikte, Türkiye İran'la arasını bozmadan hem ABD ile ilişkilerini normalleştirmek hem de enerji iş birliğini sürdürmek için ince bir denge politikası izlemek zorunda. Anlaşmanın başarısız olması halinde bölgesel gerilimin yeniden tırmanması, Türkiye'nin güney sınırlarındaki tehdidi artırabilir.