ABD Başkanı Donald Trump, Pazartesi günü Kongre'ye Amerikan film ve televizyon yapımlarını yeniden canlandırmak amacıyla federal vergi teşviklerini onaylama çağrısında bulundu. Trump, yaptığı açıklamada, sektörün son yıllarda yurtdışına kaydığını ve bunun ABD ekonomisi ile kültürel etkisini zayıflattığını savundu. Öneri, federal düzeyde ilk kez bu tür bir teşvik paketinin gündeme gelmesi açısından dikkat çekiyor.
Gelişmenin arka planı
Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, "Amerikan film endüstrisi dünyanın en büyüğüydü, ancak artık değil. Diğer ülkeler büyük teşvikler vererek yapımları kendilerine çekiyor. Biz de aynısını yapmalıyız." ifadelerini kullandı. Başkan, özellikle Kaliforniya, New York ve Georgia gibi eyaletlerdeki yapım stüdyolarının son yıllarda Kanada, Birleşik Krallık, Avustralya ve Doğu Avrupa ülkelerine taşındığını belirtti.
ABD film endüstrisi, pandemi sonrası toparlanma sürecinde zorluklarla karşılaştı. 2023'te Hollywood'da yaşanan grevler, yapımların durmasına ve milyarlarca dolarlık kayba neden oldu. Ayrıca dijital platformların yükselişi, geleneksel stüdyo sistemini dönüştürdü. Ancak sektör temsilcileri, federal teşviklerin yapımları ABD'ye geri getirebileceğini savunuyor.
Trump'ın önerisi, Kongre'de iki partiden de destek bulabilir. Zira hem Cumhuriyetçiler hem Demokratlar, eyaletlerindeki film sektörünü korumak istiyor. Ancak federal bütçe açığı ve öncelikler konusundaki anlaşmazlıklar, teşvik paketinin geçişini zorlaştırabilir. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, tasarının detaylarının henüz netleşmediği, ancak yapım şirketlerine vergi indirimi ve altyapı yatırımları içerebileceği belirtildi.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD film endüstrisi, küresel eğlence pazarının lideri konumunda. Ancak son yıllarda Netflix, Amazon ve Disney gibi şirketlerin uluslararası yapımlara yönelmesi, Hollywood'un hakimiyetini sarstı. Kanada, Avustralya ve İngiltere gibi ülkeler, cömert vergi teşvikleriyle yapımcıları çekiyor. Örneğin, Kanada'da federal ve eyalet düzeyinde sağlanan teşvikler, yapım maliyetlerini %30'a kadar düşürebiliyor. Benzer şekilde, Macaristan ve Çekya gibi Orta Avrupa ülkeleri de düşük maliyetler ve teşviklerle öne çıkıyor.
Trump'ın çağrısı, küresel yapım pazarında rekabeti artırabilir. Eğer ABD federal teşvikler uygulamaya koyarsa, diğer ülkeler de kendi teşviklerini gözden geçirmek zorunda kalabilir. Bu durum, film yapım maliyetlerini ve lokasyon seçimlerini etkileyebilir. Ayrıca, ABD'de üretilen içeriklerin küresel dağıtımında da değişiklikler olabilir.
Türkiye, son yıllarda dizi ve film yapımlarında önemli bir bölgesel merkez haline geldi. Özellikle Orta Doğu, Balkanlar ve Latin Amerika'ya ihraç edilen Türk dizileri, ülkeye önemli döviz girdisi sağlıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'nin dizi ihracatı yılda 500 milyon doları aşıyor. Ancak Türkiye'de yapım teşvikleri sınırlı ve bürokratik engeller var. ABD'nin federal teşvik hamlesi, Türkiye'nin bu alandaki rekabet gücünü olumsuz etkileyebilir. Zira yapımcılar, daha cazip teşvikler sunan ülkelere yönelebilir.
Öte yandan, Türkiye'nin genç ve dinamik yapım sektörü, esnek çalışma koşulları ve düşük maliyetlerle avantajlı. Ancak küresel rekabette kalıcı olmak için teşvik sisteminin iyileştirilmesi ve altyapı yatırımlarının artırılması gerekiyor. Trump'ın önerisi, Türkiye için bir uyarı niteliğinde: Eğer sektör desteklenmezse, yetenekli yapımcılar ve teknik ekipler yurtdışına gidebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin federal vergi teşvikleri yoluyla film endüstrisini canlandırma çabası, Türk dizi ve film sektörü için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da küresel rekabeti artıracak. Türkiye, son yıllarda dizi ihracatında önemli bir oyuncu haline geldi ve yıllık 500 milyon doları aşan gelir elde ediyor. Ancak ABD'nin cazip teşvikler sunması, uluslararası yapımcıları ve platformları etkileyerek Türkiye'nin pazar payını daraltabilir. Ayrıca, nitelikli iş gücünün ABD'ye yönelmesi riski var. Türkiye'nin bu alandaki avantajını koruması için yapım teşviklerini artırması, bürokrasiyi azaltması ve altyapıya yatırım yapması gerekiyor. Kültürel diplomasi açısından da Türk dizilerinin küresel erişimi, yumuşak güç açısından kritik. Bu nedenle, sektöre yönelik stratejik bir yol haritası şart.