İngiltere hükümeti, Gazze'de mahsur kalan onlarca Filistinli kadın ve çocuğun ülkeye girişini engellemekle suçlanıyor. The Guardian'ın aktardığına göre, İngiltere İçişleri Bakanlığı yetkilileri, başvuruda bulunan bazı kişilerin sırf "teröristlerin faaliyet gösterdiği bir bölgeden" gelmeleri nedeniyle güvenlik riski oluşturduklarını öne sürüyor. Bu kapsamda, aile birleşimi talepleri reddedilen çok sayıda kadın ve çocuğun Gazze'de çatışmaların ortasında kaldığı belirtiliyor. İngiliz hükümetinin bu tutumu, uluslararası insan hakları örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının sert tepkisine yol açarken, özellikle Hamas ile bağlantılı olduğu iddia edilen bazı ailelerin durumunun daha da karmaşık hale geldiği bildiriliyor.
Gelişmenin arka planı
İngiltere İçişleri Bakanlığı, geçtiğimiz aylarda Gazze'den tahliye edilmek isteyen Filistinli kadın ve çocuklara yönelik vize başvurularını durdurdu. Resmi olarak gerekçe olarak güvenlik endişeleri gösterilse de, basına yansıyan belgelerde, başvuru sahiplerinin çoğunun "Hamas'ın kontrolündeki bir bölgeden gelmeleri nedeniyle" potansiyel risk olarak değerlendirildiği ifade ediliyor. Ancak eleştirmenler, bu uygulamanın toplu bir cezalandırma anlamına geldiğini ve Gazze'deki sivillerin korunmasız bırakıldığını savunuyor. Özellikle savunma hattının giderek daraldığı Gazze'de, aile birleşimi bekleyenlerin umutları tükenirken, insan hakları kuruluşları İngiltere'yi uluslararası hukuku ihlal etmekle suçluyor.
The Guardian'ın haberinde, bazı İngiliz diplomatların da bu politikanın "insani felakete yol açtığını" kabul ettiği ancak siyasi baskılar nedeniyle geri adım atılmadığı belirtiliyor. İçişleri Bakanlığı'na yakın kaynaklar ise, güvenlik önlemlerinin "sıkılaştırıldığını" ve tüm başvuruların titizlikle incelendiğini savunuyor. Bununla birlikte, Filistin asıllı İngiliz vatandaşlarının aileleriyle ilgili başvurularda da benzer engellerle karşılaşıldığı bildiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının sürdüğü bir dönemde, Batılı ülkelerin Filistinli mültecilere yönelik tutumunu yeniden gündeme getiriyor. İngiltere'nin bu kararı, müttefiki olan ABD ve AB ülkeleriyle de uyumsuz görünüyor; zira bu ülkeler, en azından söylem düzeyinde, Gazze'deki sivillerin tahliyesine destek verdiklerini açıklamışlardı. Özellikle İngiltere'deki Müslüman toplum ve insan hakları örgütleri, hükümeti "çifte standart" ile suçluyor. Birmingham ve Londra'da yapılan protestolarda, "Gazze'deki çocuklar terörist değildir" sloganları öne çıkarken, Başbakan Rishi Sunak'a yönelik eleştiriler artıyor.
Uzmanlar, İngiltere'nin bu politikasının, uluslararası hukukta yer alan "geri göndermeme ilkesi" (non-refoulement) ile çeliştiğini ve bunun gelecekte yargısal süreçlere yol açabileceğini belirtiyor. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) verilerine göre, Gazze'deki nüfusun büyük bölümünü kadın ve çocukların oluşturduğu göz önüne alındığında, bu kararın binlerce insanın ölüm riskini artırdığı ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destek ve Gazze'deki insani krize yönelik insani yardım çabalarıyla öne çıkıyor. Bu gelişme, İngiltere'nin Filistinlilere yönelik politikasını eleştiren Türkiye'nin tezlerini güçlendiriyor. Türkiye, Batılı ülkelerin Gazze'deki sivillere karşı sergilediği tutumu sürekli olarak kınamıştı; bu haber, İngiltere'nin "çifte standartlı" davrandığı yönündeki Türk Dışişleri'ndeki anlatıyı destekliyor. Ayrıca, Türkiye'nin ev sahipliğinde yürütülen diplomatik girişimler ve insani yardım koridorları, bu tür ayrımcı uygulamalara karşı alternatif bir model sunuyor. Orta Doğu'da kalıcı barışın tesisi için uluslararası toplumun eşit davranması gerektiğini vurgulayan Türkiye, bu tür olayların bölgesel istikrarı daha da zedelediğini savunuyor.